<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Sağlık</title>
         <link>https://www.nethaber.com.tr/eski/saglik/</link>
         <description></description><item>
			<title><![CDATA[Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesinde suda doğum dönemi başladı]]></title>
			<description><![CDATA[Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesinde anne adaylarının doğum sürecini daha konforlu ve kontrollü geçirmelerini sağlamak amacıyla hidroterapi eşliğinde doğum (suda doğum) hizmeti verilmeye başlandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesinde anne adaylarının doğum sürecini daha konforlu ve kontrollü geçirmelerini sağlamak amacıyla hidroterapi eşliğinde doğum (suda doğum) hizmeti verilmeye başlandı.Hastane bünyesinde hizmete alınan Hidroterapi Ünitesi'nde, uygun gebelerde doğum eyleminin aktif döneminin bir bölümünün 36-37 derece sıcaklığındaki özel doğum havuzunda, uzman sağlık personelinin gözetiminde geçirilmesine imkan sağlanıyor."Doğal olan Normal Doğum" eylem planı kapsamında hizmet veren Gebe Okulu'nda da anne adaylarına gebelik süreci, doğum yöntemleri, nefes ve gevşeme teknikleri, anne sütü ve emzirme ile yenidoğan bakımı konularında eğitim ve danışmanlık hizmeti sunuluyor.Hidroterapi uygulamasında ılık suyun rahatlatıcı etkisiyle doğum sancılarının daha iyi tolere edilmesine ve kasların gevşemesine katkı sağlanırken, suyun kaldırma kuvvetinin anne adaylarının hareketlerini kolaylaştırarak farklı pozisyonlar almasına yardımcı olması amaçlanıyor.Uygulama kapsamında anne ve bebeğin sağlık durumu sağlık ekibince düzenli olarak takip ediliyor.Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği sorumlusu Opr. Dr. Oğuz Çalıova, hidroterapi eşliğinde doğum eyleminin uygun kriterleri karşılayan anne adaylarına uygulandığını söyledi.Çalıova, doğumun aktif döneminin bir bölümünde anne adaylarının 36-37 derece sıcaklığındaki suyla hazırlanan özel havuzda sağlık ekibinin yakın takibi altında izlenebildiğini belirtti.Ilık suyun rahatlatıcı etkisinin doğum sancılarının daha iyi tolere edilmesine ve kasların gevşemesine katkı sağladığını aktaran Çalıova, "Suyun kaldırma kuvveti anne adayının hareketlerini kolaylaştırarak farklı ve rahat pozisyonlar almasına yardımcı olabilmektedir. Daha sakin ve konforlu bir ortamın sağlanması da anne adayının doğum sürecine aktif katılımını destekleyebilmektedir." dedi.Çalıova, doğum eyleminin ilerlemesi ve doğuma hazır hale gelinmesiyle anne adayının aynı odada bulunan doğum masasına alınarak doğumun gerçekleştirildiğini ifade etti.Ünitede görev yapan doktor ve ebelerin hidroterapi konusunda eğitim aldığını belirten Çalıova, uygulama boyunca anne ve bebeğin sağlık durumunun yakından takip edildiğini kaydetti.Hastanede hizmete alınan Hidroterapi Ünitesi'nde bugüne kadar 3 doğum gerçekleştirildi.Doğumlarda 2 kız ve 1 erkek bebek sağlıklı şekilde dünyaya geldi. Doğumların ardından anne ve bebeklerin sağlık durumlarının iyi olduğu, gerekli takip ve kontrollerin tamamlanmasının ardından sağlıklı şekilde taburcu edildikleri bildirildi.Hastane Başhekimi Doç. Dr. Erkan Doğan da hidroterapi ünitesinin anne adaylarını normal doğuma teşvik etmek amacıyla hizmete alındığını aktardı.Hidroterapi eşliğinde doğum uygulamasıyla uygun gebelerde anne adaylarının doğum sürecine aktif katılımının, hareket özgürlüğünün ve konforunun desteklenmesinin amaçlandığını aktaran Doğan, şunları kaydetti:"Anne Dostu Hastane", "Bebek Dostu Hastane" ve "Bebek Dostu Yenidoğan Yoğun Bakım" unvanlarına sahip Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak, Karabük'te daha etkin ve verimli sağlık hizmeti sunmak, normal doğum sürecine katkı sağlamak amacıyla Hidroterapi Ünitesini hizmete aldık. Anne ve bebek sağlığını önceleyen, bilimsel esaslara dayalı ve güvenli doğum hizmetlerini geliştirmeye devam ediyoruz."Doğan, "Doğal olan Normal Doğum" eylem planı kapsamında yeni hizmete giren Hidroterapi Ünitesi ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde görev yapan uzman doktor ve ebelerden oluşan deneyimli ekibe teşekkür etti.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/karabuk-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-suda-dogum-donemi-basladi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/karabuk-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-suda-dogum-donemi-basladi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/karabuk-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-suda-dogum-donemi-basladi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/karabuk-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-suda-dogum-donemi-basladi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/karabuk-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-suda-dogum-donemi-basladi/842494/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 19:36:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Menteşe'de Halk Sağlığı Haftası etkinliği]]></title>
			<description><![CDATA[Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, Halk Sağlığı Haftası kapsamında Menteşe İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından Sınırsızlık Meydanı'nda düzenlenen "Sağlıklı Yaş Al, Sağlıklı Kal" temalı etkinliğe katıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, Halk Sağlığı Haftası kapsamında Menteşe İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından Sınırsızlık Meydanı'nda düzenlenen "Sağlıklı Yaş Al, Sağlıklı Kal" temalı etkinliğe katıldı.Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte ücretsiz kan şekeri ve tansiyon ölçümleri yapıldı. Vatandaşların boy, kilo ve Beden Kitle İndeksi (BKİ) ölçümleri gerçekleştirilirken, kronik hastalıklar konusunda da danışmanlık hizmeti verildi.Etkinlikte konuşan İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, Halk Sağlığı Haftası'nın toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesi açısından önemli bir farkındalık fırsatı olduğunu belirtti.Hastalıkların ortaya çıkmadan önlenmesi ve erken tanının önemine dikkat çeken Akça, 3-9 Eylül tarihleri arasında kutlanan Halk Sağlığı Haftası kapsamında 7 günde 7 farklı temanın ele alınacağını söyledi.Muğla genelinde hafta boyunca düzenlenecek etkinliklerle vatandaşların koruyucu sağlık hizmetleri konusunda bilinçlendirilmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi amaçlanıyor.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/mentese39de-halk-sagligi-haftasi-etkinligi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/mentese39de-halk-sagligi-haftasi-etkinligi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/mentese39de-halk-sagligi-haftasi-etkinligi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/mentese39de-halk-sagligi-haftasi-etkinligi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/mentese-de-halk-sagligi-haftasi-etkinligi/842427/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 17:09:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Şeker hastalığının sessiz belirtileri: Diyabet fark edilmeden ilerleyebilir]]></title>
			<description><![CDATA[Endokrinoloji Uzm. Dr. Melek Aksu Geyik, tip 2 diyabet ve prediyabetin uzun süre belirgin şikâyetlere neden olmadan ilerleyebileceğini belirterek, günlük yaşamda sıradan görülen bazı değişikliklerin kan şekeriyle ilgili önemli uyarılar olabileceğini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Endokrinoloji Uzm. Dr. Melek Aksu Geyik, tip 2 diyabet ve prediyabetin uzun süre belirgin şikâyetlere neden olmadan ilerleyebileceğini belirterek, günlük yaşamda sıradan görülen bazı değişikliklerin kan şekeriyle ilgili önemli uyarılar olabileceğini söyledi.Diyabetin her zaman belirgin şikâyetlerle ortaya çıkmadığını ifade eden Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Endokrinoloji Uzm. Dr. Melek Aksu Geyik, özellikle tip 2 diyabet ve diyabet öncesi dönem olarak bilinen prediyabetin kişinin kendisini sağlıklı hissetmesine rağmen sinsi şekilde ilerleyebildiğine dikkat çekti."Kendimi iyi hissediyorum düşüncesi yanıltıcı olabilir"Tip 2 diyabette belirtilerin yavaş ortaya çıkabileceğini belirten Uzm. Dr. Geyik, "Tip 2 diyabet ve diyabet öncesi evre olan prediyabet, uzun süre hiçbir şikâyete yol açmadan sinsi bir şekilde ilerleyebilir. Bu nedenle 'Kendimi iyi hissediyorum, hastalanmam' düşüncesi yanıltıcı olabilir" dedi.Bu belirtilere dikkatYüksek kan şekerinin bazı kişilerde çeşitli belirtilerle kendini gösterebildiğini aktaran Geyik, aşırı susama ve sık idrara çıkma, sürekli halsizlik ve sık acıkma, bulanık görme, açıklanamayan kilo değişiklikleri, yaraların geç iyileşmesi, el ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanma ile tekrarlayan enfeksiyonların dikkate alınması gerektiğini belirtti.Boyun ve koltuk altındaki koyulaşma uyarı olabilirBoyun ve koltuk altı gibi kıvrım bölgelerinde görülen kadifemsi koyulaşmaların da dikkat edilmesi gereken bulgular arasında yer aldığını belirten Geyik, bu durumun tıpta "akantozis nigrikans" olarak adlandırıldığını ve insülin direnciyle ilişkili olabileceğini ifade etti.Kimler risk altında?Ailesinde diyabet bulunan, fazla kilosu olan, hareketsiz yaşam süren ve ileri yaş grubunda bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Geyik, risk faktörleri bulunan kişilerin herhangi bir belirti ortaya çıkmasını beklemeden düzenli sağlık kontrollerini yaptırmasının önemine dikkat çekti. Diyabet tanısının yalnızca belirtilere bakılarak konulmadığının altını çizen Geyik, tanı ve değerlendirmede çeşitli kan şekeri testlerinden yararlanıldığına dikkat çekti. HbA1c testinin yaklaşık son üç aylık dönemdeki ortalama kan şekeri düzeyi hakkında bilgi verdiğini ifade eden Geyik, "HbA1c değerinin yüzde 5,7-6,4 arasında olması prediyabet, yüzde 6,5 ve üzerinde olması ise diyabet açısından değerlendirilmesini gerektiriyor. Kesin tanının ise hekim tarafından, gerekli testler ve klinik değerlendirme birlikte ele alınarak konulması gerekiyor" diye konuştu."Erken teşhis büyük önem taşıyor"Diyabetin erken dönemde fark edilmesinin hastalığın kontrol altına alınması açısından büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Melek Aksu Geyik, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve gerekli durumlarda kilo kontrolünün diyabet riskinin azaltılmasına katkı sağladığını sözlerine ekledi.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/seker-hastaliginin-sessiz-belirtileri-diyabet-fark-edilmeden-ilerleyebilir.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/seker-hastaliginin-sessiz-belirtileri-diyabet-fark-edilmeden-ilerleyebilir.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/seker-hastaliginin-sessiz-belirtileri-diyabet-fark-edilmeden-ilerleyebilir_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/seker-hastaliginin-sessiz-belirtileri-diyabet-fark-edilmeden-ilerleyebilir.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/seker-hastaliginin-sessiz-belirtileri-diyabet-fark-edilmeden-ilerleyebilir/842358/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yüksekova'da parkta sağlık molası: Vatandaşlar tansiyon ve şeker ölçümü için akın etti]]></title>
			<description><![CDATA[Hakkari'nin Yüksekova İlçe Sağlık Müdürlüğü koordinesinde 15 Temmuz Şehitler Parkı'nda vatandaşlara yönelik sağlık taraması ve bilgilendirme faaliyeti başlatıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hakkari'nin Yüksekova İlçe Sağlık Müdürlüğü koordinesinde 15 Temmuz Şehitler Parkı'nda vatandaşlara yönelik sağlık taraması ve bilgilendirme faaliyeti başlatıldı.Cengiz Topel Caddesi üzerindeki parkta kurulan stantta, ilçe sakinlerine tansiyon ve kan şekeri ölçümü yapılarak kronik rahatsızlıklar hakkında bilgilendirmede bulunuldu. Etkinliğin ilk gününde gösterilen yoğun ilgi, vatandaşların sağlık bilincine verdiği önemi ortaya koydu. Üç gün süreyle devam edecek program kapsamında, yarın diyetisyen eşliğinde boy ve kilo ölçümleri gerçekleştirileceği bildirildi.Aynı gün fizyoterapistler rehberliğinde düzenlenecek hareketli etkinlikler ve "Hareket Yaşını Öğren" uygulamasıyla katılımcılara sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırılması hedefleniyor.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/yuksekova39da-parkta-saglik-molasi-vatandaslar-tansiyon-ve-seker-olcumu-icin-akin-etti.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/yuksekova39da-parkta-saglik-molasi-vatandaslar-tansiyon-ve-seker-olcumu-icin-akin-etti.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/yuksekova39da-parkta-saglik-molasi-vatandaslar-tansiyon-ve-seker-olcumu-icin-akin-etti_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/yuksekova39da-parkta-saglik-molasi-vatandaslar-tansiyon-ve-seker-olcumu-icin-akin-etti.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/yuksekova-da-parkta-saglik-molasi-vatandaslar-tansiyon-ve-seker-olcumu-icin-akin-etti/842350/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Darende'de 72 yaşındaki hasta hava ambulansıyla Malatya'ya sevk edildi]]></title>
			<description><![CDATA[Malatya'nın Darende ilçesinde beyin rahatsızlığı bulunan 72 yaşındaki kadın hasta, hava ambulansıyla Malatya'ya sevk edildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Malatya'nın Darende ilçesinde beyin rahatsızlığı bulunan 72 yaşındaki kadın hasta, hava ambulansıyla Malatya'ya sevk edildi.Edinilen bilgilere göre, K.K., Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Beyin rahatsızlığı nedeniyle ileri tetkik ve tedaviye ihtiyaç duyulan hasta, hava ambulansıyla Malatya'ya sevk edildi.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/darende39de-72-yasindaki-hasta-hava-ambulansiyla-malatya39ya-sevk-edildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/darende39de-72-yasindaki-hasta-hava-ambulansiyla-malatya39ya-sevk-edildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/darende39de-72-yasindaki-hasta-hava-ambulansiyla-malatya39ya-sevk-edildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/darende39de-72-yasindaki-hasta-hava-ambulansiyla-malatya39ya-sevk-edildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/darende-de-72-yasindaki-hasta-hava-ambulansiyla-malatya-ya-sevk-edildi/842341/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 15:33:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Doç. Dr. Özkale: "Çocuğun uyku düzenini okul başlamadan önce oluşturun"]]></title>
			<description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalından Doç. Dr. Yasemin Özkale, yeni eğitim döneminde çok sayıda çocuğun aynı ortamda bulunmasının ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artmasının solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımını kolaylaştırabildiğine dikkat çekerek, ''İnfluenza, RSV, COVID-19 ve diğer viral enfeksiyonlar özellikle kreş, anaokulu ve ilkokulun ilk yıllarında daha sık görülebilir" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalından Doç. Dr. Yasemin Özkale, yeni eğitim döneminde çok sayıda çocuğun aynı ortamda bulunmasının ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artmasının solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımını kolaylaştırabildiğine dikkat çekerek, ''İnfluenza, RSV, COVID-19 ve diğer viral enfeksiyonlar özellikle kreş, anaokulu ve ilkokulun ilk yıllarında daha sık görülebilir" dedi.Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalından Doç. Dr. Yasemin Özkale, yeni eğitim-öğretim dönemi öncesinde çocukların fiziksel ve ruhsal sağlığına ilişkin ailelere önerilerde bulundu.Doç. Dr. Yasemin Özkale, okula hazırlığın yalnızca çanta ve kırtasiye hazırlığından ibaret olmadığını belirterek, "Sağlıklı bir okul dönemi için uyku düzeni, beslenme, fiziksel aktivite, ekran kullanımı, aşılar ve çocuğun duygusal hazırlığı birlikte ele alınmalı" diye konuştu.Çocukların okula sağlıklı bir başlangıç yapabilmesi için uyku düzeninin okul açılmadan önce kademeli olarak yeniden oluşturulması gerektiğini vurgulayan Özkale, "Beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi, günlük hareketin artırılması, ekran kullanımına sağlıklı sınırlar getirilmesi ve sağlık kontrollerinin değerlendirilmesi de önem taşımaktadır. Ayrıca çocuğun okulla ilgili kaygılarını dinlemek ve onu duygusal olarak da yeni döneme hazırlamak, fiziksel hazırlık kadar değerlidir" ifadelerini kullandı.Okulların açılmasıyla enfeksiyonlar artabilirYeni eğitim döneminde çok sayıda çocuğun aynı ortamda bulunmasının ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artmasının solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımını kolaylaştırabildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Özkale, ''İnfluenza, RSV, COVID-19 ve diğer viral enfeksiyonlar özellikle kreş, anaokulu ve ilkokulun ilk yıllarında daha sık görülebilir. Tekrarlayan viral enfeksiyonlar her zaman bağışıklık sisteminin zayıf olduğu anlamına gelmez. Aileler çoğu zaman 'Çocuğum sürekli hasta oluyor' diye endişeleniyor. Burada yalnızca enfeksiyon sayısına değil; hastalıkların şiddetine, süresine, oluşturduğu komplikasyonlara ve çocuğun büyüme-gelişmesi üzerindeki etkisine birlikte bakmak gerekir. Sağlıklı çocuklarda rutin multivitamin kullanımı gerekli değil. Yeterli uyku, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, doğru el yıkama alışkanlığı, aşıların zamanında yapılması ve çocuğun sigara dumanından uzak tutulması temel koruyucu adımlardır. Vitamin ve mineral desteği yalnızca eksiklik ya da özel bir ihtiyacı bulunması halinde çocuğun bireysel ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilmelidir '' dedi.Yeterli ve kaliteli uykunun çocukların okul başarısını doğrudan etkileyen başlıklardan biri olduğunu belirten Doç. Dr. Özkale, "Yetersiz uyku dikkat sorunları, sabah uyanma güçlüğü, gün içinde yorgunluk, davranış problemleri ve akademik performansta düşüşe neden olabilir. Uyku saatleri bir gecede değiştirilmemeli yatış ve kalkış saatleri okul başlamadan önce kademeli biçimde düzenlenmelidir. Hafta içi ve hafta sonu arasındaki fark çok açılmamalı. Yatmadan önce sakin bir rutin oluşturulmalı; telefon ve tablet gibi elektronik cihazlar mümkünse yatak odasının dışında bırakılmalıdır" şeklinde konuştu.Ekranı tamamen yasaklamak yerine sağlıklı sınırlar koyunÖzellikle gece saatlerindeki ekran kullanımının uyku süresini azaltabildiğini ve uykuya dalmayı zorlaştırabildiğini kaydeden Doç. Dr. Özkale, ailelerin ekran kullanımını değerlendirirken "Ne izliyor?", "Ne kadar süre kullanıyor?" ve "Ekran neyin yerine geçiyor?" sorularını sormasının önemli olduğunu söyledi.Ekranın uyku, fiziksel aktivite, ders, arkadaşlık ilişkileri veya aileyle geçirilen zamanın önüne geçmesi halinde sınırların yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten Özkale, "Amaç ekranı bütünüyle yasaklamak değil, çocuğun günlük yaşamındaki yerini sağlıklı biçimde sınırlamaktır" dedi."Çocukların temel içeceği su olmalıdır"Okul döneminde beslenme çantasının karmaşık olmak zorunda olmadığını ifade eden Özkale, ''Protein kaynakları, meyve veya sebze, süt-yoğurt ya da uygun alternatifler ve suya yer verilmeli, çocuğun yaşına ve sağlık durumuna uygunsa kuruyemişler de beslenmeye eklenmelidir. Paketli ürünler ile meyve suyu ise her gün tüketilmemeli çocukların temel içeceği su olmalıdır. Meyvenin kendisi lif içerdiği için meyve suyuna göre daha uygun bir seçenektir'' ifadelerini kullandı.Okul başlangıcının çocukların aşı durumunu yeniden değerlendirmek için önemli bir fırsat olduğunu belirten Doç. Dr. Özkale, eksik aşıların bulunup bulunmadığının, yaşa uygun rapel dozların tamamlanıp tamamlanmadığının, özel risk durumlarının ve mevsimsel grip aşısı uygunluğunun hekimle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.Ateşle birlikte genel durum bozukluğu veya bulaşıcı hastalık bulguları olan çocukların evde dinlenmesi gerektiğini kaydeden Özkale, "Ateş düşürücü vererek çocuğu okula göndermek hem iyileşme sürecini olumsuz etkileyebilir hem de diğer çocuklara bulaş riskini artırabilir" dedi.Her enfeksiyonda antibiyotik kullanılmamalıÇocukluk çağındaki enfeksiyonların önemli bir bölümünün viral olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Özkale, "Her ateş, öksürük, boğaz ağrısı ya da sarı-yeşil burun akıntısı antibiyotik kullanımını gerektirmez. Antibiyotik kullanımı hekim değerlendirmesiyle planlanmalıdır. Uzayan ya da tekrarlayan ateş, solunum sıkıntısı, belirgin halsizlik, yeterli sıvı alamama, bilinç değişikliği, tekrarlayan ciddi enfeksiyonlar, kilo kaybı, büyüme geriliği veya uzun süren öksürük gibi durumlarda hekime başvurulmalı" diye konuştu.Okul başarısı sadece notlardan ibaret değilÇocukların okul başarısının yalnızca ders çalışma süresi ve sınav notlarıyla değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Özkale, "Uyku, sağlıklı beslenme, hareket, ruh sağlığı ve dengeli ekran kullanımı okul performansını birlikte etkiler. Çocuğun okula gitmek istememesi tek başına "isteksizlik" olarak görülmemelidir. Sabah yorgunluğu, ayrılık kaygısı, akademik baskı, arkadaş sorunları, akran zorbalığı, öğretmenle yaşanan problemler, uyku bozuklukları, kaygı veya depresif belirtiler bu durumun arkasında olabilir. İçe kapanma, uyku veya iştahta belirgin değişiklik, sık karın ya da baş ağrısı, okula gitmek istememe, ders başarısında belirgin düşüş, arkadaşlardan uzaklaşma veya aşırı sinirlilik gibi değişiklikler aileler tarafından önemsenmeli gerektiğinde profesyonel değerlendirme alınmalıdır" şeklinde konuştu.Okul, ödev ve ekran arasında fiziksel aktiviteye ayrılan zamanın kaybolmaması gerektiğini belirten Doç. Dr. Özkale, Dünya Sağlık Örgütü önerileri doğrultusunda 5-17 yaş grubundaki çocuk ve ergenlerde günlük ortalama en az 60 dakika orta-yüksek yoğunlukta fiziksel aktivitenin hedeflenmesi gerektiğini söyledi.Doç. Dr. Yasemin Özkale, ailelere yeni eğitim dönemi için şu önerilerde bulundu:"Çocuğun uyku düzenini okul başlamadan önce oluşturun. Her gün hareket etmesini sağlayın. Dengeli beslenme ve yeterli su tüketimini önemseyin. Özellikle gece saatlerinde ekran kullanımını sınırlayın. Aşılarını kontrol edin. Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının. Ateşli ve genel durumu bozuk çocuğu okula göndermeyin. Çocuğun kaygılarını dinleyin. Akran zorbalığını ve okul reddini önemseyin. Çocuğun sağlığını yalnızca hastalandığında değil, sağlıklıyken de koruyun.""Çocukların sağlık durumunu değerlendirmek için önemli bir fırsat"Çocuk sağlığının tek bir vitamin, takviye veya ürünle korunamayacağını vurgulayan Doç. Dr. Özkale, "Sağlıklı çocuk; iyi uyuyan, iyi beslenen, hareket eden, aşıları tamam olan, güvenli ilişkiler içinde yaşayan ve gerektiğinde sağlık hizmetine ulaşabilen çocuktur. Okul başlangıcı çocukların genel sağlık durumunu değerlendirmek için de önemli bir fırsattır. Çocuk hekimi kontrolünde boy ve kilo gelişimi, beslenme alışkanlıkları, uyku düzeni, aşılar, görme ve işitmeyle ilgili sorunlar, kronik hastalıklar ve kullanılan ilaçlar gözden geçirilmeli ve gerektiğinde anemi, vitamin-mineral eksiklikleri veya çocuğun yakınmalarına yönelik ilave tetkikler planlanmalıdır" diye konuştu.İHA]]></content:encoded>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/doc-dr-ozkale-cocugun-uyku-duzenini-okul-baslamadan-once-olusturun/842294/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 14:48:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzman Psikolog Yıldız, " Ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan biri, çocuk kaygılandığında hemen onu rahatlatmaya çalışmaktır"]]></title>
			<description><![CDATA[Ebeveynlere yeni eğitim dönemi öncesi önerilerde bulunan Uzman Psikolog Esma Yıldız, "Ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan biri, çocuk kaygılandığında hemen onu rahatlatmaya çalışmaktır. Oysa çocuğa 'Korkacak hiçbir şey yok' demek yerine, 'Şu anda biraz kaygılı olduğunu görüyorum. Yeni bir döneme başlamak bazen zorlayıcı olabilir. Ama bununla başa çıkabileceğine inanıyorum' demek çok daha işlevseldir. Buradaki temel amaç çocuğun kaygısını]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ebeveynlere yeni eğitim dönemi öncesi önerilerde bulunan Uzman Psikolog Esma Yıldız, "Ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan biri, çocuk kaygılandığında hemen onu rahatlatmaya çalışmaktır. Oysa çocuğa 'Korkacak hiçbir şey yok' demek yerine, 'Şu anda biraz kaygılı olduğunu görüyorum. Yeni bir döneme başlamak bazen zorlayıcı olabilir. Ama bununla başa çıkabileceğine inanıyorum' demek çok daha işlevseldir. Buradaki temel amaç çocuğun kaygısını tamamen ortadan kaldırmak değil, kaygı yaşasa bile bununla baş edebileceğini deneyimlemesine yardımcı olmaktır" dedi.Elazığ Medilines Hospital uzman psikoloğu Esma Yıldız, yeni eğitim öğretim dönemi öncesi ebeveynlere uyum süreci hakkında önemli tavsiyelerde bulundu.Okulların açılmasının çocuklar için yalnızca tatilin sona ermesi ve derslerin yeniden başlaması anlamına gelmediğini dile getiren Yıldız, "Çocuk; uyku ve beslenme düzeninden günlük sorumluluklarına, aileden ayrılma deneyiminden sosyal ilişkilerine kadar pek çok alanda yeniden bir düzene geçmek durumunda kalıyor. Bu nedenle okul döneminin başlangıcı, bazı çocuklar için heyecan verici olduğu kadar kaygı verici de olabilir. Özellikle uzun bir tatilin ardından okula dönüşte isteksizlik, sabahları huzursuzluk, ağlama, ebeveynden ayrılmak istememe, uyku problemleri, karın ağrısı veya baş ağrısı gibi belirtiler görülebilir. Kaygının çocuklarda zaman zaman bedensel belirtiler üzerinden de kendini gösterebildiği bilinmektedir. Burada ebeveynler için önemli olan, çocuğun davranışını yalnızca uyumsuzluk ya da şımarıklık olarak değerlendirmek yerine, bu davranışın altında hangi duygunun bulunduğunu anlamaya çalışmaktır. 'Okula gitmek istemiyorum' cümlesini duyduğumuzda ne yapmalıyız? Bir çocuk 'Okula gitmek istemiyorum' dediğinde ilk tepkimiz çoğu zaman onu ikna etmek veya davranışı ortadan kaldırmak oluyor. 'Okulda ne var ki', Artık büyüdün', 'Bütün arkadaşların gidiyor', 'Bunda korkacak ne var' gibi cümleler yetişkin açısından mantıklı görünse de çocuğun yaşadığı duygunun anlaşılmadığını hissetmesine neden olabilir. Bunun yerine çocuğun yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmak gerekir. 'Okula gitme düşüncesi sende nasıl bir duygu oluşturuyor?', 'Okulla ilgili seni en çok zorlayan şey ne', 'Okula gittiğinde ne olmasından endişeleniyorsun' gibi sorular, çocuğun kaygısının kaynağına ulaşmamıza yardımcı olabilir" ifadelerini kullandı."Çocuğun kaygısını kabul etmek, kaygıyı büyütmek değildir"Çocukların okula gitmek istememesinin altında farklı sebepler olabileceğini belirten Yıldız, "Ayrılık kaygısı, arkadaş ilişkilerindeki problemler, akran zorbalığı, akademik başarısızlık korkusu, öğretmenle yaşanan sorunlar veya sosyal ortama ilişkin kaygılar farklı çocuklarda farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Araştırmalar da okul reddi ile kaygı arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Çocuğun kaygısını kabul etmek, kaygıyı büyütmek değildir. Ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan biri, çocuk kaygılandığında hemen onu rahatlatmaya çalışmaktır. Oysa çocuğa 'Korkacak hiçbir şey yok' demek yerine, 'Şu anda biraz kaygılı olduğunu görüyorum. Yeni bir döneme başlamak bazen zorlayıcı olabilir. Ama bununla başa çıkabileceğine inanıyorum' demek çok daha işlevseldir. Buradaki temel amaç çocuğun kaygısını tamamen ortadan kaldırmak değil, kaygı yaşasa bile bununla baş edebileceğini deneyimlemesine yardımcı olmaktır. Çünkü çocukların ihtiyacı her zaman kaygısız olmak değil; kaygı geldiğinde onunla baş edebilecek becerileri geliştirmektir. Rutin, çocuk için yalnızca bir program değildir" diye konuştu.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/uzman-psikolog-yildiz-quot-ebeveynlerin-en-sik-yaptigi-hatalardan-biri-cocuk-kaygilandiginda-hemen-onu-rahatlatmaya-calismaktirquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/uzman-psikolog-yildiz-quot-ebeveynlerin-en-sik-yaptigi-hatalardan-biri-cocuk-kaygilandiginda-hemen-onu-rahatlatmaya-calismaktirquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/uzman-psikolog-yildiz-quot-ebeveynlerin-en-sik-yaptigi-hatalardan-biri-cocuk-kaygilandiginda-hemen-onu-rahatlatmaya-calismaktirquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/uzman-psikolog-yildiz-quot-ebeveynlerin-en-sik-yaptigi-hatalardan-biri-cocuk-kaygilandiginda-hemen-onu-rahatlatmaya-calismaktirquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/uzman-psikolog-yildiz-ebeveynlerin-en-sik-yaptigi-hatalardan-biri-cocuk-kaygilandiginda-hemen-onu-rahatlatmaya-calismaktir/842281/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 14:37:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[BAÜN Hastanesi Robotik Cerrahi Teknolojisiyle güçleniyor]]></title>
			<description><![CDATA[Balıkesir Üniversitesi Hastanesi, ileri teknoloji robotik cerrahi sistemiyle cerrahi tedavilerde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Üniversitenin akademik birikimi ile ileri cerrahi teknolojinin buluşması, Balıkesir'in yanı sıra çevre illerde yaşayan hastaların ileri teknoloji sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Balıkesir Üniversitesi Hastanesi, ileri teknoloji robotik cerrahi sistemiyle cerrahi tedavilerde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Üniversitenin akademik birikimi ile ileri cerrahi teknolojinin buluşması, Balıkesir'in yanı sıra çevre illerde yaşayan hastaların ileri teknoloji sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırıyor.Balıkesir Üniversitesi Hastanesi bünyesine kazandırılan ileri teknoloji robotik cerrahi sistemi, yüksek görüntü kalitesi, üç boyutlu görüntüleme ve hassas cerrahi hareket kabiliyetiyle cerrahlara gelişmiş bir çalışma altyapısı sağlıyor. Başta Üroloji olmak üzere Genel Cerrahi ve Kadın Hastalıkları ve Doğum alanlarında kullanılabilen sistemin, özellikle onkolojik cerrahilerde önemli katkılar sağlaması bekleniyor.Robotik cerrahiyle hassas ve konforlu cerrahiRobotik cerrahi, son yıllarda kullanım alanı giderek genişleyen modern cerrahi yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor. Minimal invaziv yapısı sayesinde küçük girişlerden cerrahi müdahale yapılmasına imkan tanıyan sistem; iyileşme ve hastanede kalış süresi, ameliyat sonrası ağrı ve kanama açısından açık ameliyatlara kıyasla hastalar için olumlu sonuçlar sağlayabiliyor. Yüksek çözünürlüklü üç boyutlu görüntüleme ve hassas hareket kabiliyeti ise cerrahi alanın daha ayrıntılı görülmesine ve özellikle anatomik olarak dar ve hassas bölgelerde daha kontrollü operasyonlar gerçekleştirilmesine imkan tanıyor.Robotik cerrahi sistemi; cerrah konsolu, gelişmiş görüntüleme sistemi ve robotik kollardan oluşuyor. Cerrah tarafından konsol aracılığıyla yönetilen sistem, farklı cerrahi enstrümanlarla kullanılabiliyor. Robotik kolların sağladığı hassasiyet ve kontrol, cerrahi müdahalelerin daha kontrollü gerçekleştirilmesine katkı sağlarken, sistemin tamamen cerrahın kontrolünde çalışması robotun cerrahın yerini alan bağımsız bir teknoloji olmadığını ortaya koyuyor.Başta üroloji olmak üzere farklı cerrahi alanlarda ve özellikle onkolojik operasyonlarda yaygın olarak kullanılan robotik cerrahinin, prostat, böbrek ve mesane gibi anatomik olarak dar ve hassas bölgelerde gerçekleştirilen operasyonlarda önemli avantajlar sunduğu belirtiliyor. Yöntemin cerrahi hassasiyetin yanı sıra ameliyat sonrası iyileşme sürecine ve hasta konforuna da olumlu katkılar sağlayabildiği ifade ediliyor. Robotik cerrahinin BAÜN Hastanesinde kullanılmaya başlanmasıyla birlikte, modern cerrahi yöntemlerin Balıkesir'de hastaların hizmetine sunulması ve üniversite hastanesinin bölgesel sağlık hizmetlerindeki rolünün güçlendirilmesi hedefleniyor. BAÜN Hastanesi, bu teknolojiye sahip Türkiye'deki 15 üniversite hastanesinden biri olarak, ileri teknoloji cerrahi uygulamalarında önemli bir konuma sahip bulunuyor.Balıkesir Üniversitesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağdaş Şenel, robotik cerrahinin özellikle kanser ameliyatlarında yaygın olarak kullanılan ve hasta konforu açısından önemli avantajlar sağlayabilen bir yöntem olduğunu belirtti. Şenel, robotik cerrahinin açık ameliyatlara kıyasla iyileşme ve hastanede kalış süresi, ameliyat sonrası ağrı ve kanama açısından olumlu sonuçlar sağlayabildiğini ifade etti.Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Can Aykanat ise robotik sistemin tamamen cerrahın kontrolünde çalıştığını, robotun cerrahın yerini alan bağımsız bir sistem olmadığını belirtti. Dr. Aykanat, gelişmiş görüntüleme ve hassas hareket kabiliyetinin özellikle dar ve hassas bölgelerde gerçekleştirilen cerrahi müdahalelerde daha kontrollü çalışma imkânı sunduğunu ifade etti.Balıkesir Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Doç.Dr. Bahadır Çağlar da son yıllarda hastanenin fiziki altyapı, insan kaynağı ve teknolojik donanım açısından önemli bir büyüme sürecinden geçtiğini belirterek, yeni hizmet binaları ve 300'ün üzerinde yardımcı sağlık personeliyle sağlık hizmetlerinin daha da güçlendirileceğini ifade etti. Son dönemde özellikle yüksek teknoloji alanında önemli yatırımlar gerçekleştirildiğini belirten Başhekim, robotik cerrahi sisteminin de bu yatırımların en önemli adımlarından biri olduğunu vurgulayarak, bu yatırımların hastaneye kazandırılmasında sağladıkları destek ve katkılar dolayısıyla üniversite üst yönetimine teşekkür etti.Konu hakkında açıklama yapan Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tülin Akarsu Ayazoğlu, robotik cerrahi sisteminin üniversiteye kazandırılmasının bilimsel araştırma, tıp eğitimi ve hasta hizmetleri açısından önemli katkılar sağlayacağını belirtti. Robotik cerrahiyle birlikte yapay zeka destekli araştırmaların da gelişeceğini ifade eden Prof. Dr. Ayazoğlu, Balıkesir'de hasta hizmetleri, eğitim, araştırma, üniversite-sanayi iş birliği, ulusal ve uluslararası projeler ile sağlık turizmini kapsayan güçlü bir robotik cerrahi ekosistemi oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.BAÜN Hastanesine Geleceğin Cerrahisi İçin Önemli YatırımBalıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu, robotik cerrahi sisteminin hastanede kullanılmaya başlanmasıyla birlikte Balıkesir Üniversitesi Hastanesinin sağlık hizmetlerindeki teknolojik altyapısını güçlendirdiğini belirtti. Sistemin geleceğin cerrahisine yönelik önemli bir yatırım olduğunu ifade eden Prof. Dr. Oğurlu, robotik cerrahi teknolojisinin Balıkesir'de ilk kez BAÜN Hastanesinde uygulanmaya başlanmasının ve çevre illerde de sınırlı sayıda merkezde bulunmasının bölge açısından önemli bir kazanım olduğunu vurguladı.Robotik cerrahinin BAÜN Hastanesinde uygulanmasıyla ileri teknoloji cerrahi hizmetlerinin üniversite hastanesinde gerçekleştirileceğini ve hastanenin bölgesel sağlık hizmetlerindeki rolünün daha da güçleneceğini belirten Rektör Oğurlu, sistem sayesinde Balıkesir ve çevre illerdeki hastaların ileri teknoloji cerrahi hizmetlerinden kendi bölgelerinde yararlanabilmesinin hedeflendiğini söyledi. Daha azını görröntgen, hastane ve yazı görseli olabilir. röntgen, hastane ve yazı görseli olabilir. röntgen, hastane ve yazı görseli olabilir. röntgen, hastane ve şunu diyen bir yazı 'MEDBOT' görseli olabilir. röntgen, hastane ve şunu diyen bir yazı 'MEDBOT MEDBOT MEUD MED MELISOT' görseli olabilirİHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/baun-hastanesi-robotik-cerrahi-teknolojisiyle-gucleniyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/baun-hastanesi-robotik-cerrahi-teknolojisiyle-gucleniyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/baun-hastanesi-robotik-cerrahi-teknolojisiyle-gucleniyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/baun-hastanesi-robotik-cerrahi-teknolojisiyle-gucleniyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/baun-hastanesi-robotik-cerrahi-teknolojisiyle-gucleniyor/842249/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bakan Memişoğlu:"31 bin aile hekimimizle kronik hastalıklara karşı erken tanı ve düzenli izlem süreçlerini titizlikle yürütüyoruz.]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "8 binden fazla Aile Sağlığı Merkezimizde görev yapan 31 bin aile hekimimizle kronik hastalıklara karşı erken tanı ve düzenli izlem süreçlerini titizlikle yürütüyoruz" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "8 binden fazla Aile Sağlığı Merkezimizde görev yapan 31 bin aile hekimimizle kronik hastalıklara karşı erken tanı ve düzenli izlem süreçlerini titizlikle yürütüyoruz" dedi.Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, kronik hastalıklara karşı erken tanı ve düzenli izlem süreçlerinin titizlikle yürütüldüğünü açıklayarak şu ifadelere yer verdi:"8 binden fazla Aile Sağlığı Merkezimizde görev yapan 31 bin aile hekimimizle kronik hastalıklara karşı erken tanı ve düzenli izlem süreçlerini titizlikle yürütüyoruz. Son iki yılda gerçekleştirdiğimiz 158 milyon kronik hastalık taraması sayesinde 14 milyondan fazla erken teşhis koyarak hastalıklara zamanında müdahale ettik. Unutmayalım: Erken teşhis, sağlıklı bir geleceğin en önemli adımlarından biridir. Koruyucu sağlık hizmetlerimizi güçlendirerek vatandaşlarımızın sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmelerini desteklemeye devam edeceğiz."İHA]]></content:encoded>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/bakan-memisoglu-31-bin-aile-hekimimizle-kronik-hastaliklara-karsi-erken-tani-ve-duzenli-izlem-sureclerini-titizlikle-yurutuyoruz/842217/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 13:32:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Psikiyatri Uzmanı Dr. Aydın: Çocuğunuza verebileceğiniz en güçlü mesaj "Sen bunu yapabilirsin"]]></title>
			<description><![CDATA[Memorial Bodrum Hastanesi Psikiyatri Bölümünden Uzm. Dr. Gözde Erden Aydın, okul başlangıcında ebeveynlerin kendi kaygılarını fark etmelerinin ve bu kaygının çocuğa yansımaması için doğru tutumu geliştirmelerinin önemine dikkat çekiyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Memorial Bodrum Hastanesi Psikiyatri Bölümünden Uzm. Dr. Gözde Erden Aydın, okul başlangıcında ebeveynlerin kendi kaygılarını fark etmelerinin ve bu kaygının çocuğa yansımaması için doğru tutumu geliştirmelerinin önemine dikkat çekiyor.Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar kadar ebeveynler için de yeni bir dönem başlıyor. Çocuğun ilk kez okuldan ayrılması, yeni bir ortama uyum sağlaması ve kendi başına zaman geçirmeye başlaması; ebeveynlerde heyecan ve gururun yanı sıra kaygı, suçluluk ve "Acaba hazır mı?" endişesini de beraberinde getirebiliyor.Memorial Bodrum Hastanesi Psikiyatri Bölümünden Uzm. Dr. Gözde Erden Aydın konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Çocuğun okul kapısında ağlaması, ebeveynde onu hemen rahatlatma ve yaşadığı güçlüğü ortadan kaldırma isteğine neden olabiliyor. Vedayı uzatmak, tekrar tekrar güvence vermek, geri dönmek veya okula göndermekten vazgeçmek o anda hem çocuğu hem ebeveyni rahatlatabilir. Ancak kısa vadede rahatlatıcı görünen bu tepkiler, uzun vadede çocuğun ayrılıkla baş etmesini zorlaştırabilir. Bu nedenle ebeveynlerin öncelikle kendilerine şu soruyu sorması önem taşıyor: "Bunu çocuğumun ihtiyacı olduğu için mi yapıyorum, yoksa onun üzülmesi benim kaygımı artırdığı için mi?" Çocuğun zorlanması ile zarar görmesi aynı şey değildir. Her çocuğun mizacı, gelişimsel özellikleri ve okul şartları farklıdır. Çocuğun bütün olumsuz duygularını ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, güvenli ve yaşına uygun zorluklarla baş edebilmesine fırsat vermek önemlidir" dedi.Dr. Aydın açıklamasının devamında, "Çocuklar ebeveynlerinin yalnızca söylediklerinden değil; davranışlarından, ses tonundan ve özellikle ayrılık anındaki tutumlarından da etkilenir. Bu nedenle sürekli "Korkma, hiçbir şey olmayacak" demek yerine, çocuğun duygusunu kabul eden ve aynı zamanda baş edebileceğine ilişkin güven veren bir dil kullanmak daha işlevsel olabilir. Ebeveyn, çocuğuna "Ayrılmak sana zor geliyor, bunu görüyorum. Öğretmenin yanında olacak. Ben de okuldan sonra geleceğim. Bununla baş edebileceğine inanıyorum" diyebilir. Buradaki amaç, çocuğa hayatın tamamen kaygısız veya her şeyin kontrol edilebilir olduğu mesajını vermek değildir. Asıl amaç, zor bir duygu yaşadığında bununla baş edebileceğine ilişkin güven geliştirmesine yardımcı olmaktır" diye konuştu.Ebeveynlerin yapması gerekenleri de sıralayan Dr. Aydın, "Okula uyum sürecinde ebeveynlerin kendi kaygılarını yönetebilmesi ve çocuğa güven veren bir tutum sergileyebilmesi için bazı noktalara dikkat edilmesi önem taşıyor. Önce kendi duygunuzu fark edin. "Şu anda kaygılıyım", "Ayrılmak bana da zor geliyor" diyerek kendi duygunuzu tanıyın. Kaygılı düşünceyi gerçekle karıştırmayın. Çocuğun ağlaması, tek başına okula hazır olmadığı veya okulda zarar gördüğü anlamına gelmez. Belirsizliğe alan açın. Çocuğun okulda yaşadığı her anı kontrol etmeye çalışmak yerine, kendi baş etme becerilerini geliştirmesine fırsat verin. Vedayı sıcak, kısa ve öngörülebilir tutun. Vedalaşın, ne zaman döneceğinizi çocuğun anlayabileceği şekilde anlatın ve vedayı uzatmadan ayrılın. Gizlice ayrılmayın. Açık ve tutarlı bir vedalaşma, çocuğun ebeveynine duyduğu güveni destekler.Çocuğun duygusunu kabul edin. "Üzüldüğünü görüyorum" diyerek duygusunu kabul ederken, aynı zamanda "Bununla baş edebilirsin" mesajını verin. Kaygıya göre düzeninizi sürekli değiştirmeyin. Çocuk kaygılanmasın diye okula göndermemek veya ayrılığı sürekli ertelemek, kaçınma davranışlarının devam etmesine katkıda bulunabilir. Çocuğun kaygısını azaltmak için aile yaşamının sürekli olarak bu kaygıya göre düzenlenmesi, psikiyatride "family accommodation" olarak tanımlanan bir örüntüyle ilişkilendirilebilir. Kısa vadede rahatlatıcı olan bu davranışlar sürekli hale geldiğinde, çocuğun kendi başına baş etme becerilerinin gelişmesini zorlaştırabilir. Bununla birlikte çocuğun güvenliği, gelişimsel ihtiyaçları ve içinde bulunduğu şartlar her zaman önceliklidir" dedi.Belirsizliğe alan açmak gerekiyor"Çocuğun okulda geçirdiği günün her ayrıntısını kontrol edememek ebeveynler için zorlayıcı olabilir" diye sözlerine devam eden Dr. Aydın, "Ancak çocuğun zaman içerisinde kendi baş etme yollarını geliştirebilmesi için belirli ölçüde belirsizliğe alan açmak gerekir. Bu süreçte öğretmenle düzenli ve açık iletişim kurmak, okulun uyum süreciyle ilgili önerilerini dikkate almak ve çocuğun her zorlanmasını hemen ortadan kaldırmaya çalışmamak önem taşır. Ebeveynin görevi çocuğun yaşadığı her güçlüğü ortadan kaldırmak değil, gerektiğinde yanında olduğunu hissettirerek onun bu güçlüklerle baş edebilmesine destek olmaktır. Okul kapısındaki ayrılık anı hem çocuk hem ebeveyn için duygusal olabilir. Vedalaşmanın sıcak, kısa ve mümkün olduğunca öngörülebilir olması bu süreci kolaylaştırabilir. Çocuğa ne zaman geri dönüleceğini onun anlayabileceği bir şekilde anlatmak ve mümkün olduğunca tutarlı olmak önemlidir. Çocuktan gizlice ayrılmak yerine açıkça vedalaşmak, ancak vedayı tekrar tekrar uzatmamak gerekir. Okulun ve öğretmenin uyum sürecine ilişkin yönlendirmeleri de dikkate alınmalıdır. Ebeveynin sakin ve tutarlı davranması, çocuğun yeni ortama ilişkin güven duygusunu destekleyebilir. Çocuğunuzun kaygılandığını gördüğünüzde önce kendi bedeninizdeki değişiklikleri fark edin. Kısa bir duraklama ile kendi kaygınızı düzenlemek, çocuğa vereceğiniz mesajın da daha sakin olmasına yardımcı olabilir. Her çocuk okula farklı bir hızda alışabilir. Ancak kaygının uzun süre devam etmesi veya çocuğun günlük yaşamını ve okula devamını belirgin biçimde etkilemesi durumunda profesyonel destek almak yararlı olabilir. Özellikle yoğun karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı gibi bedensel yakınmaların eşlik etmesi de dikkate alınmalıdır. Şu durumlarda destek almak önemlidir: Kaygı zaman içinde azalmıyor veya giderek artıyorsa, çocuğun okula gitmesini belirgin biçimde etkiliyorsa, günlük yaşamı, uykusu veya işlevselliği bozuluyorsa, tekrarlayan karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı gibi bedensel yakınmalar eşlik ediyorsa ve aile yaşamı sürekli olarak çocuğun kaygısına göre düzenlenmeye başladıysa destek almak önemlidir. Bu gibi durumlarda okulun rehberlik servisiyle, çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanıyla veya uygun bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşülebilir. Ebeveynin kendi kaygısı da yoğun, uzun süreli veya günlük yaşamını etkileyen bir hale geldiyse yetişkin ruh sağlığı uzmanından destek almak da önemli bir seçenek olabilir" şeklinde konuştu.Çocuğa verilebilecek en değerli mesajın "Sen bunu yapabilirsin" olacağını söyleyen Dr. Aydın, "Çocuğun okula uyum sürecinde ebeveynin görevi onun kaygısını tamamen ortadan kaldırmak değildir. Asıl hedef, çocuğun duygusunun görüldüğünü ve anlaşıldığını hissetmesini sağlarken, aynı zamanda bu duyguyla baş edebileceğine ilişkin güven geliştirmesine yardımcı olmaktır. Çocuğun zihninde zamanla şu mesajın oluşması, okul uyum sürecinin en değerli kazanımlarından biri olabilir:"Annem/babam benim duygumu görüyor. Bunun zor olduğunu biliyor. Ama benim baş edebileceğime inanıyor. Gidiyor ve söz verdiği gibi geri geliyor. Demek ki ben bunu yapabilirim." Çocuğun okula başlaması, ebeveyn için de biraz ayrılmayı, kontrolü paylaşmayı ve belirsizliğe dayanmayı öğrenmek anlamına geliyor. Çocuğa verilebilecek güven yalnızca "Ben hep yanındayım" demekle sınırlı değil. Belki de bundan daha güçlü olan mesaj şu: "Ben yanında olmadığımda da baş edebileceğine güveniyorum." sözleriyle açıklamasını sonlandırdı.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/psikiyatri-uzmani-dr-aydin-cocugunuza-verebileceginiz-en-guclu-mesaj-quotsen-bunu-yapabilirsinquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/psikiyatri-uzmani-dr-aydin-cocugunuza-verebileceginiz-en-guclu-mesaj-quotsen-bunu-yapabilirsinquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/psikiyatri-uzmani-dr-aydin-cocugunuza-verebileceginiz-en-guclu-mesaj-quotsen-bunu-yapabilirsinquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/psikiyatri-uzmani-dr-aydin-cocugunuza-verebileceginiz-en-guclu-mesaj-quotsen-bunu-yapabilirsinquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/psikiyatri-uzmani-dr-aydin-cocugunuza-verebileceginiz-en-guclu-mesaj-sen-bunu-yapabilirsin/842164/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çorum'dan gelen hastaya Erciyes Üniversitesi Hastaneleri'nde başarılı ameliyat]]></title>
			<description><![CDATA[Çorum'da yaşayan ve sol omuz bölgesindeki kötü huylu yumuşak doku tümörünün hızla büyümesi üzerine Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastaneleri'ne başvuran 52 yaşındaki hasta, başarılı operasyonla sağlığına kavuştu. Tümörün çıkarılmasının ardından omuzda oluşan geniş doku kaybı, hastanın kendi sırt dokusundan hazırlanan fleple (vücudun bir bölgesinden kendi kan damarlarıyla birlikte alınan canlı bir doku parçasının başka bir]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çorum'da yaşayan ve sol omuz bölgesindeki kötü huylu yumuşak doku tümörünün hızla büyümesi üzerine Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastaneleri'ne başvuran 52 yaşındaki hasta, başarılı operasyonla sağlığına kavuştu. Tümörün çıkarılmasının ardından omuzda oluşan geniş doku kaybı, hastanın kendi sırt dokusundan hazırlanan fleple (vücudun bir bölgesinden kendi kan damarlarıyla birlikte alınan canlı bir doku parçasının başka bir hasarlı veya eksik bölgeye nakledilmesi işlemi) yeniden yapılandırıldı.Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri'ne başvuran ve sol omuz bölgesindeki kitlenin son aylarda hızla büyümesi üzerine yapılan incelemelerde malign mezenkimal tümör tanısı alan hasta, Ortopedi ve Travmatoloji ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin iş birliğiyle gerçekleştirilen başarılı bir operasyonla tedavi edildi. Yaklaşık bir yıl önce sol omuz bölgesinde kitle şikâyeti başlayan hastanın, son altı ay içerisinde kitlesinde belirgin büyüme meydana geldi. Dış merkezde yapılan biyopsi sonucunda malign mezenkimal tümör (kötü huylu yumuşak doku tümörü) tanısı konulan ve radyoterapi (ışın tedavisi) alan hasta cerrahi tedavi amacıyla Erciyes Üniversitesi Hastaneleri'ne başvurdu. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar ve ekibi tarafından değerlendirilen hasta tümörün cerrahi olarak çıkarılması amacıyla ameliyata alındı."Tümör geniş cerrahi sınırlarla çıkarıldı"Gerçekleştirilen operasyonda sol omuz bölgesindeki kötü huylu tümör çevresinde sağlıklı doku sınırı elde edilecek şekilde geniş cerrahi rezeksiyon uygulanarak başarıyla çıkarıldı. Tümörün çıkarılması sonrasında omuz bölgesinde geniş doku defektinin kapatılması amacıyla Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Doktor İlknur Bayır ve ekibi operasyona dâhil oldu."Hastanın kendi dokusuyla yeniden yapılandırıldı"Plastik cerrahi ekibi tarafından hastanın sırt bölgesinden hazırlanan latissimus dorsi kas-deri flebi, omuz bölgesindeki tümörün çıkarılmasından sonra oluşan defektin kapatılması amacıyla kullanıldı. Hastanın kendi dokusundan hazırlanan bu flep sayesinde geniş cerrahi defekt yeniden yapılandırılırken, cerrahi alanın güvenli şekilde kapatılması ve omuz bölgesinin fonksiyonel ve estetik bütünlüğünün mümkün olduğunca korunması amaçlandı.Multidisipliner yaklaşım başarıyla uygulandıGeniş bir cerrahi alanı ilgilendiren bu zorlu operasyon, Ortopedi ve Travmatoloji ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin koordineli ve multidisipliner çalışmasıyla gerçekleştirildi. Operasyonun ardından hastanın tedavi ve takip süreci ekipler tarafından sürdürüldü.Hasta Y.Ç. tedavisi sonrasında yaptığı açıklamada, "Sol omuz bölgesindeki kitlenin tedavisi için Ankara ve diğer illere gittim, bu işlemi ülkemizde sayılı hocaların yaptığını öğrendim ve tedavi olmak için Erciyes Üniversitesi Hastanelerini tercih ettim. Bu zorlu süreci en konforlu ve güvenli şekilde atlatmamı sağlayan Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Hastaneler Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar'a, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. İlknur Bayır'a ve Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Celalettin Eroğlu'na sonsuz şükranlarımı sunarım. Ülkemize, tıp dünyasına ve bana verdikleri emekler için kendilerine çok teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum" dedi.Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri'nde gerçekleştirilen bu operasyon kompleks yumuşak doku tümörlerinin cerrahi tedavisinde tümör cerrahisi ile rekonstrüktif cerrahinin aynı seansta ve multidisipliner anlayışla yürütülmesinin önemini bir kez daha ortaya koydu.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/corum39dan-gelen-hastaya-erciyes-universitesi-hastaneleri39nde-basarili-ameliyat.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/corum39dan-gelen-hastaya-erciyes-universitesi-hastaneleri39nde-basarili-ameliyat.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/corum39dan-gelen-hastaya-erciyes-universitesi-hastaneleri39nde-basarili-ameliyat_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/corum39dan-gelen-hastaya-erciyes-universitesi-hastaneleri39nde-basarili-ameliyat.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/corum-dan-gelen-hastaya-erciyes-universitesi-hastaneleri-nde-basarili-ameliyat/842140/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocuklarda dijital anesteziyle iğne korkusuna ağrısız çözüm]]></title>
			<description><![CDATA[Maltepe Özel Ersoy Hastanesi Diş Hekimi Hakan Peker, dijital anestezi yöntemi sayesinde çocuklardaki "iğne olma" imajı ve korkusunun yerini güvenli ve rahat bir uygulamaya bıraktığını ifade etti. Peker, "Ağrı hissetmeyen ve iğne görseliyle strese girmeyen çocuk hasta, tedaviye daha rahat uyum sağlar" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Maltepe Özel Ersoy Hastanesi Diş Hekimi Hakan Peker, dijital anestezi yöntemi sayesinde çocuklardaki "iğne olma" imajı ve korkusunun yerini güvenli ve rahat bir uygulamaya bıraktığını ifade etti. Peker, "Ağrı hissetmeyen ve iğne görseliyle strese girmeyen çocuk hasta, tedaviye daha rahat uyum sağlar" dedi.Maltepe Özel Ersoy Hastanesi Diş Hekimi Hakan Peker, diş hekimi muayenelerinin pek çok çocuk için büyük bir endişe kaynağı olduğunu dile getirerek, bunun temel sebebinin iğne ve enjeksiyon korkusu olduğunu belirtti. Peker, bu kapsamda geleneksel enjektörlerin ortaya çıkardığı görsel kaygı, ilacın dokuya aniden verilmesiyle oluşan basınç hissi ve tedavi sonrası saatlerce süren hissizliğin; çocuk hastaların tedavi koltuğundan uzaklaşmasına yol açtığını ifade etti. Modern pedodontide öne çıkan dijital anestezi (bilgisayar kontrollü lokal anestezi) teknolojisi sayesinde ise Peker; bu sürecin çocuklar için korkulu bir rüya olmaktan çıkarıp konforlu bir deneyime dönüştüğünün altını çizdi."Doku gerilmesi ve 'yanma' hissi oluşmaz, çocuk ağrı eşiği aşılmadan kademeli olarak uyuşur"Dijital anestezi hakkında bilgilendirmelerde bulunan diş hekimi Hakan Peker, geleneksel yöntemlerden farkını şu sözlerle dile getirdi:"Dijital anestezi hekimin elle yaptığı manuel enjeksiyonun aksine, anestezik sıvının dokuya veriliş hızını, miktarını ve basıncını mikroçip kontrollü bir yazılım vasıtasıyla ayarlayan ileri bir teknolojidir. Genel kanının aksine, anestezi sırasında hissedilen ağrının ana sebebi iğnenin ucu değil; ilacın doku içerisine hızlı bastırılmasıyla oluşan doku içi basınç ve gerilmedir. Dijital anestezi cihazı, hastanın doku direncini milisaniyeler içinde ölçer. Anestezik solüsyonu hastanın anlık doku hissiyatına ve direncine uygun olarak son derece yavaş, damla damla ve sabit bir basınçla iletir. Böylece doku gerilmesi ve "yanma" hissi oluşmaz; çocuk ağrı eşiği aşılmadan kademeli olarak uyuşur.""İğne görseliyle strese girmeyen çocuk hasta, tedaviye daha rahat uyum sağlar"Dijital anestezi yönteminin çocuk pedodontisinde sağladığı temel avantajlara değinen Peker, şunları aktardı:"Dijital anestezi cihazlarının uç kısımları geleneksel metal enjektörlere hiç benzemez. Tükenmez kalem ya da küçük bir ölçüm çubuğu görünümündeki yapısı sayesinde çocuklarda "iğne olacağım" imajı ve görsel kaygı tetiklenmez. Sıvı akışı bilgisayar kontrolünde kademeli sağlandığı için ilk temastan itibaren hissedilen acı veya sızı seviyesi yok denecek kadar azdır. Öte yandan geleneksel yöntemlerde sıklıkla tüm çene, dudak ve dil uyuşurken; dijital sistemde sadece işlem yapılacak diş ve etrafındaki kısıtlı alan hedeflenebilir. Tedavi sonrası dudak ve yanakta oluşan uzun süreli hissizlik ortadan kalktığı için çocukların uyuşuk bölgeyi fark etmeden ısırıp kendilerine zarar vermesi ve dokusal travmalar engellenmiş olur. Bu noktada ağrı hissetmeyen ve iğne görseliyle strese girmeyen çocuk hasta, tedaviye daha rahat uyum sağlar. Bu durum hekimin işlemlerini çok daha hızlı ve güvenle tamamlamasına olanak tanır. Böylece erken yaşta klinik ortamında ağrısız ve konforlu bir tecrübe yaşayan çocuklarda ömür boyu sürebilecek diş hekimi korkusu (dentofobi) gelişmez.""Ebeveynler için güvenli bir alternatif"Dijital anestezi uygulamasının hem ebeveynler hem de hekimler için güvenilir bir yöntem olduğunu ifade eden Peker, "Kullanılan ilacın içeriği açısından geleneksel anesteziyle aynı güvenilir anestezik maddeleri barındırır. Farkı oluşturan tek unsur, ilacın dokuya aktarılma biçimidir. Dolayısıyla çocuk bünyesi için tamamen güvenli bir yöntemdir. Diş tedavilerinde konforu artıran ve ağrı algısını sıfırlayan bu teknolojik yaklaşım, hem çocukların hekimle güvene dayalı pozitif bir bağ kurmasını sağlar hem de ebeveynlerin süreçteki endişelerini giderir. Unutulmamalıdır ki, çocukluk döneminde atlatılan bir kaygı, yetişkinlikte sağlıklı bir ağız ve diş bakım alışkanlığının en sağlam temelidir" şeklinde konuştu.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cocuklarda-dijital-anesteziyle-igne-korkusuna-agrisiz-cozum.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cocuklarda-dijital-anesteziyle-igne-korkusuna-agrisiz-cozum.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cocuklarda-dijital-anesteziyle-igne-korkusuna-agrisiz-cozum_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cocuklarda-dijital-anesteziyle-igne-korkusuna-agrisiz-cozum.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/cocuklarda-dijital-anesteziyle-igne-korkusuna-agrisiz-cozum/842122/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA['Ne kadar uyusam da dinlenemiyorum' diyenler dikkat: Yorgunluğun 10 nedeni]]></title>
			<description><![CDATA[Gün içerisinde yoğun tempoya bağlı olarak hissedilen yorgunluk, dinlenme ve yeterli uykuyla genellikle azalıyor. "Ancak kişi sabah uyandığında dahi kendisini bitkin hissediyor, hafta sonu dinlenmesine rağmen toparlanamıyor ve bu durum günlük yaşamını etkiliyorsa altta yatan nedenin araştırılması önem taşıyor" diyen Uzm. Dr. Fatma Özenç Turşak, sürekli yorgunluğun 10 nedenini açıkladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Gün içerisinde yoğun tempoya bağlı olarak hissedilen yorgunluk, dinlenme ve yeterli uykuyla genellikle azalıyor. "Ancak kişi sabah uyandığında dahi kendisini bitkin hissediyor, hafta sonu dinlenmesine rağmen toparlanamıyor ve bu durum günlük yaşamını etkiliyorsa altta yatan nedenin araştırılması önem taşıyor" diyen Uzm. Dr. Fatma Özenç Turşak, sürekli yorgunluğun 10 nedenini açıkladı.Medicana Ataköy Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Fatma Özenç Turşak, yeterli uykuya rağmen geçmeyen ve günlük yaşamı etkileyen yorgunluğun basit bir halsizlik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, demir ve B12 vitamini eksikliğinden tiroid hastalıklarına, diyabetten uyku apnesine ve kronik hastalıklara kadar pek çok farklı nedenin araştırılması gerektiğini söyledi. Uzm. Dr. Fatma Özenç Turşak, "Yorgunluk tek başına bir hastalık değildir; vücudun bize verdiği önemli bir sinyal olabilir. Özellikle yeterli uyku ve dinlenmeye rağmen devam eden, giderek artan veya beraberinde başka belirtilerin eşlik ettiği yorgunluğu mutlaka ciddiye almak gerekir" dedi.Yorgunluğun en sık nedenlerinden biri demir eksikliğiDemir eksikliğinin özellikle kadınlarda yorgunluğun önemli nedenlerinden biri olduğunu belirten Uzm. Dr. Turşak, "Demir, vücudumuzda oksijenin taşınması açısından kritik bir mineraldir. Eksikliğinde kişi kendisini halsiz ve enerjisiz hissedebilir. İleri düzeyde demir eksikliği kansızlığa yol açarken, henüz kansızlık gelişmeden de yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü ve saç dökülmesi gibi şikâyetler görülebilir. Özellikle yoğun adet kanaması olan kadınlarda demir eksikliği açısından değerlendirme yapılması önemlidir. Demir eksikliğini de sadece beslenmeyle ilişkilendirmemek gerekir. Bunun altında yatan sorun da araştırmalıdır" şeklinde konuştu.B12 ve D vitamini eksikliği de yorgunluk yapabilirB12 vitamini eksikliğinin de halsizlik ve enerji düşüklüğüne neden olabileceğini belirten Uzm. Dr. Turşak, özellikle hayvansal gıdaları sınırlı tüketen kişilerde ve emilim problemi bulunan hastalarda B12 düzeylerinin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi ve devam etti:"B12 eksikliğinde yorgunluğa baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık ve bazı nörolojik yakınmalar eşlik edebilir. Folat eksikliği de benzer şekilde kansızlık ve yorgunlukla kendini gösterebilir. D vitamini eksikliği de bazı kişilerde yorgunluk ve kas güçsüzlüğüyle ilişkili olabilir".Sürekli yorgunlukta tiroit de kontrol edilmeliTiroit bezinin vücudun metabolizma hızını düzenleyen hormonları ürettiğini hatırlatan Uzm. Dr. Turşak, "Tiroit hormonlarının yetersiz üretildiği hipotiroit de yorgunluk ve halsizlikle kendini gösterebilir. Özellikle yorgunluğa üşüme, kilo alma, kabızlık, cilt kuruluğu, saç dökülmesi, uyku hali veya nabızda yavaşlama gibi şikâyetler eşlik ediyorsa tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerekir. Basit bir kan testiyle tiroid fonksiyonları hakkında önemli bilgiler elde edilebilir" dedi.Horlama ve sabah yorgun uyanma önemli bir ipucuGece yeterince uyunduğu halde sabahları dinlenememek ve gün içerisinde sürekli uyku hali yaşamanın uyku apnesinin işareti olabileceğini belirten Uzm. Dr. Turşak, "Özellikle yüksek sesle horlama, uykuda nefesin durduğunun fark edilmesi, sabah baş ağrısı ve gün içinde uyuklama gibi belirtiler dikkate alınmalıdır. Uyku apnesinde kişi gece boyunca defalarca kısa süreli nefes durmaları yaşayabilir. Bu durum uykunun kalitesini ciddi şekilde bozarak kişinin sabahları yorgun kalkmasına ve gün içerisinde enerji düşüklüğü yaşamasına neden olabilir" diye konuştu.Yorgunluk bazen kan şekerinin habercisi olabilirSürekli yorgunluğun metabolik hastalıklarla da ilişkili olabileceğini belirten Uzm. Dr. Turşak, "Diyabetin dikkate alınmalıdır. Yorgunluğa sık idrara çıkma, aşırı susama, ağız kuruluğu, açıklanamayan kilo değişiklikleri veya bulanık görme gibi belirtiler eşlik ediyorsa kan şekeri mutlaka değerlendirilmelidir. Kontrolsüz yüksek kan şekeri, kişinin kendisini sürekli bitkin hissetmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı.Yeterli sıvı tüketimi gerekirYetersiz ve dengesiz beslenmenin de enerji düşüklüğünü artırabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Turşak, özellikle aşırı işlenmiş gıdalar, yüksek şeker içeren besinler ve düzensiz öğünlerin yerine sebze, meyve, baklagiller, kaliteli protein kaynakları ve tam tahıllardan zengin dengeli bir beslenme düzeninin tercih edilmesi gerektiğini; yetersiz sıvı tüketiminin de yorgunluğa neden olabileceğini belirtti.Depresyon ve stres de yorgunluğun nedeni olabilirYorgunluğun yalnızca fiziksel hastalıklarla açıklanamayacağını belirten Uzm. Dr. Turşak, "Özellikle daha önce keyif alınan aktivitelere karşı ilginin azalması, isteksizlik, uyku düzeninde bozulma, konsantrasyon güçlüğü ve sürekli çökkün hissetme gibi belirtiler yorgunluğa eşlik ediyorsa ruhsal durum da değerlendirilmelidir" dedi.Eklem ağrıları ve yorgunluk birlikteyse...Bazı romatizmal hastalıkların da yorgunlukla kendini gösterebileceğini belirten Uzm. Dr. Turşak, özellikle sabah tutukluğu, eklem ağrısı, eklemlerde şişlik ve hareket kısıtlılığı gibi belirtilerin eşlik ettiği yorgunluklarda romatolojik hastalıkların göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti.Böbrek hastalıkları uzun süre belirti vermeyebilirKronik böbrek hastalıklarının erken dönemlerinde belirti vermeyebileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Turşak, hastalık ilerledikçe halsizlik ve yorgunluğun ortaya çıkabileceğini söyledi ve ekledi: "Özellikle hipertansiyon, diyabet veya kalp-damar hastalığı bulunan kişilerde böbrek fonksiyonlarının düzenli olarak kontrol edilmesi önemlidir. Yorgunluk tek başına böbrek hastalığı anlamına gelmez ancak risk faktörleri bulunan kişilerde mutlaka değerlendirilmelidir."Her yorgunluk kanser anlamına gelmez ama...Yorgunluğun toplumda en fazla endişe oluşturan nedenlerinden birinin kanser olduğunu belirten Uzm. Dr. Turşak, tek başına yorgunluğun kanser göstergesi olmadığının altını çizerek "Ancak uzun süren ve açıklanamayan yorgunluğa istemsiz kilo kaybı, açıklanamayan ateş, gece terlemesi, ele gelen bir kitle, dışkılama veya idrar alışkanlıklarında değişiklik, uzun süren öksürük ya da olağandışı kanamalar gibi belirtiler eşlik ediyorsa mutlaka hekime başvurulmalıdır" diye konuştu.Yorgunluğun nedenini araştırmak gerekiyorSürekli yorgunluğun bazen basit yaşam tarzı değişiklikleriyle düzelebileceğini, ancak bazı durumlarda altta yatan hastalığın erken tanısı açısından önemli bir uyarı işareti olabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Turşak, sözlerini şöyle tamamladı:"Yeterince uyuduğunuz, dengeli beslendiğiniz ve dinlenmenize rağmen yorgunluğunuz devam ediyorsa bunu normalleştirmeyin. Özellikle haftalar boyunca devam eden, giderek artan veya günlük yaşamınızı etkileyen yorgunluklarda hekim değerlendirmesi gerekir. Hastanın öyküsü, fizik muayenesi ve gerekli görülen kan testleriyle demir, B12, folat, D vitamini, tiroit fonksiyonları, kan şekeri, böbrek fonksiyonları ve diğer olası nedenler değerlendirilebilir. Burada amaç yalnızca yorgunluğu gidermek değil, yorgunluğa neden olan problemi ortaya çıkarmaktır."İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/39ne-kadar-uyusam-da-dinlenemiyorum39-diyenler-dikkat-yorgunlugun-10-nedeni.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/39ne-kadar-uyusam-da-dinlenemiyorum39-diyenler-dikkat-yorgunlugun-10-nedeni.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/39ne-kadar-uyusam-da-dinlenemiyorum39-diyenler-dikkat-yorgunlugun-10-nedeni_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/39ne-kadar-uyusam-da-dinlenemiyorum39-diyenler-dikkat-yorgunlugun-10-nedeni.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/ne-kadar-uyusam-da-dinlenemiyorum-diyenler-dikkat-yorgunlugun-10-nedeni/842094/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Muğla Büyükşehir'in HPV aşı desteği sürüyor]]></title>
			<description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi, rahim ağzı kanserine karşı başlattığı koruyucu HPV aşısı uygulaması için başvuruları almaya devam ediyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi, rahim ağzı kanserine karşı başlattığı koruyucu HPV aşısı uygulaması için başvuruları almaya devam ediyor.Muğla Büyükşehir Belediyesi, toplum sağlığının korunması ve gelecek nesillerin daha sağlıklı şartlarda yetişmesi amacıyla koruyucu sağlık hizmetlerine yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor.Türkiye'de önemli bir halk sağlığı sorunu olan HPV (İnsan Papilloma Virüsü) virüsü kaynaklı kanser vakaları son yıllarda artma eğilimi göstermesinden dolayı Muğla Büyükşehir Belediyesi 9-45 yaş aralığındaki kız çocuklarına ve kadınlara yönelik ücretsiz rahim ağzı kanseri aşısı yapmak için çalışmaları başlattı.Rahim ağzı kanserine karşı koruma sağlayan HPV aşısından yararlanmak isteyen ve başvuru şartlarını taşıyan vatandaşların gerekli belgelerle birlikte Muğla Büyükşehir Belediyesi Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü'nün ilçe hizmet birimlerine başvuruda bulunmaları gerekiyor. Detaylı bilgi almak isteyenler, 444 48 01 numaralı Muğla Büyükşehir Belediyesi Çağrı Merkezi'nden destek alabilecek.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/mugla-buyuksehir39in-hpv-asi-destegi-suruyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/mugla-buyuksehir39in-hpv-asi-destegi-suruyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/mugla-buyuksehir39in-hpv-asi-destegi-suruyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/mugla-buyuksehir39in-hpv-asi-destegi-suruyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/mugla-buyuksehir-in-hpv-asi-destegi-suruyor/842086/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 11:32:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Bozdoğan'dan geçmeyen öksürük uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Bozdoğan, uzun süren öksürüğün nedenleri ve dikkat edilmesi gereken belirtiler hakkında bilgi verdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Bozdoğan, uzun süren öksürüğün nedenleri ve dikkat edilmesi gereken belirtiler hakkında bilgi verdi.Dr. Serap Bozdoğan, kronik öksürük veya diğer adıyla geçmeyen öksürüğün, genellikle altta yatan bir sağlık sorununun belirtisi olarak ortaya çıkabileceğini belirtti.Dr. Serap Bozdoğan, yetişkinlerde sekiz hafta veya daha uzun, çocuklarda ise dört haftadan fazla devam eden kronik öksürük olarak değerlendirildiğini ifade ederek, uzun süren öksürüğün nedeninin belirlenmesi ve uygun tedavinin planlanması için uzman değerlendirmesinin gerekliliğine dikkat çekti."Geçmeyen öksürük hastalık belirtisi olabilir"Geçmeyen öksürüğe balgam, boğaz ağrısı, yüksek ateş, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi belirtilerin eşlik edebileceğini ifade eden Dr. Serap Bozdoğan, "Geçmeyen öksürük; solunum yollarını etkileyen alerjik reaksiyonların, kronik enfeksiyonların veya sindirim sistemi rahatsızlıklarının belirtisi olabilir. Astım ve KOAH gibi alt solunum yolu hastalıklarının yanı sıra reflü gibi yemek borusunu etkileyen rahatsızlıklarda da görülebilir. Sigara kullanımı, uzun süren balgamlı öksürüğün önemli nedenlerinden biridir. Uzun süreli sigara kullanımı sonucunda öksürük kalıcı hâle gelebilir" dedi."Covid 19'dan sonra gelişen akciğer büzülmesi uzayan öksürük neden olur"Dr. Serap Bozdoğan, "Geçmeyen öksürüğün yaygın nedenleri arasında astım, reflü, kronik bronşit, sinüzite bağlı geniz akıntısı ve sigara kullanımı yer alır. Grip veya zatürre gibi enfeksiyonların ardından solunum yollarında devam eden tahriş de öksürüğün uzun sürmesine yol açabilir. Bunların yanı sıra alerjik hastalıklar, KOAH (kronik tıkayıcı akciğer hastalığı), bazı ilaçların yan etkileri (bazı tansiyon ilaçları)ve akciğer kanseri , tüberküloz , covid 19'dan sonra gelişen akciğer katılaşması , büzülmeleri kronik öksürüğe neden olabilir. Bu nedenle öksürüğün kaynağı belirlenmeden gelişigüzel ilaç kullanılmamalıdır" şeklinde konuştu."Geçmeyen öksürüğe ne iyi gelir"Dr. Serap Bozdoğan, "Yaşam alanlarının düzenli olarak havalandırılması, ortamın uygun nem seviyesinde tutulması, gün içerisinde yeterli miktarda su tüketilmesi ve sigara dumanından uzak durulması öksürüğün hafiflemesine yardımcı olabilir. Hekim tarafından reçete edilen ilaçların önerilen doz ve sürede kullanılması gerekir. Reflüye bağlı öksürüğü bulunan kişilerin ise baharatlı ve yağlı yiyeceklerden uzak durması, yatmadan hemen önce yemek yememesini öneririm" ifadelerine yer verdi."Tedavi öksürüğün nedenine göre planlanmalı"Öksürüğün tek başına bir hastalık değil, farklı hastalıkların belirtisi olduğunu vurgulayan Dr. Serap Bozdoğan, "Tedavinin başarılı olabilmesi için öncelikle öksürüğe neden olan durumun belirlenmesi gerekir. Muayenenin ardından gerekli görüldüğünde akciğer grafisi, solunum fonksiyon testi ve diğer tetkiklerden yararlanılabilir. Öksürük şuruplarının veya antibiyotiklerin bilinçsiz kullanılması, tanının gecikmesine ve istenmeyen etkilere yol açabilir" ifadelerini kullandı.Dr. Bozdoğan, giderek şiddetlenen, günlük yaşamı veya gece uykusunu etkileyen öksürüğün ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Dr. Serap Bozdoğan, Öksürüğe nefes darlığı, kanlı balgam, göğüs ağrısı, yüksek ateş, gece terlemesi ya da açıklanamayan kilo kaybının eşlik etmesi durumunda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/gogus-hastaliklari-uzmani-dr-bozdogan39dan-gecmeyen-oksuruk-uyarisi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/gogus-hastaliklari-uzmani-dr-bozdogan39dan-gecmeyen-oksuruk-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/gogus-hastaliklari-uzmani-dr-bozdogan39dan-gecmeyen-oksuruk-uyarisi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/gogus-hastaliklari-uzmani-dr-bozdogan39dan-gecmeyen-oksuruk-uyarisi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/gogus-hastaliklari-uzmani-dr-bozdogan-dan-gecmeyen-oksuruk-uyarisi/842048/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bayburt'ta kamu çalışanlarına dumansız yaşam desteği]]></title>
			<description><![CDATA[Bayburt'ta 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında kamu kurumu çalışanlarına yönelik sigara bırakma danışmanlığı verildi. Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Aylin Duman Yıldırım tarafından gerçekleştirilen danışmanlık hizmetinde, sigarayı bırakmak isteyen çalışanlara izleyebilecekleri yol anlatıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bayburt'ta 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında kamu kurumu çalışanlarına yönelik sigara bırakma danışmanlığı verildi. Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Aylin Duman Yıldırım tarafından gerçekleştirilen danışmanlık hizmetinde, sigarayı bırakmak isteyen çalışanlara izleyebilecekleri yol anlatıldı.Danışmanlık kapsamında sigarayı bırakma sürecinde sağlık kuruluşlarından alınabilecek destekler aktarıldı. Çalışanlara, sigara bırakma polikliniklerine başvurarak ücretsiz danışmanlık ve ilaç desteğinden yararlanabilecekleri hatırlatıldı.Çalışmada tütün kullanımının bırakılması konusunda bireysel danışmanlığın yanı sıra sağlıklı ve dumansız yaşamın önemi üzerinde duruldu. Kamu kurumu çalışanlarının sigarayı bırakma sürecinde sağlık hizmetlerinden yararlanmaları konusunda yönlendirme yapıldıİHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/bayburt39ta-kamu-calisanlarina-dumansiz-yasam-destegi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/bayburt39ta-kamu-calisanlarina-dumansiz-yasam-destegi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/bayburt39ta-kamu-calisanlarina-dumansiz-yasam-destegi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/bayburt39ta-kamu-calisanlarina-dumansiz-yasam-destegi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/bayburt-ta-kamu-calisanlarina-dumansiz-yasam-destegi/841999/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kırmızı etek sevdası 61 yaşında 25 kilo verdirdi]]></title>
			<description><![CDATA[Bursa'da düğünde giymek istediği kırmızı eteğin üzerine olmaması, 61 yaşındaki Naciye Yalçın için hayatının dönüm noktalarından biri oldu. Fazla kilolarından kurtulmak ve daha sağlıklı bir hayat sürmek için Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvuran Naciye Yalçın, Diyetisyen Fulya Çoğan eşliğinde yürüttüğü beslenme ve yaşam tarzı değişikliği sürecinde 25 kilo verdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bursa'da düğünde giymek istediği kırmızı eteğin üzerine olmaması, 61 yaşındaki Naciye Yalçın için hayatının dönüm noktalarından biri oldu. Fazla kilolarından kurtulmak ve daha sağlıklı bir hayat sürmek için Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvuran Naciye Yalçın, Diyetisyen Fulya Çoğan eşliğinde yürüttüğü beslenme ve yaşam tarzı değişikliği sürecinde 25 kilo verdi.Diyet yapmaya başlangıçta sıcak bakmadığını belirten Naciye Yalçın, 3 yıl önce katılacağı bir düğün öncesi dolabındaki kıyafetleri denerken yaşadığı hayal kırıklığının kendisini harekete geçirdiğini anlattı. Özellikle sevdiği kırmızı eteğin üzerine olmaması üzerine Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvuran Naciye Yalçın, aldığı profesyonel destekle sağlıklı hayat alışkanlıkları kazanmaya başladı.17 ayda 25 kilo veren Naciye Yalçın'ın yıllardır mücadele ettiği çeşitli sağlık sorunlarında da önemli iyileşmeler yaşadı. Süreç öncesinde üçüncü evre karaciğer yağlanması, diyabet, yüksek kolesterol, hipertansiyon, tiroid sorunları ve fibromiyalji ağrıları bulunan Yalçın, beslenme düzenini ve yaşam alışkanlıklarını değiştirmesiyle sağlık durumunda önemli gelişmeler kaydetti.Karaciğer yağlanmasının üçüncü evreden birinci evreye gerilediğini belirten Yalçın, tansiyon değerlerinin normale döndüğünü, kolesterol ve tiroid değerlerinde de olumlu gelişmeler yaşandığını ifade etti. Fibromiyaljiye bağlı ağrılarının da azaldığını belirten Yalçın, süreçte kendisini takip eden hekimlerin de tebrik ettiğini söyledi.Yaşadığı değişimin kendisi için yalnızca kilo vermekten ibaret olmadığını vurgulayan Yalçın, "Eskiden diyete hiç sıcak bakmıyordum. Şimdi ise benim için sağlık daha önemli" dedi."25 kiloyu birlikte verdik"Naciye Yalçın'ın 2023 aralık ayından itibaren beslenme takibini yürüten Nilüfer İlçe Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezinde görevli Diyetisyen Fulya Çoğan, sürecin yalnızca kilo kaybına odaklanmadığını, temel hedefin kalıcı ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmak olduğunu söyledi. Naciye Yalçın'ın takibe başladığında 98 kilo 400 gram olduğunu ve çok ciddi sağlık problemleri olduğunu belirten Diyetisyen Çoğan, 17 ayda yaklaşık 24-25 kilo kaybı sağlandığını ve verilen kilonun da uzun süredir korunduğunu ifade etti.Çoğan, "Bu süreçte amacımız sadece kilo verdirmek değildi. Beslenme davranışlarını ve yaşam tarzını değiştirmeyi hedefledik. Kilo verirken kas kaybı yaşamadan, daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmesini istedik" diye konuştu.Naciye Yalçın'ın takip sürecinde 1,5 yıldır kilosunu korumayı başararak insülin kullanımını bıraktığını, tansiyonunun normale döndüğünü, fibromiyalji ağrılarının azaldığını ve kolesterol değerlerinin normal seviyelere geldiğini belirten Diyetisyen Çoğan, sağlık parametrelerindeki olumlu değişimin kendileri açısından da sevindirici olduğunu söyledi.Çevresine örnek olduSağlıklı yaşam yolculuğu yalnızca Naciye Yalçın'la sınırlı kalmadı. Onun değişimini gören iki ablası da Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvurarak beslenme takibine başladı. Yakın çevresindeki arkadaşlarının da kendisini örnek alarak sağlıklı yaşam konusunda adım attığını belirten Naciye Yalçın, yaşadığı değişimin başkalarına da ilham vermesinden mutluluk duyduğunu söyledi.Hekim takipleri devam ediyorNaciye Yalçın'ın Sağlıklı Hayat Merkezi'ndeki beslenme ve yaşam tarzı değişikliği takibinin yanı sıra ikinci basamak sağlık kuruluşlarındaki hekim kontrolleri de devam ediyor. Uludağ Üniversitesi'nde endokrinoloji uzmanları tarafından rutin olarak takip edilen Naciye Yalçın'ın, Bursa Şehir Hastanesi'nde kardiyoloji kontrolleri de sürdürülüyor.Diyetisyen Fulya Çoğan, Naciye Yalçın'ın özellikle kendi yaş grubundaki bireyler için önemli bir teşvik edici danışan olduğunu belirterek, sağlıklı yaşam konusunda destek almak isteyen tüm vatandaşları, Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezlerine başvurarak ücretsiz diyetisyen hizmeti alabileceklerini söyledi.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/kirmizi-etek-sevdasi-61-yasinda-25-kilo-verdirdi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/kirmizi-etek-sevdasi-61-yasinda-25-kilo-verdirdi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/kirmizi-etek-sevdasi-61-yasinda-25-kilo-verdirdi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/kirmizi-etek-sevdasi-61-yasinda-25-kilo-verdirdi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/kirmizi-etek-sevdasi-61-yasinda-25-kilo-verdirdi/841995/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 10:11:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanlardan velilere kritik uyarı: Çocuğunuz hastaysa okula göndermeyin]]></title>
			<description><![CDATA[Okulların açılmasıyla birlikte çocuklarda soğuk algınlığı, grip ve diğer bulaşıcı enfeksiyonların görülme sıklığının artabileceği belirten uzmanlar, kapalı ve kalabalık sınıflarda yakın temasın yanı sıra ortak kullanım alanlarının virüslerin yayılmasını kolaylaştırdığına dikkat çekti. Uzmanlar ailelere hijyen, aşı, dengeli beslenme ve yeterli uyku konusunda uyarılarda bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Okulların açılmasıyla birlikte çocuklarda soğuk algınlığı, grip ve diğer bulaşıcı enfeksiyonların görülme sıklığının artabileceği belirten uzmanlar, kapalı ve kalabalık sınıflarda yakın temasın yanı sıra ortak kullanım alanlarının virüslerin yayılmasını kolaylaştırdığına dikkat çekti. Uzmanlar ailelere hijyen, aşı, dengeli beslenme ve yeterli uyku konusunda uyarılarda bulundu.Okulların açılmasıyla çocukların günün büyük bölümünü kalabalık ve kapalı ortamlarda geçirmeye başlaması, bulaşıcı hastalık riskini de beraberinde getiriyor. Özellikle sınıfların yeterince havalandırılmaması, ortak eşyaların kullanılması ve çocukların yakın teması, solunum yolu virüslerinin daha kolay yayılmasına neden olabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. Fatih Ay, okul döneminde çocuklarda karşılaşılabilecek hastalıklar ve alınabilecek önlemler hakkında bilgi verdi.En sık görülen hastalıklar arasında grip ve üst solunum yolu enfeksiyonları bulunuyorUzm. Dr. Fatih Ay, okul döneminde viral üst solunum yolu enfeksiyonları, grip, RSV, el-ayak-ağız hastalığı, streptokok boğaz enfeksiyonu, orta kulak iltihabı, konjonktivit ve gastroenterit gibi hastalıkların daha sık görülebileceğini belirtti. Ortaokul ve lise dönemindeki çocuklarda ise grip ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarının yanı sıra enfeksiyöz mononükleoz gibi hastalıkların da görülebileceği ifade edildi.Hastalıkların yayılmasında yalnızca hava sıcaklığının değil, okul ortamındaki kalabalık ve yakın temasın da önemli rol oynadığı kaydedildi.Ailelere önemli önerilerUzmanlar, çocukların hastalıklardan korunması için öncelikle rutin çocukluk çağı aşılarının eksiksiz tamamlanmasını öneriyor. 6 aydan büyük çocuklarda yıllık grip aşısının da değerlendirilmesi gerektiği belirtilirken, kronik hastalığı veya bağışıklık sistemiyle ilgili sorunu bulunan çocuklarda aşının daha da önemli olduğu vurgulandı.El hijyeninin de hastalıkların önlenmesinde önemli bir yere sahip olduğu belirtilerek çocuklara okuldan eve geldiklerinde, yemeklerden önce ve tuvalet sonrasında ellerini doğru şekilde yıkama alışkanlığının kazandırılması tavsiye edildi.Çocukların bağışıklık sisteminin desteklenmesi için yeterli uyku ve dengeli beslenmenin de önem taşıdığı ifade edildi. Çocukların yaşlarına uygun şekilde genellikle 9 ila 12 saat uyuması, mevsim sebze ve meyvelerinin yer aldığı dengeli bir beslenme düzenine sahip olması önerildi. Sınıfların düzenli olarak havalandırılması, ortak kullanılan eşyaların paylaşımının mümkün olduğunca sınırlandırılması ve öksürme-hapşırma sırasında ağız ve burunun kapatılması da hastalıkların yayılmasını azaltabilecek önlemler arasında gösterildi.Ateşi ve belirgin hastalık belirtileri olan çocuk okula gönderilmemeliUzmanlar, ateş, şiddetli öksürük, kusma veya ishal gibi belirtileri bulunan çocukların okula gönderilmemesi gerektiğini belirtti. Çocuğun evde dinlendirilmesinin hem iyileşme sürecine katkı sağladığı hem de hastalığın diğer öğrencilere bulaşmasının önüne geçtiği ifade edildi.Belirtiler 3-4 günden uzun sürerse doktora başvurulmalıÇoğu viral enfeksiyonun hafif seyrederek kendiliğinden düzelebildiğini belirten uzmanlar, bazı durumlarda ise tıbbi değerlendirme gerektiğine dikkat çekti. Yüksek ve düşmeyen ateş, nefes almada güçlük, kulak ağrısı, belirgin halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtilerin ortaya çıkması veya şikayetlerin 3-4 günden uzun sürmesi halinde çocuk hekimine başvurulması gerektiği bildirildi.Özellikle küçük yaş grubundaki ve kronik hastalığı bulunan çocuklarda erken tıbbi değerlendirmenin muhtemel komplikasyonların önlenmesi açısından önem taşıdığı kaydedildi.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/uzmanlardan-velilere-kritik-uyari-cocugunuz-hastaysa-okula-gondermeyin.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/uzmanlardan-velilere-kritik-uyari-cocugunuz-hastaysa-okula-gondermeyin.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/uzmanlardan-velilere-kritik-uyari-cocugunuz-hastaysa-okula-gondermeyin_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/uzmanlardan-velilere-kritik-uyari-cocugunuz-hastaysa-okula-gondermeyin.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/uzmanlardan-velilere-kritik-uyari-cocugunuz-hastaysa-okula-gondermeyin/841989/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Okula yeni başlayan çocuklarda kaygıya dikkat]]></title>
			<description><![CDATA[Denizli Özel Egekent Hastanesi Psikoloğu Işıl Birtürk Avlar, okula yeni başlayan çocukların uyum sürecinde ebeveynlerin nasıl yaklaşması gerektiğini anlattı. Avlar, çocukların kaygısını tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, bu duyguyla başa çıkabileceklerini öğretmenin önemine dikkat çekti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Denizli Özel Egekent Hastanesi Psikoloğu Işıl Birtürk Avlar, okula yeni başlayan çocukların uyum sürecinde ebeveynlerin nasıl yaklaşması gerektiğini anlattı. Avlar, çocukların kaygısını tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, bu duyguyla başa çıkabileceklerini öğretmenin önemine dikkat çekti.Denizli Özel Egekent Hastanesi Psikoloğu Işıl Birtürk Avlar, okula yeni başlayan çocukların yaşayabileceği kaygılar ve ebeveynlerin bu süreçte dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgiler verdi. Okulların açılmasının çocuklar açısından yalnızca yeni bir eğitim döneminin başlangıcı olmadığını belirten Psikolog Avlar, uyku ve beslenme düzeninin değişmesi, ekran süresinin yeniden ayarlanması, yeni bir ortama girme, yeni arkadaşlar ve öğretmenlerle tanışma gibi birçok değişikliğin çocukları zorlayabileceğini söyledi. Özellikle yeni ortamlara uyum sağlamakta zorlanan çocuklarda okula dönüş kaygısının görülebileceğini ifade etti."Kaygıyı tamamen ortadan kaldırmaya çalışmayın"Ebeveynlerin bu süreçte yaptığı en önemli hatalardan birinin çocuğun kaygısını tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak olduğunu belirten Psikolog Avlar, "Bizim çocuğa öğretmemiz gereken şey, kaygının gerçekçi ve anlaşılabilir bir duygu olduğu ve bu duyguyla baş edebileceğidir" dedi.Çocuğun "Seni çok özlersem ne yapacağım?" şeklindeki sorusuna, "Hiç beni özlemeyeceksin" demek yerine, "Beni özleyebilirsin, ben de seni özleyebilirim. Ama okul çıkışında seni almaya geleceğim ve sonra birlikte vakit geçireceğiz" şeklinde yanıt verilmesinin daha gerçekçi ve sakinleştirici olacağını ifade etti.Kaygı her zaman ağlama şeklinde ortaya çıkmıyorÇocukların yaşadığı kaygının her zaman ağlama şeklinde kendini göstermediğine dikkat çeken Avlar, okul saatleri yaklaşırken veya gece uyumadan önce karın ağrısı şikâyetlerinin ortaya çıkabileceğini söyledi.Çocuğun sık sık okula gitmek istememesi, "Beni alacaksın değil mi?", "Yarın gitmesem olur mu?" gibi cümlelerle güvence araması veya okula gitmek karşılığında hediye istemesinin de kaygının belirtileri arasında olabileceğini belirten Avlar, "Kaygı her zaman yoğun ağlama şeklinde ortaya çıkmaz. Aynı şekilde her ağlayan çocukta da bir problem olduğunu söylemek doğru değildir. Özellikle okulun ilk günlerinde ağlamak, hüzünlenmek ve ayrılmakta zorlanmak adaptasyon sürecinin doğal bir parçası olabilir" ifadelerini kullandı.Psikolog Avlar, ebeveynlerin özellikle belirtilerin zaman içerisindeki değişimine dikkat etmesi gerektiğini vurguladı. İlk günlerde ağlayan ancak sonraki günlerde bu davranışı giderek azalan çocuklarda sürecin olumlu ilerlediğinin düşünülebileceğini belirten Avlar, buna karşılık ağlama, hıçkırık, karın ağrısı veya okula gitmeyi reddetme gibi belirtilerin giderek artması ve çocuğun günlük işlevselliğini etkilemesi halinde durumun daha fazla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi."Çocuğu okulda gizlice bırakmayın"Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken konulardan birinin de çocuğu okulda gizlice bırakmamak olduğunu ifade eden Avlar, çocuğun fark etmeden okuldan uzaklaşmanın kısa vadede ayrılığı kolaylaştırıyor gibi görünse de güven duygusunu zedeleyebileceğini belirtti.Bunun yerine çocuğa açık ve net bir şekilde veda edilmesini öneren Avlar, "Şimdi ders başlayacak. Benim ayrılmam gerekiyor. Burası senin öğretmeninle ve arkadaşlarınla olduğun alan. Okul çıkışında seni almaya geleceğim" gibi ifadelerin kullanılabileceğini söyledi. Çocuğun öpülüp sarılabileceğini ve vedalaşılabileceğini ancak vedalaşma süresinin gereğinden fazla uzatılmaması gerektiğini belirten Avlar, uzun ve tekrar eden güvence cümlelerinin zaman zaman çocuğun kaygısını azaltmak yerine artırabileceğine dikkat çekti.Okula hazırlık süreci önceden başlamalıOkula uyumun yalnızca okul çantasını hazırlamaktan ibaret olmadığını belirten Psikolog Avlar, çocuğun okula başlamadan önce okulu görmesinin, okulunu gezmesinin ve öğretmeniyle tanışmasının belirsizliği azaltabileceğini ifade etti. Oryantasyon haftalarının bu açıdan önemli olduğunu ifade eden Avlar, okul başlamadan birkaç gün önce çocukla küçük provalar yapılabileceğini belirtti. "Okula gittiğinde sence neler olacak?","Öğretmeninle tanıştığında ne yapmak istersin?", "Seni en çok ne heyecanlandırıyor?" gibi sorularla çocuğun duygu ve düşüncelerinin anlaşılabileceğini söyledi. Avlar, "Burada amaç çocuğa ne düşünmesi gerektiğini söylemek değil, öncelikle onun okul hakkında ne düşündüğünü ve ne hissettiğini anlamak olmalı" ifadelerini kullandı.Ekran, uyku ve beslenme düzeni kademeli değiştirilmeliOkul döneminin başlamasıyla birlikte ekran, uyku ve beslenme düzeninde de değişiklik yapılması gerektiğini belirten Avlar, bu değişikliklerin bir anda gerçekleştirilmemesi gerektiğini söyledi. Okul başlamadan önceki hafta ekran süresinin kademeli olarak azaltılabileceğini belirten Avlar, hafta içi ve hafta sonu için net ve uygulanabilir kurallar oluşturulmasını önerdi.Uyku düzeninin de bir gecede değiştirilemeyeceğini ifade eden Psikolog Avlar, geç saatlerde uyuyan çocukların uyku saatlerinin okul başlamadan önce kademeli olarak erkene çekilmesi gerektiğini belirtti. Avlar, okul döneminde çocuğun yalnızca uyku saatinin değil, bütün biyolojik ritminin yeniden düzenlendiğini, beslenme düzeninin de buna paralel olarak yapılandırılmasının önemli olduğunu söyledi."Ne tamamen serbest ne de çok keskin olun"Ebeveynlerin bu süreçte iki uç yaklaşım arasında kalabildiğini belirten Avlar, "Bugün gitmek zorunda değilsin" diyerek sınırsız bir tutum sergilemenin de "Gitmek zorundasın, herkes gidiyor" diyerek çok keskin yaklaşmanın da doğru olmadığını ifade etti.Psikolog Avlar, bunun yerine çocuğun duygusunu anlamaya çalışan bir tutum sergilenmesi gerektiğini belirterek, "Neden okula gitmek istemiyorsun?" sorusunun önemli olduğunu söyledi. Çocuğun bir arkadaşı, öğretmeni veya okulda yaşadığı başka bir durum nedeniyle kaygı duyduğunu ifade etmesi halinde öncelikle dinlenmesi ve sorunun kaynağına odaklanılması gerektiğini vurguladı. Avlar, "Çocuğun kaygısını yok etmeye çalışmıyoruz. Ona, bu kaygıyla baş edebileceğini, duygusunu düzenleyebileceğini ve kaygının hayatının önüne geçmesine izin vermeden yoluna devam edebileceğini göstermeye çalışıyoruz. 'Hiç kaygılanmayacaksın, hiç üzülmeyeceksin, hiç korkmayacaksın' demek yerine, 'Bunları hissedebilirsin ve bu duygularla baş edebilirsin' mesajını vermek çocuk için çok daha sağlıklı" şeklinde konuştu.Psikolog Işıl Birtürk Avlar, Birtürk, ebeveynlerin "Çocuğum okula hazır mı?" sorusunun yanı sıra "Çocuğum okula neden gitmek istemiyor?", "Şu anda hangi konuda zorlanıyor?", "Neye ihtiyaç duyuyor?" ve "Bu süreci daha güvenli ve sağlıklı geçirmesi için ben ne yapabilirim?" sorularına odaklanmasının, okulun uyum sürecinin daha sakin, güvenli ve sağlıklı şekilde yönetilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/okula-yeni-baslayan-cocuklarda-kaygiya-dikkat.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/okula-yeni-baslayan-cocuklarda-kaygiya-dikkat.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/okula-yeni-baslayan-cocuklarda-kaygiya-dikkat_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/okula-yeni-baslayan-cocuklarda-kaygiya-dikkat.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/okula-yeni-baslayan-cocuklarda-kaygiya-dikkat/841966/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bayburt'ta vatandaşlara bağımlılığın riskleri anlatıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Bayburt'ta 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında 'Kaybetmeden Fark Et' temasıyla bağımlılıkla mücadeleye yönelik bilgilendirme çalışması yapıldı. İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından kurulan stantta vatandaşlara tütün, madde ve teknoloji bağımlılığı hakkında bilgi verildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bayburt'ta 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında 'Kaybetmeden Fark Et' temasıyla bağımlılıkla mücadeleye yönelik bilgilendirme çalışması yapıldı. İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından kurulan stantta vatandaşlara tütün, madde ve teknoloji bağımlılığı hakkında bilgi verildi.Çalışma kapsamında vatandaşlara bağımlılığın zararları ve korunma yolları anlatılırken, karbonmonoksit (CO) ölçümleri ile nikotin bağımlılığı testleri gerçekleştirildi.Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara, kentte hizmet veren sigara bırakma polikliniklerinden yararlanabilecekleri konusunda bilgi verildi ve başvurular için yönlendirme yapıldı.Stantta ayrıca sağlıklı ve bağımsız yaşam konusunda farkındalık oluşturacak broşürler vatandaşlara dağıtıldı.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/bayburt39ta-vatandaslara-bagimliligin-riskleri-anlatildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/bayburt39ta-vatandaslara-bagimliligin-riskleri-anlatildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/bayburt39ta-vatandaslara-bagimliligin-riskleri-anlatildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/bayburt39ta-vatandaslara-bagimliligin-riskleri-anlatildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/bayburt-ta-vatandaslara-bagimliligin-riskleri-anlatildi/841958/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hisarcık'ta "Kaybetmeden Fark Et" günü: Bağımlılıklara karşı farkındalık çalışması]]></title>
			<description><![CDATA[Kütahya'nın Hisarcık ilçesinde Halk Sağlığı Haftası kapsamında vatandaşlara yönelik bağımlılıklarla mücadele ve sağlıklı yaşam konusunda farkındalık çalışmaları gerçekleştiriliyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kütahya'nın Hisarcık ilçesinde Halk Sağlığı Haftası kapsamında vatandaşlara yönelik bağımlılıklarla mücadele ve sağlıklı yaşam konusunda farkındalık çalışmaları gerçekleştiriliyor.Hisarcık İlçe Devlet Hastanesi Çevre Sağlığı Birimi tarafından "Kaybetmeden Fark Et" günü kapsamında Kapalı Pazar Yerinde stant açılarak vatandaşlara yönelik çeşitli bilgilendirme ve tarama faaliyetleri yapıldı.Çalışma kapsamında karbonmonoksit ölçümü ve nikotin bağımlılık testi gerçekleştirilirken, vatandaşlara tütün ve madde bağımlılığıyla mücadele konusunda bilgilendirmelerde bulunuldu. Ayrıca sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlar, sigara bırakma hizmetlerine yönlendirildi.Etkinlikte bunun yanı sıra dijital ve teknoloji bağımlılığına yönelik farkındalık çalışmaları yapılarak vatandaşlara sağlıklı ve bilinçli teknoloji kullanımı konusunda bilgiler aktarıldı.Halk Sağlığı Haftası kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarla, bağımlılıkların erken fark edilmesi ve vatandaşların sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirilmesi amaçlanıyor.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/hisarcik39ta-quotkaybetmeden-fark-etquot-gunu-bagimliliklara-karsi-farkindalik-calismasi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/hisarcik39ta-quotkaybetmeden-fark-etquot-gunu-bagimliliklara-karsi-farkindalik-calismasi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/hisarcik39ta-quotkaybetmeden-fark-etquot-gunu-bagimliliklara-karsi-farkindalik-calismasi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/hisarcik39ta-quotkaybetmeden-fark-etquot-gunu-bagimliliklara-karsi-farkindalik-calismasi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/hisarcik-ta-kaybetmeden-fark-et-gunu-bagimliliklara-karsi-farkindalik-calismasi/841938/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Profesör açıkladı: "Gençlerde ve kadınlarda artan kanser vakalarında mikroplastikler araştırılıyor"]]></title>
			<description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda özellikle gençlerde ve kadınlarda artış gösteren bazı kanser türleri ile mikroplastik maruziyeti arasındaki ilişkinin araştırıldığını belirterek, "Mikroplastiklerin sağlığımızı nasıl etkilediğini ve kanserle bağlantılı olup olmadığını öğrenmeye daha yeni başlıyoruz" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda özellikle gençlerde ve kadınlarda artış gösteren bazı kanser türleri ile mikroplastik maruziyeti arasındaki ilişkinin araştırıldığını belirterek, "Mikroplastiklerin sağlığımızı nasıl etkilediğini ve kanserle bağlantılı olup olmadığını öğrenmeye daha yeni başlıyoruz" dedi.Plastiklerin günlük yaşamın hemen her alanında bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Şevket Özkaya, plastik ürünlerin zaman içerisinde fiziksel ve kimyasal etkenlerle parçalanarak mikroplastik ve nanoplastiklere dönüşebildiğini ifade etti. Mikroplastiklerin gıda ambalajları, kıyafetler, ev ve iş yeri havası, su kaynakları ile çeşitli tüketim ürünlerinde bulunabildiğini belirten Özkaya, bu parçacıkların insan vücuduna farklı yollarla ulaşabildiğini söyledi."Mikroplastikler vücudun farklı bölgelerinde tespit edildi"Mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin son yıllarda daha fazla araştırılmaya başlandığını belirten Prof. Dr. Özkaya, "2022 yılından itibaren bilim insanları mikroplastik parçacıkları insan kanında, akciğerlerde, testislerde, beyinde ve plasentada tespit etti. Bu bulgular, mikroplastiklerin insan sağlığı açısından daha önce yeterince bilinmeyen bir risk oluşturabileceği yönündeki araştırmaları hızlandırdı" diye konuştu.Mikroplastiklerin solunum, beslenme ve temas yoluyla vücuda alınabileceğini dile getiren Özkaya, "Parçacıkları yiyecek ve içecekler yoluyla yutabilir, havadan soluyabiliriz. Bazı mikroplastiklerin kozmetik ürünler aracılığıyla ciltle temas etmesi de söz konusu. Mikroplastikler artık havanın, suyun ve çevrenin bir parçası haline geldi" şeklinde konuştu."Araba lastikleri ve asfalt da mikroplastik kaynağı"Günlük yaşamda farkında olunmadan çok sayıda mikroplastik kaynağına maruz kalındığını belirten Özkaya, özellikle sentetik kumaşlar, araç lastikleri ve plastik ürünlere dikkat çekti. Özkaya, "Bir düşünsenize; araba lastikleri ile asfalt arasındaki temas ve aşınma sonucunda ortaya çıkan parçacıkları düşünün. Ayrıca giydiğimiz sentetik kıyafetlerden pipetlere kadar sürekli olarak plastiğe maruz kalıyoruz. Mikroplastiklerin sağlığımızı nasıl etkilediğini ve kanserle bağlantılı olup olmadığını öğrenmeye daha yeni başlıyoruz" ifadelerini kullandı."DNA hasarı ve kronik inflamasyon araştırılıyor"Bazı bilimsel araştırmalarda mikroplastiklerin hücreler üzerinde oluşturabileceği etkilerin incelendiğini kaydeden Özkaya, "Bazı araştırmalar mikroplastiklerin DNA'ya zarar verebileceğini, organların iç yüzeylerinde hasara yol açabileceğini ve kronik inflamasyona neden olabileceğini gösteriyor. Bunların kanser gelişimindeki olası etkileri de araştırılıyor. Bazı çalışmalarda kanserli tümör dokularında sağlıklı çevre dokulara kıyasla daha yüksek mikroplastik düzeyleri bildirildi" açıklamasında bulundu."Akciğer kanseri hastalarında mikroplastik araştırması"İspanya'nın Barselona kentinde düzenlenen Avrupa Solunum Derneği (ERS) Kongresi'nde sunulan bir araştırmaya da değinen Özkaya, akciğer kanseri ile mikroplastik arasındaki ilişkinin araştırıldığını belirtti.Özkaya şunları söyledi: "Akciğer kanseri olan kişilerin akciğerlerinde mikroplastik bulunma olasılığının, akciğer kanseri olmayan kişilere göre daha yüksek olduğunu gösteren bir araştırma sunuldu. Akciğer yıkama örneklerinde mikroplastik tespit edilme oranı akciğer kanseri olanlarda yüzde 66, olmayanlarda ise yüzde 46 olarak bildirildi. Ayrıca kanser hastalarının örneklerinde daha yüksek mikroplastik yükü saptandı. Sigara, akciğer kanserinin açık ara en önemli nedenidir. Hava kirliliğinin de akciğer kanseri ve diğer akciğer hastalıklarıyla ilişkisi artık biliniyor. Mikroplastiklerin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin araştırmalar ise halen erken aşamada. Ancak bu küçük plastik parçacıklarının vücudun farklı bölgelerine ulaşabildiğini görmeye başlıyoruz"."Mikroplastik maruziyetini azaltmak mümkün"Mikroplastiklerden tamamen kaçınmanın mümkün olmadığını ancak günlük yaşamda alınabilecek bazı önlemlerle maruziyetin azaltılabileceğini belirten Özkaya, şu önerilerde bulundu: "Plastik saklama kapları yerine cam veya paslanmaz çelik ürünler tercih edilmeli. Sıcak yiyecek ve içecekler plastik kaplarda muhafaza edilmemeli. Plastik ürünlerin yüksek sıcaklığa maruz bırakılmasından kaçınılmalı. İçme suyunda uygun filtreleme sistemleri kullanılabilir. Tek kullanımlık plastik ürünlerin kullanımı azaltılmalı. Pamuk, keten ve yün gibi doğal kumaşlardan üretilen kıyafetler tercih edilebilir. Kişisel bakım ve temizlik ürünlerinin içerikleri kontrol edilmeli."İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/profesor-acikladi-quotgenclerde-ve-kadinlarda-artan-kanser-vakalarinda-mikroplastikler-arastiriliyorquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/profesor-acikladi-quotgenclerde-ve-kadinlarda-artan-kanser-vakalarinda-mikroplastikler-arastiriliyorquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/profesor-acikladi-quotgenclerde-ve-kadinlarda-artan-kanser-vakalarinda-mikroplastikler-arastiriliyorquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/profesor-acikladi-quotgenclerde-ve-kadinlarda-artan-kanser-vakalarinda-mikroplastikler-arastiriliyorquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/profesor-acikladi-genclerde-ve-kadinlarda-artan-kanser-vakalarinda-mikroplastikler-arastiriliyor/841927/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Prostat kanseri tanısında "mikroultrason" kolaylığı]]></title>
			<description><![CDATA[Prostat tedavisinde erken tanının önemine dikkat çeken Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Binbay, mikroultrasonun tanıda büyük avantaj sağladığını belirtti. Prof. Dr. Binbay, mikroultrasonun kısa sürede uygulanabildiğini ve şüpheli alanları gerçek zamanlı gösterdiğini ifade etti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Prostat tedavisinde erken tanının önemine dikkat çeken Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Binbay, mikroultrasonun tanıda büyük avantaj sağladığını belirtti. Prof. Dr. Binbay, mikroultrasonun kısa sürede uygulanabildiğini ve şüpheli alanları gerçek zamanlı gösterdiğini ifade etti.Erkeklerde sık görülen prostat kanseri riskini ileri yaş, aile öyküsü ve bazı genetik yatkınlıklar artırıyor. Erken evrede çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen prostat kanserinin zamanında yakalanması, tedavi seçeneklerinin ve başarı şansının artmasına katkı sağlıyor. PSA testinin yanı sıra prostat MR'ı ve yüksek çözünürlüklü mikroultrason gibi gelişmiş görüntüleme yöntemleri, şüpheli bölgelerin daha doğru belirlenmesine ve hedefe yönelik biyopsi yapılmasında önemli rol oynuyor. Özellikle mikroultrasonun kısa sürede uygulanabilmesi ve şüpheli alanları gerçek zamanlı göstermesi, tanı sürecinde hem hekim hem de hasta açısından önemli kolaylık sağlıyor. Erken tanı konulan hastalarda cerrahi, radyoterapi ve uygun hastalarda aktif izlem gibi farklı tedavi seçenekleri değerlendirilirken, ileri evrede ise hormon tedavileri ve diğer sistemik tedavilerle prostat kanseri önemli ölçüde kontrol altına alınabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü'nden Prof. Dr. Murat Binbay, mikroultrasonun avantajları ve prostat kanserinde erken tanının önemi hakkında bilgi verdi.PSA değerinin normal olması kanseri dışlamaz"PSA testi prostat kanserinin erken tanısında önemli bir araçtır. Ancak PSA, yalnızca kanser varlığında yükselen bir değer değildir. İyi huylu prostat büyümesi, prostat iltihabı ve bazı günlük aktiviteler de PSA düzeyini etkileyebilir" diyen Prof. Dr. Murat Binbay, "Bu nedenle PSA yüksekliği tek başına kanser anlamına gelmediği gibi, PSA'nın normal olması da kanser olmadığına dair kesin güvence vermez. PSA taramasının prostat kanserine bağlı ölümleri azalttığını gösteren önemli çalışmalar bulunmaktadır. Ancak hedef, her prostat kanserini bulmak değil; tedavi edilmesi gereken kanserleri doğru zamanda yakalamaktır. Çünkü bazı prostat kanserleri yıllarca yavaş ilerleyebilir ve hastanın yaşamını tehdit etmeyebilir. Gereksiz tedavi ise ameliyat ve ışın tedavisine bağlı yan etkilere neden olabilir" dedi.Prostat MR'ı tanıda önemli bir adım olduProf. Dr. Murat Binbay, "Multiparametrik prostat MR'ı, şüpheli bölgelerin belirlenmesi ve biyopsinin daha doğru planlanması açısından önemli bir gelişme sağladı. Günümüzde birçok kılavuz, biyopsi öncesinde prostat MR'ı yapılmasını önerir. Ancak MR her hastada uygulanamayabilir. Randevu ve raporlama süreci zaman alabilir. Ayrıca görüntülerin değerlendirilmesi, radyoloğun deneyimine ve cihazın kalitesine bağlı olarak da değişebilir. Bazı kanserler de MR'da belirgin şekilde görülmeyebilir. İşte bu noktada yüksek çözünürlüklü mikroultrason, prostatın değerlendirilmesinde önemli bir tamamlayıcı yöntem olarak öne çıkmaktadır" ifadelerini kullandı.Mikroultrason prostatı daha ayrıntılı görüntülüyorKlasik ultrason cihazlarının prostatın genel yapısını ve hacmini değerlendirmede kullanıldığını belirten Prof. Dr. Murat Binbay, "Ancak kanserli dokunun oluşturduğu küçük yapısal değişiklikleri her zaman gösteremez. Bu nedenle klasik ultrason eşliğinde yapılan biyopsilerde, prostatın farklı bölgelerinden sistematik örnekler alınır. Mikroultrason ise çok daha yüksek frekansta çalışarak prostat dokusunu daha ayrıntılı görüntülemeyi sağlar. Bu sayede kanserli dokunun oluşturabileceği düzensizlikler, bezcik yapısındaki bozulmalar ve farklı yansımalar gerçek zamanlı olarak değerlendirilebilir. En önemli avantajlarından biri, üroloğun görüntüyü muayene sırasında anında görebilmesidir. Şüpheli bir alan tespit edildiğinde, biyopsi iğnesi doğrudan bu bölgeye yönlendirilebilir" diye konuştu.MR'da görülmeyen bazı kanserleri yakalayabiliyorProf. Dr. Murat Binbay, Mikroultrason ve prostat MR'ını karşılaştıran çalışmalara da değinerek, "İki yöntem her zaman aynı bulguları göstermiyor. Bir çalışmada MR'da tespit edilen 244 lezyonun 206'sı mikroultrasonda da görülürken, mikroultrason MR'ın göstermediği 26 ek lezyon belirledi. Bu alanlardan alınan hedefli biyopsilerde, aksi halde gözden kaçabilecek 3 anlamlı kanser tespit edildi. Bu sonuçlar, mikroultrasonun MR'ın yerine geçmesi gerektiğini değil, MR'ın tamamlayıcısı olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Çünkü iki yöntem dokuyu farklı özellikler üzerinden inceliyor. MR, dokunun su içeriği ve kanlanması gibi özelliklerine odaklanırken, mikroultrason dokunun yapısal özelliklerini daha ayrıntılı biçimde ortaya koyabiliyor" dedi.Mikroultrason, MR'a alternatif mi2025 yılında JAMA'da yayımlanan OPTIMUM çalışması, mikroultrason eşliğinde yapılan biyopsinin, MR eşliğinde yapılan biyopsi kadar başarılı sonuçlar verebildiğini gösterdi. Kanada, ABD ve Avrupa'da 19 merkezde 678 erkeğin katıldığı bu çalışma, mikroultrasonun prostat kanseri tanısında güvenilir bir yöntem olduğunu ortaya koydu. Prof. Dr. Murat Binbay, "Ancak burada önemli ayrım şudur: Mikroultrason, prostat MR'ının alternatifi değil; doğru hastada MR ile birlikte veya uygun durumlarda tek başına kullanılabilecek bir tanı aracıdır. Hangi yöntemin kullanılacağı, hastanın risk durumuna ve klinik değerlendirmesine göre belirlenmelidir" diye konuştu.Kısa sürede yapılabiliyor, sonuç anında değerlendiriliyorMikroultrasonun önemli avantajlarından birinin de muayene sürecine kolayca dahil edilebilmesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Murat Binbay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ortalama birkaç dakika içinde gerçekleştirilebilen bu inceleme, üroloji muayenesinin bir parçası olarak yapılabilir. Ürolog, görüntüyü anında değerlendirerek hastayla aynı seansta görüşebilir. Gerekli görülmesi halinde biyopsi de şüpheli bölgeye yönlendirilerek gerçekleştirilebilir. Bu durum, özellikle kontrol amacıyla başvuran ve herhangi bir şikayeti bulunmayan erkekler açısından da önem taşır. Çünkü prostat kanseri erken evrede çoğu zaman belirti vermez. Yapılan çalışmalarda, mikroultrasonla şüpheli bulgu tespit edilmeyen hastaların büyük bölümünde tedavi gerektiren kanser bulunmadığını gösterdi. Bu da gereksiz biyopsilerin ve aşırı tanının azaltılmasına katkı sağlamaktadır."Erken tanı için prostat kontrollerinizi ihmal etmeyinProstat kanserinin erken evrede sessiz ilerleyebildiği için düzenli kontrollerin büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Murat Binbay, ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunmayan erkeklerde 50 yaşından itibaren üroloji değerlendirmesi ve PSA testi önerisinde bulundu. "Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan erkekler başta olmak üzere erken tanı için bu belirtiler görülmeden kontroller yapılmalıdır "dedi. Prof. Dr. Murat Binbay, şu noktalara dikkat çekti:"Baba, kardeş veya oğulda prostat kanseri öyküsü varsa: 45 yaşından itibaren.Ailede birden fazla prostat kanseri veya meme/yumurtalık kanseri öyküsü varsa: 40 yaşından itibaren.İdrar yapmakta zorlanma, idrar akımında zayıflama, gece sık idrara kalkma, idrarda veya menide kan görülmesi, belde geçmeyen ağrı gibi şikayetler varsa yaşa bakılmaksızın üroloji uzmanına başvurulmalıdır. Bu belirtilerin büyük bölümü iyi huylu prostat büyümesinden kaynaklanabilir. Ancak kesin değerlendirme, muayene ve gerekli tetkikler sonrasında yapılabilir. "Prof. Dr. Murat Binbay, "Erken tanı, prostat kanserinde tedavi seçeneklerinin daha doğru değerlendirilmesini sağlar. Bu nedenle kontrolleri ertelememek, PSA ve görüntüleme yöntemlerini birlikte değerlendirmek ve kişisel risklere uygun takip planı oluşturmak büyük önem taşır" diyerek sözlerini noktaladı.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/prostat-kanseri-tanisinda-quotmikroultrasonquot-kolayligi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/prostat-kanseri-tanisinda-quotmikroultrasonquot-kolayligi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/prostat-kanseri-tanisinda-quotmikroultrasonquot-kolayligi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/prostat-kanseri-tanisinda-quotmikroultrasonquot-kolayligi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/prostat-kanseri-tanisinda-mikroultrason-kolayligi/841914/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 09:23:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kulaktaki çizgi, kalp krizi belirtisi değil, vücudun bir sinyali]]></title>
			<description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erdal Aktürk, kulak memesindeki çizgilenmenin doğrudan kalp krizi belirtisi olmadığını yüksek kolesterol ve lipid düzeylerine işaret edebileceğini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erdal Aktürk, kulak memesindeki çizgilenmenin doğrudan kalp krizi belirtisi olmadığını yüksek kolesterol ve lipid düzeylerine işaret edebileceğini söyledi.Sosyal medyada gündem olan "kulaktaki çizgi kalp krizinin habercisi mi" sorusunu değerlendiren Malatya'da özel bir hastanede görev yapan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erdal Aktürk, durumun doğrudan kalp krizi belirtisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti."Kulaktaki çizgi kriz belirtisi değil vücudun bir sinyali"Kulaktaki çizgilenmenin vücuttaki bazı olumsuzluklara işaret edebileceğini belirten Aktürk, "Bu kulaktaki çizgilenme kesinlikle kalp krizinin bir göstergesi değil. Bu, vücudun bir sinyali aslında. Vücutta bazı şeylerin iyi gitmediğini gösteren bir sinyal özellikle kolesterollerin ve lipidlerin yüksek olduğunun iyi bir belirteci. Başka belirteçler de var. Özellikle göz altında beyazımsı çizgilenmeler eklem yerlerindeki şişlikler gibi bazı belirtiler daha var" dedi."Cem Yılmaz ile popüler oldu"Kulaktaki çizgilenmenin Cem Yılmaz'ın rahatsızlığı sonrası daha fazla gündeme geldiğini söyleyen Aktürk, "Bu durum Cem Yılmaz'da görüldüğü için biraz popüler oldu. Bu kesinlikle bir kriz belirtisi değil vücudun bir sinyali. Bu belirtileri taşıyan kişilerin kardiyolojiye başvurarak lipid seviyelerini ve kalp sağlığını kontrol ettirmelerini öneriyoruz" ifadelerini kullandı."Asıl suçlu yüksek kolesterol sigara ve stres"Kalp krizini tetikleyen faktörlere değinen Aktürk, "Yüksek kolesterol düzeyi sigara kullanımı, stres ve diğer etkenler bir araya geldiğinde kalp krizi tetiklenmiş olabilir. Tekrar belirtmek gerekirse bu çizgi bir kriz belirtisi değildir" dedi."Risk faktörleri kriz yatkınlığını artırıyor"Kalp sağlığı açısından dikkate alınması gereken risk faktörlerine de değinen Aktürk, "Bizler için asıl önemli olan risk faktörlerini tekrar etmekte fayda var şeker hastalığı, yüksek tansiyon, ailede kalp hastalığı öyküsünün bulunması, sedanter (hareketsiz) yaşam ve sigara kullanımı.Bu risk faktörleri ne kadar fazla olursa kişilerin kriz geçirme yatkınlığının da o kadar arttığını biliyoruz. Bu konuda hastalarımızı sürekli bilgilendiriyoruz" diye konuştu.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/kulaktaki-cizgi-kalp-krizi-belirtisi-degil-vucudun-bir-sinyali.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/kulaktaki-cizgi-kalp-krizi-belirtisi-degil-vucudun-bir-sinyali.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/kulaktaki-cizgi-kalp-krizi-belirtisi-degil-vucudun-bir-sinyali_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/kulaktaki-cizgi-kalp-krizi-belirtisi-degil-vucudun-bir-sinyali.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/kulaktaki-cizgi-kalp-krizi-belirtisi-degil-vucudun-bir-sinyali/841912/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Op. Dr. Aksoy: "İnfertilitede yaş faktörüne dikkat"]]></title>
			<description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Fuat Aksoy, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerde gebeliğin oluşmamasının tek bir nedene bağlı olmadığını belirterek, infertilitenin hem kadın hem de erkek kaynaklı olabileceğini söyledi. Dr. Aksoy, özellikle yaş faktörünün doğurganlık üzerinde önemli rol oynadığını belirterek, çocuk sahibi olmakta güçlük yaşayan çiftlerin uzman değerlendirmesini geciktirmemesi gerektiğini ifade]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Fuat Aksoy, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerde gebeliğin oluşmamasının tek bir nedene bağlı olmadığını belirterek, infertilitenin hem kadın hem de erkek kaynaklı olabileceğini söyledi. Dr. Aksoy, özellikle yaş faktörünün doğurganlık üzerinde önemli rol oynadığını belirterek, çocuk sahibi olmakta güçlük yaşayan çiftlerin uzman değerlendirmesini geciktirmemesi gerektiğini ifade etti.Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin karşılaşabildiği infertilite, toplumda yaygın görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Gebeliğin oluşabilmesi için kadın ve erkeğin üreme sistemlerinin sağlıklı çalışmasının yanı sıra yaş, hormonal durum ve çeşitli yaşam tarzı faktörleri de önem taşıyor.Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Fuat Aksoy, infertilite konusunda toplumdaki en önemli yanlışlardan birinin sorunun yalnızca kadına bağlanması olduğunu belirtti."İnfertilite hem kadın hem erkek kaynaklı olabilir"İnfertilitenin değerlendirilmesinde çiftlerin birlikte ele alınması gerektiğini belirten Op. Dr. Aksoy, "Gebelik oluşması, kadın ve erkeğin üreme sağlığının birlikte değerlendirilmesini gerektiren bir süreçtir. Bu nedenle gebelik elde edilemediğinde yalnızca kadının değil, erkeğin de değerlendirilmesi gerekir" dedi.Kadınlarda yumurtlama bozuklukları, tüplerde meydana gelen problemler, endometriozis ve rahimle ilgili bazı sorunların gebeliği zorlaştırabileceğini ifade eden Op. Dr. Fuat Aksoy, erkeklerde ise sperm sayısı, hareketliliği ve sperm yapısındaki bozuklukların infertilite nedenleri arasında bulunabileceğini söyledi."Yaş doğurganlık açısından önemli"Kadının yaşının gebelik planlamasında dikkate alınması gereken önemli faktörlerden biri olduğunu kaydeden Op. Dr. Fuat Aksoy, doğurganlığın yaşla birlikte değiştiğine dikkat çekti.Op. Dr. Fuat Aksoy, "Özellikle çocuk sahibi olmayı ileri yaşlara erteleyen kadınların doğurganlık açısından uzman değerlendirmesi alması önemlidir. Gebelik planlayan çiftlerin yaş faktörünü göz önünde bulundurarak gerekli kontrolleri zamanında yaptırmaları, varsa sorunların erken dönemde ortaya konulmasına yardımcı olabilir" ifadelerini kullandı.Tedavi süreci kişiye özel planlanıyorİnfertilite tanısının tek bir testle konulmadığını belirten Op. Dr. Fuat Aksoy, çiftin öyküsü, yaş, önceki gebelikler ve gerekli görülen tetkiklerin birlikte değerlendirilmesiyle infertiliteye neden olabilecek faktörlerin araştırıldığını söyledi.Tedavi yönteminin her çift için farklılık gösterebildiğini ifade eden Op. Dr. Fuat Aksoy, "Tedavide öncelikle infertiliteye neden olabilecek faktörün belirlenmesi gerekir. Sonrasında çiftin yaşına, sağlık durumuna ve tespit edilen probleme göre uygun tedavi yöntemi planlanır" ifadelerine yer verdi.Hastanın durumuna göre yumurtlama tedavileri, aşılama ve tüp bebek gibi yardımcı üreme yöntemlerinin değerlendirilebildiğini belirten Op. Dr. Fuat Aksoy, tedavi kararının uzman hekim tarafından kişiye özel olarak verilmesi gerektiğini vurguladı.Çiftlerin psikolojik desteği de önemliÇocuk sahibi olma sürecinin çiftler açısından zaman zaman stresli ve yıpratıcı olabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Fuat Aksoy, infertilitenin bir çiftin ortak sağlık sorunu olarak ele alınması gerektiğini söyledi.Op. Dr. Fuat Aksoy, "Bu süreçte çiftlerin birbirlerini suçlamaması, sorunu birlikte ele almaları ve gerektiğinde profesyonel destek almaları önemlidir. İnternette veya sosyal medyada yer alan doğrulanmamış bilgilerle tedavi uygulanmamalı, mutlaka uzman değerlendirmesine başvurulmalıdır" diye konuştu.İnfertilitenin nedenlerinin günümüzde ayrıntılı şekilde araştırılabildiğini ve nedene yönelik farklı tedavi seçeneklerinin bulunduğunu belirten Op. Dr. Fuat Aksoy, çocuk sahibi olmakta güçlük yaşayan çiftlerin uygun zamanda uzman hekime başvurmalarının sürecin doğru yönetilmesi açısından önem taşıdığını sözlerine ekledi.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/op-dr-aksoy-quotinfertilitede-yas-faktorune-dikkatquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/op-dr-aksoy-quotinfertilitede-yas-faktorune-dikkatquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/op-dr-aksoy-quotinfertilitede-yas-faktorune-dikkatquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/op-dr-aksoy-quotinfertilitede-yas-faktorune-dikkatquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/op-dr-aksoy-infertilitede-yas-faktorune-dikkat/841908/</link>
			<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Prof. Dr. İrfan Koca: "Akupunktur, vücudun iyileşme gücünü destekliyor"]]></title>
			<description><![CDATA[Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, geleneksel Çin tıbbından günümüze ulaşan tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olan akupunkturu anlattı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, geleneksel Çin tıbbından günümüze ulaşan tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olan akupunkturu anlattı.Prof. Dr. Koca, "İlaç kullanılmadan uygulanan akupunktur, vücudun kendi iyileşme mekanizmalarını destekleyen bütüncül bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Boyun ve bel fıtığına bağlı ağrılar, kronik kas ağrıları, fibromiyalji, migren ve baş ağrılarının yanı sıra sigara bırakma, iştah kontrolü ve kilo yönetiminde de tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak kullanılıyor" dedi.Prof. Dr. İrfan Koca, akupunkturun kullanım alanlarını ve vücutta oluşturduğu etkileri anlattı. Geleneksel Çin tıbbından günümüze ulaşan akupunktur, çok ince iğnelerle uygulanan doğal ve ilaçsız bir tedavi yöntemidir. Günümüzde yöntem, geleneksel meridyen anlayışının yanı sıra sinir sistemi ve organizmanın doğal düzenleme mekanizmaları üzerindeki etkileriyle de değerlendiriliyor.Prof. Dr. Koca, akupunkturun temel amacının vücudun kendi iyileşme kapasitesini desteklemek olduğunu belirterek, "Akupunktur, vücudun kendi düzenleyici mekanizmalarını harekete geçirir. Sinir sistemi, ağrı kontrol mekanizmaları ve organizmanın çeşitli fizyolojik yanıtları üzerinde etkili olarak vücudun doğal iyileşme sürecini destekler" dedi.Boyun ve bel fıtığında etkiliAkupunkturun kas-iskelet sistemi sorunlarında önemli bir kullanım alanı olduğunu belirten Koca, boyun ve bel fıtığına eşlik eden ağrı, kas spazmı ve hareket kısıtlılığının azaltılmasında etkili bir tamamlayıcı tedavi olduğunu belirterek, "Akupunktur, boyun ve bel bölgesindeki ağrının azalmasına, kas gerginliğinin çözülmesine ve hareket kapasitesinin artmasına katkı sunar. Özellikle kronikleşen kas-iskelet sistemi ağrılarında tedavi sürecini destekleyen önemli bir yöntemdir" şeklinde konuştu.Fibromiyalji ve kronik kas ağrılarıMiyofasiyal ağrı sendromu ve fibromiyalji gibi kronik ağrı tablolarında da akupunkturun tedaviye önemli katkılar sunduğunu ifade eden Koca, yöntemin ağrı ve kas gerginliğinin azaltılmasının yanı sıra uyku kalitesi ve stres yönetimine de destek olduğunu belirtti.Boyun kaynaklı baş ağrıları ve migrenAkupunkturun boyun kaynaklı baş ağrıları, gerilim tipi baş ağrıları ve migren tedavisinde de kullanılan tamamlayıcı yöntemlerden biri olduğunu belirten Koca, özellikle boyun kaslarındaki gerginliğin azaltılması ve ağrı mekanizmalarının düzenlenmesinin tedaviye katkı sağladığını söyledi. Prof. Dr. Koca, "Boyun bölgesindeki kas ve eklem kaynaklı sorunlar baş ağrılarını doğrudan etkileyebilir. Akupunktur, boyun kaslarındaki gerginliği azaltarak ve ağrı kontrol mekanizmalarını destekleyerek baş ağrısı ve migren tedavisinde önemli bir tamamlayıcı rol üstlenir" dedi.Sigara bırakma ve kilo yönetimiAkupunkturun sigara bırakma sürecinde de kullanılan tamamlayıcı yöntemlerden biri olduğunu belirten Koca, nikotin isteğinin ve yoksunluk dönemindeki yakınmaların yönetilmesine destek olduğunu ifade etti. Kilo yönetiminde ise akupunkturun iştah kontrolü ve yeme davranışlarının düzenlenmesine katkı sunduğunu belirten Koca, "Akupunktur, kişinin iştahını kontrol etmesine, yeme davranışlarını düzenlemesine ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmesine destek olur" dedi.Bütüncül tıp yaklaşımıAkupunkturun hastayı bir bütün olarak ele alan bütüncül tıp anlayışının önemli araçlarından biri olduğunu belirten Koca, "Sinir sistemi, hormonal sistem, uyku, stres, ağrı ve yaşam biçimi birbirleriyle sürekli etkileşim halindedir. Akupunktur bu bütünlük içerisinde vücudun kendi düzenleyici ve iyileştirici mekanizmalarını destekler" ifadelerini kullandı.Seanslar ne kadar sürüyorAkupunktur seanslarının genel olarak 20-40 dakika sürdüğünü belirten Koca, uygulama sıklığının hastanın durumuna ve tedavi hedeflerine göre planlandığını söyledi. Prof. Dr. İrfan Koca, "Uygulamalar çoğunlukla haftada 1-2 seans şeklinde yapılır. Tedavinin başlangıcında daha sık, ilerleyen dönemde ise daha seyrek seanslar planlanabilir. Toplam seans sayısı hastanın ihtiyacına göre belirlenir" diye konuştu.İlaç kullanılmadan uygulanmasının akupunkturun önemli özelliklerinden biri olduğunu belirten Koca, yöntemin genel olarak iyi tolere edildiğini ifade etti.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/prof-dr-irfan-koca-quotakupunktur-vucudun-iyilesme-gucunu-destekliyorquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/prof-dr-irfan-koca-quotakupunktur-vucudun-iyilesme-gucunu-destekliyorquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/prof-dr-irfan-koca-quotakupunktur-vucudun-iyilesme-gucunu-destekliyorquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/prof-dr-irfan-koca-quotakupunktur-vucudun-iyilesme-gucunu-destekliyorquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/prof-dr-irfan-koca-akupunktur-vucudun-iyilesme-gucunu-destekliyor/841628/</link>
			<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 15:07:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[84 yaşındaki hasta hava ambulansıyla Malatya'ya sevk edildi]]></title>
			<description><![CDATA[Malatya'nın Darende ilçesinde kalp krizi geçiren 84 yaşındaki kadın hasta hava ambulansıyla Malatya'ya sevk edildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Malatya'nın Darende ilçesinde kalp krizi geçiren 84 yaşındaki kadın hasta hava ambulansıyla Malatya'ya sevk edildi.Edinilen bilgilere göre, kalp krizi geçiren 84 yaşındaki D.Y. Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından ileri tetkik ve tedavi amacıyla Malatya'ya sevk edilmesine karar verildi.D.Y., sağlık ekiplerinin koordinasyonuyla hava ambulansına alınarak Malatya'daki bir hastaneye sevk edildi.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/84-yasindaki-hasta-hava-ambulansiyla-malatya39ya-sevk-edildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/84-yasindaki-hasta-hava-ambulansiyla-malatya39ya-sevk-edildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/84-yasindaki-hasta-hava-ambulansiyla-malatya39ya-sevk-edildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/84-yasindaki-hasta-hava-ambulansiyla-malatya39ya-sevk-edildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/84-yasindaki-hasta-hava-ambulansiyla-malatya-ya-sevk-edildi/841578/</link>
			<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: "Tütün kullanımını bırakmak isteyen 1,5 milyondan fazla vatandaşımıza ücretsiz ilaç desteği sağladık"]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, tütünle mücadele kapsamında sigarayı bırakmak isteyen 1,5 milyondan fazla vatandaşa ücretsiz ilaç desteği sağladıklarını bildirdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, tütünle mücadele kapsamında sigarayı bırakmak isteyen 1,5 milyondan fazla vatandaşa ücretsiz ilaç desteği sağladıklarını bildirdi.Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlıklı toplum hedefi kapsamında sahadaki çalışmaların sürdüğünü belirterek, Türkiye genelinde tütün kullanımını bırakmak isteyen 1,5 milyondan fazla vatandaşa ücretsiz ilaç desteği sağlandığını açıkladı.Bakan Memişoğlu konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sağlıklı bir yaşam için Kaybetmeden Fark Et! Bağımlılıktan uzak, sağlıklı bir toplum hedefimiz doğrultusunda sahadaki çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Ülke genelindeki bin 678 Sigara Bırakma Polikliniğimizde, 376 bin 158 vatandaşımıza danışmanlık hizmeti verdik. 81 ilde 383 merkezimizde, MHRS üzerinden çevrim içi poliklinik hizmeti sunuyoruz. Tütünle Mücadele Timlerimizle 920 kamu kurumunda yerinde danışmanlık hizmeti vererek 23 bin 115 kamu personeline bilgilendirme eğitimi ulaştırdık. Tütün kullanımını bırakmak isteyen 1,5 milyondan fazla vatandaşımıza ücretsiz ilaç desteği sağladık. 7 gün 24 saat hizmet veren ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımız aracılığıyla 628 bin 378 vatandaşımıza takip ve motivasyon desteği sunduk. ALO 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattımız üzerinden 81 bin 398 çağrıyı karşıladık, 47 bin 338 motivasyonel arama gerçekleştirdik. Sağlıklı bir yaşam için bugün bir adım atın. Sigara ve tütün kullanımını bırakmak, bağımlılıkla mücadele konusunda destek almak için Sağlıklı Hayat Merkezlerimize ve Danışma Hatlarımıza başvurun. Kaybetmeden fark edin, sağlığınız için harekete geçin" ifadelerine yer verdi.İHA]]></content:encoded>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/bakan-memisoglu-tutun-kullanimini-birakmak-isteyen-1-5-milyondan-fazla-vatandasimiza-ucretsiz-ilac-destegi-sagladik/841562/</link>
			<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kahvaltı yapmadan okula giden çocuklarda obezite riski artıyor, derslere odaklanmak zorlaşıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Kahvaltı yapmadan okula giden çocukların derslere odaklanmakta zorlandığını belirten uzmanlar, gün içerisinde paketli, şekerli gıdalara yönelmeleri nedeniyle obezite riskinin artabildiğini belirtti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kahvaltı yapmadan okula giden çocukların derslere odaklanmakta zorlandığını belirten uzmanlar, gün içerisinde paketli, şekerli gıdalara yönelmeleri nedeniyle obezite riskinin artabildiğini belirtti.Uzmanlar, okul çağındaki çocukların güne mutlaka kahvaltıyla başlaması gerektiğini belirtti. Kahvaltı yapmadan okula giden çocukların daha yorgun ve halsiz olabildiğini, derslere odaklanmakta zorlanabildiğini ifade eden uzmanlar, gün içerisinde sağlıksız ve şekerli gıdalara yönelimin de obezite riskini artırabileceği söyledi."Güne kahvaltıyla başlayan çocukların okul başarısı da aynı ölçüde artmış gözüküyor"Çocukların okula aç gitmesi durumunda sadece kahvaltıyı değil, güne enerjik başlamayı ve daha dikkatli olma fırsatını da kaçırdığını ifade eden Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Merve Sena Nazlı, "Gece uzun süre açlık olduğu için çocuklarımız eğer kahvaltı yapmazsa daha yorgun, halsiz ve okul başarısını etkileyecek şekilde olumsuz etkilerle karşı karşıya kalabiliyor. Burada önemli olan aslında kahvaltı yapmak. Tabii ki kahvaltı yapmak önemli ama kahvaltıda ne yediği de bizim açımızdan oldukça kıymetli. Çocuklarımıza kahvaltı yerine süte karıştırılan kahvaltılık yiyecekler tarzında şeyler değil de hazırlayacağımız bir yumurta, nasıl seviyorsa çocuğumuz; haşlanmış olabilir, menemen çeşitleri olabilir, omlet çeşitleri, pankek gibi çocuklarımızın seveceği şekilde çeşitlendirerek yapmamız gerekiyor. Peynir grubumuz yine mutlaka olsun. Çocuklarımızın hem boyunun uzamasına yardımcı olacağı için hem de kalsiyum içeriği bizim açımızdan oldukça kıymetli. Yanında sevdiği ekmek gruplarımız, birkaç parça koyacağımız domates, biber, sebze grubumuz mutlaka olsun ve hatta bir tane de meyve ilave edersek vitamin almasını da sağlayabiliriz. Çocuklarımızın kahvaltı yapmasının bir diğer önemi de aslında kilo kontrolüne yardımcı olması. Çünkü çocuklar okula aç gittiği zaman daha fazla paketli gıda, şekerli gıdalar tüketmek zorunda kalabiliyorlar ve canları daha çok fazla istiyor. Ama kahvaltı yapan çocuklarda ise zaten tok bir şekilde gittiği için bu tarz sağlıksız besinlere yönelme ihtimalleri daha da azalmış oluyor. Buna oldukça dikkat etmemiz gerekiyor. Aynı zamanda yapılan çalışmalarda güne kahvaltıyla başlayan çocukların okul başarısı da aynı ölçüde artmış gözüküyor. Bu yüzden mutlaka dikkat etmemiz gerekiyor" dedi."Kahvaltı oldukça önemli"Dyt. Merve Sena Nazlı, obezite noktasında bakıldığında çocuklarda kahvaltı alışkanlığının olmamasının, simit ve poğaça tarzında basit karbonhidrat olarak nitelendirilen, yalnızca vücuda enerji sağlayan sağlıksız beslenmenin özellikle çocuklarda obeziteyi artırdığını ifade etti. Nazlı, "Karın bölgesindeki yağlanmayı artırdığı gibi karaciğer yağlanması da yapıyor maalesef çocuklarımızda. Bu yüzden kahvaltı oldukça önemli. Ama burada dikkat edeceğimiz şey şu, bazen aileler de çalıştığı için 'Kahvaltı hazırlamaya fırsatımız olmuyor' denilebiliyor. Ama burada çok kendimizi yormamıza gerek yok. Koyacağımız bir yumurta, bir peynir, zeytin çok hızlı bir şekilde ama sağlıklı bir şekilde de çocuklarımızı besleyebiliriz. Aynı zamanda okul başarısını artırdığı için de yine güzel bir şekilde bal, pekmez tarzında, çocuklarımızın enerji ihtiyacını karşılayacak şekilde verebiliriz. Bu sürülebilir çikolatalardan ilave etmek yerine bunları tercih edebiliriz. Herkese çok başarılı bir eğitim dönemi diliyorum" diye konuştu.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/kahvalti-yapmadan-okula-giden-cocuklarda-obezite-riski-artiyor-derslere-odaklanmak-zorlasiyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/kahvalti-yapmadan-okula-giden-cocuklarda-obezite-riski-artiyor-derslere-odaklanmak-zorlasiyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/kahvalti-yapmadan-okula-giden-cocuklarda-obezite-riski-artiyor-derslere-odaklanmak-zorlasiyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/kahvalti-yapmadan-okula-giden-cocuklarda-obezite-riski-artiyor-derslere-odaklanmak-zorlasiyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/kahvalti-yapmadan-okula-giden-cocuklarda-obezite-riski-artiyor-derslere-odaklanmak-zorlasiyor/841480/</link>
			<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA["Dede çok pis kokuyorsun" sözü sigarayı bıraktırdı]]></title>
			<description><![CDATA[Malatya'da 35 yıldır sigara kullanan 52 yaşındaki Yasin Akgeyik, torununun "Dede çok pis kokuyorsun" sözleri üzerine sigarayı bırakmaya karar verdi. Yeşilyurt İlçe Sağlık Müdürlüğü Sigara Bırakma Polikliniği'ne başvuran Akgeyik, aldığı destek ve kendi iradesiyle yaklaşık 10 aydır sigara kullanmıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Malatya'da 35 yıldır sigara kullanan 52 yaşındaki Yasin Akgeyik, torununun "Dede çok pis kokuyorsun" sözleri üzerine sigarayı bırakmaya karar verdi. Yeşilyurt İlçe Sağlık Müdürlüğü Sigara Bırakma Polikliniği'ne başvuran Akgeyik, aldığı destek ve kendi iradesiyle yaklaşık 10 aydır sigara kullanmıyor.Yeşilyurt İlçe Sağlık Müdürlüğü'nde memur olarak görev yapan Yasin Akgeyik, uzun yıllar kullandığı sigaranın zaman içerisinde sağlığını ve günlük yaşamını olumsuz etkilediğini söyledi. Astım şikayetlerinin başladığını ve özellikle merdiven çıkarken nefes darlığı yaşadığını belirten Akgeyik, torununun kendisine söylediği sözün sigarayı bırakma kararında önemli bir etken olduğunu ifade etti.35 yıllık sigara alışkanlığını bırakma sürecini anlatan Akgeyik, "Uzun süredir 35 yıldır sigara kullanıyorum. Her geçen gün sigara beni rahatsız etmeye, tıkamaya başladı. Astım rahatsızlığı başladı ve astım ilacı kullanmaya başladım. Eve gittiğimde kızım veya torunum bana sarıldığında, 'Dede çok pis kokuyorsun, sigara çok kokuyorsun' diyorlardı. Bu da beni çok etkiledi. İki kat yukarı çıkamıyordum, merdiven çıkamıyordum, tıkanıyordum. O yüzden sigarayı bırakmaya karar verdim" dedi.Yeşilyurt İlçe Sağlık Müdürlüğü Sigara Bırakma Polikliniği'ne başvurduğunu kaydeden Akgeyik, burada kendisine uygun tedavi uygulandığını belirterek, "Eyüp Hocam ile görüştük, bana uygun ilacı verdi. İlacı düzenli bir şekilde kullandım. Yaklaşık 10 aydır sigara içmiyorum. Bir kere zorlandığım anlar oldu ama iradeye sahip çıkmak önemli. Kendimi tanıdığım kadarıyla bir tane içsem devamı gelecekti. O yüzden hiç sigaraya tenezzül etmedim. Şu an hiç aklıma bile gelmiyor" ifadelerini kullandı.Sigarayı bıraktıktan sonra nefes almasının ve yürüme kapasitesinin arttığını kaydeden Akgeyik, en büyük mutluluğunun ise torununun artık kendisine "temiz kokuyorsun" demesi olduğunu söyledi.Akgeyik, "İki kat çıktığımda nefesim daralıyordu, şimdi biraz daha rahat çıkabiliyorum. Yürüyüş mesafem uzadı, yürüyebiliyorum. En azından eve gittiğimde torunum bana sarılıp 'Dede, temiz kokuyorsun' dediğinde çok mutlu oluyorum. Sigarayı bırakma kararımda en etkili olan şey torunumun 'pis kokuyorsun' demesiydi" dedi.Çarmuzu Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği'nde görev yapan Dr. Eyüp Kaplan ise yaklaşık bir yıldır sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara destek verdiklerini söyledi.Hastaların karbonmonoksit düzeyleri ile nikotin bağımlılık seviyelerini ölçtüklerini belirten Kaplan, "Hastalarımıza uygun bir bırakma planı düzenliyoruz. Uygun olmaları durumunda psikososyal destek ve ilaç tedavisi düzenliyoruz" diye konuştu.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/quotdede-cok-pis-kokuyorsunquot-sozu-sigarayi-biraktirdi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/quotdede-cok-pis-kokuyorsunquot-sozu-sigarayi-biraktirdi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/quotdede-cok-pis-kokuyorsunquot-sozu-sigarayi-biraktirdi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/quotdede-cok-pis-kokuyorsunquot-sozu-sigarayi-biraktirdi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/dede-cok-pis-kokuyorsun-sozu-sigarayi-biraktirdi/841476/</link>
			<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Fındık toplarken fıtık olmayın]]></title>
			<description><![CDATA[Düzce'de ağustos ve eylül aylarında artan fındık, tarla ve bahçe işleri, yıl boyunca hareketsiz kalan kasların ani ve yoğun şekilde çalıştırılması nedeniyle bel-boyun fıtığı ve omuz ağrısı şikayetlerini artırıyor. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Mahmud Türk, fıtığın nedenlerinden tedavi yöntemlerine kadar merak edilenleri anlattı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Düzce'de ağustos ve eylül aylarında artan fındık, tarla ve bahçe işleri, yıl boyunca hareketsiz kalan kasların ani ve yoğun şekilde çalıştırılması nedeniyle bel-boyun fıtığı ve omuz ağrısı şikayetlerini artırıyor. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Mahmud Türk, fıtığın nedenlerinden tedavi yöntemlerine kadar merak edilenleri anlattı.Düzce'de yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte özellikle fındık, tarla ve bahçe işlerinde çalışan vatandaşlarda bel ve boyun fıtığı ile omuz ağrısı şikayetlerinde artış yaşanıyor. Uzmanlar, yılın büyük bölümünde egzersiz yapmayan ve hareketsiz kalan kasların bir anda ağır iş yüküyle karşı karşıya kalmasının ağrı, yaralanma ve sakatlanmalara neden olabileceğine dikkat çekiyor. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Mahmud Türk, bel ve boyun fıtığının oluşum nedenleri, fizik tedavinin rolü ve ameliyat gerektiren durumlarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu."Fıtığın tek bir sebebi yok"Fıtığın oluşumunda birden fazla faktörün etkili olabileceğini belirten Uzm. Dr. Mahmud Türk, omurlar arasında bulunan disklerin yer değiştirmesiyle ortaya çıkan rahatsızlığın halk arasında fıtık olarak bilindiğini söyledi.Dr. Türk, "Omurlarımız arasında disk denen yapılar var. Bu yapılar omur hareketlerine destek veriyor. Bu yapıların kendi konumlarından taşmasına halk arasında fıtık deniyor. Biz ise disk hernitasyonu diyoruz. Fıtığın neden kaynaklandığını kesin olarak bilemeyebiliyoruz. Daha çok yaşın ilerlemesi, ters hareketler, ağır işler ve sigara kullanımı negatif etki yapabiliyor. Ancak her zaman net bir sonuca ulaşamayabiliyoruz" dedi."Asıl sorun 11 ay egzersiz yapmamak"Yaz aylarında tarım işlerinin başlamasıyla birlikte bel ve boyun ağrılarında artış görüldüğünü ifade eden Türk, bunun temel nedenlerinden birinin uzun süre hareketsiz kalan kasların ağır işlere hazırlıksız yakalanması olduğunu belirtti. Türk, "Tarım işlerinin başladığı dönemde vakalarda bir artış oluyor. Bunun asıl nedeni, halkımızın genel olarak 11 ay egzersiz yapmaması. Hareketsizlik nedeniyle kaslar güçsüz oluyor ve hareketli tempoya hazır olmuyor. Bir anda yapılan ters hareketler ya da ağır yükler fıtıklara veya bel ağrılarına neden olabiliyor" diye konuştu.Düzenli egzersizin önemine dikkat çeken Türk, bel ve karın kaslarının güçlü tutulmasının fıtık oluşum riskini azaltabileceğini belirterek, "Asıl sorun fıtıkta değil, 11 ay yapmadığımız egzersizlerde. Düzenli egzersiz fıtık oluşumunu yüzde 100 engellemeyebilir ancak fıtık oluştuğunda sürecin daha az ağrılı geçirilmesini sağlayabilir" ifadelerini kullandı.Fıtıkta ameliyat her zaman gerekli değilFıtık tedavisinde ameliyatın her hasta için gerekli olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Mahmud Türk, cerrahi yöntemin belirli durumlarda gündeme geldiğini söyledi. Türk, "Ameliyat fıtık hastalarının çok az bir grubunda gerekiyor. Daha çok el, kol ve bacaklarda güç kaybı gelişirse gerekebiliyor. Bunun yanında başka yöntemlerle ağrısını uzun süre geçiremediğimiz hastalarda da tercih edebiliyoruz. Yani ameliyat son başvurduğumuz yöntem olabilir" dedi.Fizik tedavi ağrılı süreci kolaylaştırıyorFizik tedavinin fıtık hastalarının yaşam konforunu artırmada önemli bir rol oynadığını belirten Türk, tedavinin hastanın durumuna göre planlandığını ifade etti. Dr. Türk, "Erken dönemde bel ağrısı ile gelen hastalarda öncelikle ağrı kesiciler ve bir miktar istirahatle ağrıları geçirmeye çalışıyoruz. Ağrı devam ederse fizik tedavi devreye giriyor. Fizik tedavi ile çoğu hastamızda olumlu sonuç alıyoruz" şeklinde konuştu. Fıtık kaynaklı ağrıların önemli bir bölümünün zaman içerisinde kendiliğinden gerileyebildiğini belirten Türk, fizik tedavideki temel amaçlardan birinin hastanın ağrılı süreci daha rahat geçirmesini sağlamak olduğunu söyledi.Düzce'de yaz aylarında en çok omuz ve fıtık şikayetleri artıyorTemmuz, Ağustos ve Eylül aylarında fındık ve bahçe işlerinin yoğunlaşmasıyla birlikte hastaneye başvuran vatandaşlarda özellikle omuz ağrısı, bel ve boyun fıtığı şikayetlerinin öne çıktığını belirten Uzm. Dr. Mahmud Türk, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Türk, "Temmuz-Ağustos aylarında artan fındık ve bahçe işleriyle birlikte bize en yoğun gelen şikâyetler omuz ağrısı, bel ve boyun fıtıkları. Hastalar 11 ay egzersiz yapmadığı için güçsüz ve hazırlıksız kaslarla tarla ve bahçe işlerine girişiyor. Kaslar ve tendonlar bu yüke alışık olmadığı için yaralanma ve sakatlanmalarla bizlere başvuruyorlar" dedi.Uzmanlar, özellikle uzun süre hareketsiz kalan vatandaşların tarla, bahçe ve fındık işlerine başlamadan önce vücutlarını hazırlamalarının, ağır yükleri kontrollü şekilde kaldırmalarının ve çalışma sırasında doğru hareket tekniklerine dikkat etmelerinin önemine dikkat çekiyor.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/findik-toplarken-fitik-olmayin.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/findik-toplarken-fitik-olmayin.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/findik-toplarken-fitik-olmayin_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/findik-toplarken-fitik-olmayin.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/findik-toplarken-fitik-olmayin/841421/</link>
			<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocuklarda ağır çanta kullanımı bel ağrısı yapıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Okul dönemi, öğrencilerin bedensel ve zihinsel gelişimleri açısından kritik bir süreç olarak öne çıkıyor. Bu süreçte öğrencilerin taşıdığı çantalar, sağlıklı gelişim üzerinde önemli bir rol oynuyor. Yanlış çanta seçimi ve kullanımı, çocukların omurga sağlığına ciddi zararlar verebildiğini belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, okulların açılmasına yakın aileleri çanta konusunda uyardı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Okul dönemi, öğrencilerin bedensel ve zihinsel gelişimleri açısından kritik bir süreç olarak öne çıkıyor. Bu süreçte öğrencilerin taşıdığı çantalar, sağlıklı gelişim üzerinde önemli bir rol oynuyor. Yanlış çanta seçimi ve kullanımı, çocukların omurga sağlığına ciddi zararlar verebildiğini belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, okulların açılmasına yakın aileleri çanta konusunda uyardı.Okul çağı yaş grupları için bel ve sırt bölgesi ağrılarının görülmesi erken gibi düşünülse de bel ağrısı sıklığı yüzde 9-66 arasında değişmekte olup, yeni yapılan çalışmalardaki sıklık oranlarının eski çalışmalara göre daha fazla olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, "Çocukluk çağında sırt ağrısının en sık görüldüğü yer bel bölgesidir. Bel ağrısının görülme sıklığı, hasta grubunun yaşına ve aktivite düzeyine göre değişir. Özellikle uğraşılan spor dalına göre bel ağrısı sıklığı artabilir. Çocuklarda bel ağrıları; mekanik (duruş bozuklukları, kas spazmları ve gerginlikleri), gelişimsel (omurga eğrilikleri), enfeksiyon ve tümör gibi nedenlerle gelişebilir. Ayrıca, uzun süre televizyon seyretmek, bilgisayar başında oturmak ve hareketsiz yaşam öyküsü de çocuklar arasında bel ağrısına neden olabilecek faktörler arasındadır. Okul döneminde yanlış ve ağır çanta kullanımı da öğrencilerde omuz, sırt ve bel ağrılarına yol açabilmektedir" diye konuştu.Özellikle ağır çanta kullanımının çocuklarda omuz, boyun ve bel bölgesindeki kaslarda spazma yol açarak sırt ağrısına neden olabileceğini belirten Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu, "Ayrıca ağır çanta tek taraflı omuz askısı kullanılarak taşındığında veya yan askılı okul çantaları kullanıldığında omurga üzerindeki dengesizlikten dolayı çeşitli sırt ağrıları görülebilir. Çanta kullanımına bağlı sırt ağrılarını azaltmak için çanta içerisindeki ağırlık mümkün olduğunca azaltılmalı. Ağır eşyalar mümkün olduğunca çantanın sırt bölgesine yakın kısmına konulmalı. Okul çantası mutlaka çocuğun yaşına ve boyuna uygun seçilmeli. Çanta çift omuz askısı ile kullanılmalı. Omuz askıları yeterli genişlikte ve yumuşak olmalı. Çantada mümkünse sırtı destekleyen bel bandı bulunmalı. Küçük yaş grubu çocuklarda üzerinde tekerlek olan modeller tercih edilmeli. Çocukluk çağı yaş grubunda başlayan bel ağrıları, fizik muayene ile tanı konulup takip edilebilir. Bel ağrısının erken teşhisini koyabilmek için, semptomlar iyi değerlendirmeli, diğer hastalıklar ekarte edilmelidir" şeklinde konuştu.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cocuklarda-agir-canta-kullanimi-bel-agrisi-yapiyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cocuklarda-agir-canta-kullanimi-bel-agrisi-yapiyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cocuklarda-agir-canta-kullanimi-bel-agrisi-yapiyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cocuklarda-agir-canta-kullanimi-bel-agrisi-yapiyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/cocuklarda-agir-canta-kullanimi-bel-agrisi-yapiyor/841417/</link>
			<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocuklarda yanlış ayakkabı ayak sağlığını bozuyor]]></title>
			<description><![CDATA[Çocukların sağlıklı ayak gelişimi için doğru ayakkabı seçimi önem taşıyor. Yanlış numara ya da uygun olmayan modelde tercih edilen ayakkabılar, ilerleyen dönemde ayak yapısında bozukluklara ve çeşitli ortopedik sorunlara yol açabiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sevil Bilir, ailelerin özellikle ilk ayakkabı seçiminde dikkatli olması gerektiğini vurguladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çocukların sağlıklı ayak gelişimi için doğru ayakkabı seçimi önem taşıyor. Yanlış numara ya da uygun olmayan modelde tercih edilen ayakkabılar, ilerleyen dönemde ayak yapısında bozukluklara ve çeşitli ortopedik sorunlara yol açabiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sevil Bilir, ailelerin özellikle ilk ayakkabı seçiminde dikkatli olması gerektiğini vurguladı.Birçok ebeveyn çocukları için ayakkabı seçerken sadece görünümüne odaklanıyor ancak bu durum ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Yanlış ayakkabı seçimi; ağrı, tırnak batığı ve ayak şekil bozukluklarına neden olabilirken, doğru zamanda ve doğru şekilde yapılan seçim çocukların gelişimini doğrudan etkiliyor. MedipolAcıbadem Bölge Hastanesi'ndenÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sevil Bilir, bu konudaailelere önemliuyarılarda bulundu.İlk ayakkabı yürümeyle başlamalıDr.Bilir, "Bebekler ev içinde vakit geçirirken ve henüz yürümeye başlamamışken ayakkabı kullanmalarına gerek yoktur. Ayakkabı ihtiyacı, yürümeye başlayıp dışarıda zaman geçirdikleri dönemde başlar" dedi.Ayakkabı seçiminde en kritik konunun doğru numara olduğunu vurgulayanDr.Bilir, "Ayakkabı, çocuğun ayağını sıkmamalı ve parmakların rahat hareket edebileceği alan bırakılmalıdır. Bu nedenle ölçüm, gün içinde ayakların en şiş olduğu öğleden sonra saatlerinde yapılmalı veen uzun parmağının ön tarafındanyaklaşık 1-1,5 santimetre pay bırakılmalıdır" diye konuştu.Yanlış numara ayakkabıların tırnak batığı, ağrı ve şekil bozukluklarına yol açabileceğini belirtti.Ayakkabının şekli ve malzemesi nasıl olmalı?Ayakkabının ön kısmının geniş ve yuvarlak olması gerektiğini ifade edenDr.Bilir, sivri ve dar burunlu ayakkabıların tercih edilmemesi gerektiğini söyledi."Topuk kısmı ayağı iyi kavramalı, tabanı kaymaz olmalı. Ayrıca ayakkabıların yumuşak, esnek ve hava alabilen materyallerden üretilmiş olması gerekir. Deri,kanvasya da fileli yapılar bu açıdan daha uygundur" dedi.Ayakkabı sık sık kontrol edilmeliÇocukların hızlı büyüdüğüne dikkatçekenDr.Bilir, "Bebeklerde ayak numarası neredeyse her ay kontrol edilmelidir. Daha büyük çocuklarda ise en geç 3 ayda bir kontrol edilmesi gerekir" ifadelerini kullandı.Kullanılmış ayakkabılar konusunda da uyarıda bulunanDr.Bilir, "Her çocuğun ayak yapısı farklıdır. Ayakkabının iç yapısı zamanla kullanıcının ayağına göre şekillenir. Bu nedenle başka bir çocuğa ait ayakkabıların kullanılması önerilmez"diyerek konuştu.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cocuklarda-yanlis-ayakkabi-ayak-sagligini-bozuyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cocuklarda-yanlis-ayakkabi-ayak-sagligini-bozuyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cocuklarda-yanlis-ayakkabi-ayak-sagligini-bozuyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cocuklarda-yanlis-ayakkabi-ayak-sagligini-bozuyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/cocuklarda-yanlis-ayakkabi-ayak-sagligini-bozuyor/841405/</link>
			<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanı uyardı: "Çocukluktaki hareketsizlik, gençlikte bel ve boyun fıtığına yol açıyor"]]></title>
			<description><![CDATA[Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, gençlerde bel ve boyun fıtığının artmasındaki temel nedenin çocukluktan itibaren hareketsiz bir yaşam sürülmesi ve egzersiz yapılmaması olduğunu söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, gençlerde bel ve boyun fıtığının artmasındaki temel nedenin çocukluktan itibaren hareketsiz bir yaşam sürülmesi ve egzersiz yapılmaması olduğunu söyledi.Günümüzde çocukluk ve gençlik döneminde geçirilen zamanın büyük bölümünün ekran karşısında geçmesi, beraberinde çeşitli kas ve iskelet sistemi sorunlarını da getiriyor. Özellikle telefon, tablet ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte gençler uzun süre aynı pozisyonda kalırken, hareketsiz yaşam tarzı boyun ve bel bölgesindeki kasların yeterince gelişememesine neden olabiliyor."Temel neden, hareketsiz yaşam ve egzersiz yapılmamasıdır"Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, hareketsiz yaşamın sağlıksız olduğunu ifade ederek, "Gençlerde bel ve boyun fıtığının artmasındaki temel neden, çocukluktan itibaren hareketsiz bir yaşam sürülmesi ve egzersiz yapılmamasıdır. Geçmişte sokakta oynanan hareketli oyunların yerini, bugün saatlerce masa başında veya koltukta bilgisayar, tablet ve telefon ekranlarına bakarak geçirilen zaman aldı. Boyun, bel ve bacakların uzun süre hareketsiz kalması, kas gelişimini yetersiz kılar ve eklem hareketlerini sınırlar. Bu zayıf altyapı yüzünden gençler ilerleyen yıllarda valiz taşımak veya aniden ağır sporlara başlamak gibi durumlarla karşılaştığında kas ve eklemler bu yükü kaldıramaz, sonuç olarak bel ve boyun fıtıkları ortaya çıkar" dedi."Çocuklar yüzme, koşu gibi farklı spor dallarına teşvik edilmeli"Bunun önüne geçmenin mümkün olduğunu dile getiren Şen, "Aileler ve öğretmenler çocukları yüzme, koşu gibi farklı spor dallarına teşvik etmelidir. Spor, çocukları fıtıktan korumanın yanı sıra beyne yeterli kan gitmesini sağlayarak zihinsel gelişimi ve çözüm odaklı düşünmeyi de destekler. Gençlerimizi bu rahatsızlıklardan korumak için sporu onların hayatına erken yaşlardan itibaren yerleştirmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/uzmani-uyardi-quotcocukluktaki-hareketsizlik-genclikte-bel-ve-boyun-fitigina-yol-aciyorquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/uzmani-uyardi-quotcocukluktaki-hareketsizlik-genclikte-bel-ve-boyun-fitigina-yol-aciyorquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/uzmani-uyardi-quotcocukluktaki-hareketsizlik-genclikte-bel-ve-boyun-fitigina-yol-aciyorquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/uzmani-uyardi-quotcocukluktaki-hareketsizlik-genclikte-bel-ve-boyun-fitigina-yol-aciyorquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/uzmani-uyardi-cocukluktaki-hareketsizlik-genclikte-bel-ve-boyun-fitigina-yol-aciyor/841403/</link>
			<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türkiye'nin dört bir yanında aradığı dermanını 2 yılın sonunda kendi evladında buldu]]></title>
			<description><![CDATA[Hatay'ın Yayladağı ilçesinde 2 yıl önce yakalandığı siroz hastalığı nedeniyle karaciğer nakli bekleyen Cuma Akpınar, kendi evladının karaciğerini vermesiyle hayata tutundu. Türkiye'nin dört bir yanında uygun donör arayan Akpınar, evladından yapılan karaciğer nakli sayesinde eski sağlığına kavuşarak hasret kaldığı camisinin yolunu tutmaya başladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hatay'ın Yayladağı ilçesinde 2 yıl önce yakalandığı siroz hastalığı nedeniyle karaciğer nakli bekleyen Cuma Akpınar, kendi evladının karaciğerini vermesiyle hayata tutundu. Türkiye'nin dört bir yanında uygun donör arayan Akpınar, evladından yapılan karaciğer nakli sayesinde eski sağlığına kavuşarak hasret kaldığı camisinin yolunu tutmaya başladı.Yayladağı ilçesi Şenköy Mahallesi'nde yaşayan Cuma Akpınar, 2 yıl önce mide kanaması şikayetiyle gittiği hastanede yapılan tahlillerle siroz hastalığına yakalandığını öğrendi. Siroz hastası olduğunu öğrendiği andan itibaren hayatı değişen Akpınar'ın yeniden sağlığına kavuşması için karaciğer nakli olması gerekiyordu. Akrabalarıyla nakli uyumlu olmasına rağmen Akpınar, vericilerin sağlık durumlarından dolayı nakil gerçekleşemedi. Aylarca yatalak halde karaciğer nakli bekleyen Akpınar'ın oğluna yapılan testlerde nakledilebileceği ortaya çıktı. Türkiye'nin her yerinde nakil için uyumlu donör arayan Akpınar'a kendi oğlundan karaciğer nakli yapıldı ve sağlığına kavuştu. Hasta olduğu sürece ibadetlerini yapmakta zorlanan Akpınar, evladı sayesinde hayata tutunarak hasret kaldığı camiye giderek ibadetlerini yerine getirmeye başladı. Hasta olduğu zamanda umreye gitme hayali olduğunu ifade eden Akpınar, umreye gitmek istediğini söyledi."Eskiden umreye gitmek istiyordum, hayalimdi ve kısmet olursa umreye gitmek istiyorum"Mide kanaması şikayetiyle doktora gittiğinde siroz olduğunu öğrenen Cuma Akpınar, "Ben iki yıldır siroz hastasıyım. Mide kanaması geçirdiğimde doktora gittiğimde tahlil istendi. Tahlil sonuçlarından siroz çıktı, o gün bugündür hastanelerdeyim ve iki yıldır karaciğer nakli bekliyorum. Akrabalarımda kan uyuşmazlığı çıkmıştı ve 4 akrabamda canlı verici bulduk ama onlarda da sıkıntı oldu. Sonra kadavradan biyopsiyle inceleme yaptılar ama sonuç çıkmadı. İyileşince günlük hayatımı yaşamaya çalışacağım. Eskiden umreye gitmek istiyordum, hayalimdi ve kısmet olursa umreye gitmek istiyorum" dedi."Uzun bir süreçti ve 8 ay karaciğer nakli bekledim ve en sonunda kendi oğlumdan karaciğer nakli oldum"Siroz hastalığıyla mücadele ettiği esnada evladından nakledilen karaciğerle yaşama tutunan Cuma Akpınar, "Kan damar tıkanıklığından kaynaklı olarak siroz hastalığına yakalandım. Sirozdan sonra ameliyat gerekti. Uzun bir süreçti ve 8 ay karaciğer nakli bekledim. En sonunda kendi oğlumdan karaciğer nakli oldum. Karaciğer tamamen bittiği için; yürümekte, nefes almakta, yeme içme konusunda olsun her şeyde çok sıkıntılar yaşamıştım. Elhamdülillah ameliyatımız olup naklimiz gerçekleşti. Şu anda çok şükür eski günlerime kavuştum, rabbime şükürler olsun" dedi.Sağlığına kavuşmasıyla birlikte 1 buçuk yıl boyunca adım atamadığı camide müezzinlik yapmaya başladıHasta olduğu süreçte 1 buçuk yıl boyunca camiden uzakta kalan ve karaciğer naklinin ardından yeniden camiye ibade gelen Akpınar, camide müezzinlik yapmaya başladığını belirterek "Allah rızası için müezzinlik yapıyorum. 1 buçuk sene önce ağır hasta olduğum zaman ibadetleri evde yapıyordum ve camiden tamamen kesilmiştim. Cumaları da kılamıyordum ve tamamen artık yattığım oturduğum yerden namaz kılıyordum. Şu anda sağlığıma kavuştum ve çok şükür gene eskisi gibi camimize geliyorum. Üzerime düşen bir şeyler olursa Allah rızası için yapmaya çalışıyorum. Ağrım ve sızım da kalmadı, Rabb'ime şükürler olsun. Şu anda çok rahatım. Kendi oğlumdan aldığım nakli Remzi Kalecioğlu sayesinde ameliyatı gerçekleştirdi ve çok teşekkür ediyoruz. Oğlumun da sağlık durumu çok şükür çok iyi oldu. Hasta olduğum zaman ümidim kalmamıştı" ifadelerini kullandı.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/turkiye39nin-dort-bir-yaninda-aradigi-dermanini-2-yilin-sonunda-kendi-evladinda-buldu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/turkiye39nin-dort-bir-yaninda-aradigi-dermanini-2-yilin-sonunda-kendi-evladinda-buldu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/turkiye39nin-dort-bir-yaninda-aradigi-dermanini-2-yilin-sonunda-kendi-evladinda-buldu_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/turkiye39nin-dort-bir-yaninda-aradigi-dermanini-2-yilin-sonunda-kendi-evladinda-buldu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/turkiye-nin-dort-bir-yaninda-aradigi-dermanini-2-yilin-sonunda-kendi-evladinda-buldu/841393/</link>
			<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 08:49:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Göz lensi proteinlerinin biyoaktif potansiyeli araştırılacak]]></title>
			<description><![CDATA[Bartın Üniversitesinin (BARÜ) TÜBİTAK tarafından desteklenen projesiyle göz lensinde bulunan proteinlerin farklı özellikleri incelenerek yararlı biyomoleküllerin elde edilmesi amaçlanıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bartın Üniversitesinin (BARÜ) TÜBİTAK tarafından desteklenen projesiyle göz lensinde bulunan proteinlerin farklı özellikleri incelenerek yararlı biyomoleküllerin elde edilmesi amaçlanıyor.Bartın Üniversitesi (BARÜ) Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünden Prof. Dr. Dursun Kısa'nın yürütücülüğünü yaptığı proje, TÜBİTAK-ARDEB 1002-A Hızlı Destek Modülü kapsamında desteklenmeye hak kazandı. "Göz Lensi Proteinlerinden Biyoaktif Peptitlerin Belirlenmesi: Biyolojik Aktivitelerinin İncelenmesi, Peptit Dizilerinin Tanımlanması ve In Silico Analizleri" başlıklı projeyle göz lensi proteinleri yeni bir biyoaktif peptit kaynağı olarak değerlendirilecek.Projede kullanım potansiyeli sınırlı olan biyolojik materyalden yüksek katma değerli biyoteknolojik bileşenlerin elde edilmesine yönelik yenilikçi bir yaklaşım sunuluyor. Çalışmaya BARÜ Fen Fakültesinden Arş. Gör. Dr. Kübra Sena Baş Topcu ile İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Eczacılık Fakültesinden Doç. Dr. Zafer Ömer Özdemir araştırmacı, yüksek lisans öğrencisi Kübra Karaman ise bursiyer olarak katkı sağlayacak.Göz lensi proteinleri farklı yöntemlerle incelenecekProje kapsamında göz lensi proteinlerinden enzimatik yöntemlerle peptitler elde edilerek farklı biyolojik aktiviteleri incelenecek. Biyolojik aktivite gösteren peptitler, daha ileri analitik yöntemlerle karakterize edilecek ve peptit dizileri tanımlanacak. Araştırmalarda enzim inhibisyonu, antimikrobiyal aktivite ve hücre kültürü temelli biyolojik aktiviteler üzerinde durulacak. Peptitlerin amino asit dizilerinin nanoLC-MS/MS analizleriyle belirlenmesi, yapısal ve işlevsel özelliklerinin bilgisayar destekli analizlerle (in silico) değerlendirilmesi planlanıyor.Projenin yeni araştırmalara temel oluşturması hedefleniyorÇalışmadan elde edilecek sonuçların moleküllerin etkinliklerinin ve potansiyel biyoteknolojik uygulamalarının ilerleyen araştırmalarda daha ayrıntılı incelenmesine temel oluşturması öngörülüyor. Projeyle ayrıca doğrudan kullanımı sınırlı olan protein materyallerinin yeniden değerlendirilerek biyolojik işlev gösteren ve katma değeri yüksek moleküllere dönüştürülmesine yönelik araştırmalara katkı sunması hedefleniyor.BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, yenilikçi yaklaşımıyla TÜBİTAK desteği alan projeleri dolayısıyla Prof. Dr. Dursun Kısa ve proje ekibini tebrik ederek başarılarının devamını diledi.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/../images/bots/iha/2026/09/goz-lensi-proteinlerinin-biyoaktif-potansiyeli-arastirilacak-0.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/../images/bots/iha/2026/09/goz-lensi-proteinlerinin-biyoaktif-potansiyeli-arastirilacak-0.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/goz-lensi-proteinlerinin-biyoaktif-potansiyeli-arastirilacak_1.txt"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/../images/bots/iha/2026/09/goz-lensi-proteinlerinin-biyoaktif-potansiyeli-arastirilacak-0.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/goz-lensi-proteinlerinin-biyoaktif-potansiyeli-arastirilacak/841359/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 22:35:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aydın Şehir Hastanesi'nin başhekimi belli oldu]]></title>
			<description><![CDATA[Aydın'ın Efeler ilçesinde yapımı tamamlanan ve ayda ortalama 450 bin hastaya hizmet vermeye başlayan Aydın Şehir Hastanesi'ne İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yapan Prof. Dr. Özlem Özbağçıvan başhekim olarak atandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Aydın'ın Efeler ilçesinde yapımı tamamlanan ve ayda ortalama 450 bin hastaya hizmet vermeye başlayan Aydın Şehir Hastanesi'ne İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yapan Prof. Dr. Özlem Özbağçıvan başhekim olarak atandı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından resmi açılışı yapılan Türkiye'nin 21. Şehir Hastanesi Aydın'da hizmet vermeye devam ederken, hastanenin yeni başhekimi de belli oldu. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Özlem Özbağçıvan, Aydın Şehir Hastanesi Başhekimliği görevine atandı. Özbağçıvan'ın, önümüzdeki günlerde yeni görevine başlaması bekleniyor.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/aydin-sehir-hastanesi39nin-bashekimi-belli-oldu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/aydin-sehir-hastanesi39nin-bashekimi-belli-oldu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/aydin-sehir-hastanesi39nin-bashekimi-belli-oldu_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/aydin-sehir-hastanesi39nin-bashekimi-belli-oldu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/aydin-sehir-hastanesi-nin-bashekimi-belli-oldu/841294/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 19:58:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Menteşe'nin Akyer ve Göktepe Mahallelerine kesintisiz su için yeni depolar]]></title>
			<description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Menteşe'nin kırsal mahallelerinde içme suyu yatırımlarını sürdürüyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Menteşe'nin kırsal mahallelerinde içme suyu yatırımlarını sürdürüyor.Menteşe ilçe merkezine en uzak yerleşim birimleri arasında bulunan Akyer ve Göktepe mahallelerinde su arzının daha güvenli ve kesintisiz hale getirilmesi amacıyla çalışma başlatıldı. Bu kapsamda her iki mahalleye 50'şer tonluk modüler içme suyu deposu nakledildi.MUSKİ ekipleri tarafından depoların kurulumunun yanı sıra mekanik bağlantı çalışmalarının da kısa süre içerisinde tamamlanarak sistemlerin devreye alınması planlanıyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla mahallelerde yaşayan vatandaşların sağlıklı ve kesintisiz içme suyuna erişiminin güçlendirilmesi hedefleniyor.MUSKİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, Muğla'nın her noktasında vatandaşlara sağlıklı ve kesintisiz içme suyu sağlanması amacıyla çalışmaların sürdürüldüğü belirtildi.Açıklamada, "Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras'ın Muğla'mızın her noktasında vatandaşlarımıza sağlıklı ve kesintisiz içme suyu sağlanması yönündeki talimatları doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda, Menteşe ilçemize bağlı Akyer ve Göktepe mahallelerimize 50'şer tonluk modüler içme suyu depolarımızın nakliyesini gerçekleştirdik. Depoların kurulum ve mekanik bağlantı çalışmalarını da kısa sürede tamamlayarak devreye alacak, bölgede yaşayan vatandaşlarımıza kesintisiz ve sağlıklı içme suyu sağlayacağız" ifadelerine yer verildi.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/mentese39nin-akyer-ve-goktepe-mahallelerine-kesintisiz-su-icin-yeni-depolar.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/mentese39nin-akyer-ve-goktepe-mahallelerine-kesintisiz-su-icin-yeni-depolar.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/mentese39nin-akyer-ve-goktepe-mahallelerine-kesintisiz-su-icin-yeni-depolar_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/mentese39nin-akyer-ve-goktepe-mahallelerine-kesintisiz-su-icin-yeni-depolar.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/mentese-nin-akyer-ve-goktepe-mahallelerine-kesintisiz-su-icin-yeni-depolar/841075/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 13:14:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Alkol sadece karaciğeri değil, birçok organı tehdit ediyor]]></title>
			<description><![CDATA[Alkolün karaciğer kanseriyle ilişkisi uzun zamandır bilinse de yeni bir araştırma alkole bağlı kanser ölümlerinin çok daha geniş bir yelpazeye yayıldığını ve genç yaş gruplarını da giderek daha fazla etkilediğini ortaya koydu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Alkolün karaciğer kanseriyle ilişkisi uzun zamandır bilinse de yeni bir araştırma alkole bağlı kanser ölümlerinin çok daha geniş bir yelpazeye yayıldığını ve genç yaş gruplarını da giderek daha fazla etkilediğini ortaya koydu.Prof. Dr. Uğur Coşkun, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından alkolün, tütün dumanı ve asbest ile aynı kategoride 'Grup 1 kanserojen' olarak sınıflandırıldığını hatırlattı. Bilimsel kanıtlar, alkol tüketimini meme, karaciğer, yemek borusu, kolorektal ve çeşitli baş-boyun bölgesi kanserleriyle ilişkilendiriyor.Miami Üniversitesi Sylvester Kapsamlı Kanser Merkezi'nde yürütülen ve The Lancet Regional Health - Americas dergisinde yayımlanan çalışma, ABD'de 1990'da 11 bin 361 olan yıllık alkole bağlı kanser ölümü sayısının 2023'te 23 bin 126'ya yükseldiğini gösterdi.Genç erişkinlerde de artan riskÇalışmanın sorumlu yazarı Dr. Chinmay Jani, en şaşırtıcı bulgunun alkolün etkisinin genişliği olduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Uğur Coşkun da karaciğer kanseriyle ilişkisi iyi bilinse de alkolün kolorektal, yemek borusu, meme ve pankreas kanserlerine katkısının halk tarafından yeterince bilinmediğini vurguluyor.Araştırmaya göre yaşlı erkeklerde alkole bağlı ölümlerin başında karaciğer kanseri gelirken, kadınlarda meme kanseri en önemli neden olarak öne çıkıyor. Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri ise 20-54 yaş arası genç erişkinlerle ilgili. Bu yaş grubundaki erkeklerde alkole bağlı kanser ölümlerinin başında kolorektal kanser yer alırken, kadınlarda meme kanserinin ardından ikinci sırada yine kolorektal kanser geliyor. Prof. Dr. Uğur Coşkun, genç yaş grubunda kolorektal kanserin her iki cinsiyette de karaciğer kanserini geride bıraktığına dikkat çekti.Çalışmanın kıdemli yazarı Dr. Gilberto Lopes, bu bulguların alkole bağlı kanser riskinin tek bir hastalık veya tek bir gruba özgü olmadığını net biçimde ortaya koyduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Uğur Coşkun da alkolün değiştirilebilir bir risk faktörü olduğunu, küçük ve bilinçli değişikliklerin bile kanser riskini azaltmada rol oynayabileceğini ekliyor.Prof. Dr. Uğur Coşkun, artan bilimsel kanıtlara rağmen toplumda alkol-kanser ilişkisine dair farkındalığın, sigara gibi diğer risk faktörlerine kıyasla halen düşük düzeyde kaldığına dikkat çekti. Güvenli bir alt sınır doz henüz net olarak bilinmese de tüketimi mümkün olan en düşük düzeye çekmenin kanser riski ve genel sağlık açısından olumlu etkileri olabileceğini vurguladı.Sonuç olarak Prof. Dr. Uğur Coşkun, bu çalışmanın alkol tüketiminin yalnızca karaciğer değil, kolorektal, meme, yemek borusu ve pankreas kanseri için de önemli ve değiştirilebilir bir risk faktörü olduğunu bir kez daha gözler önüne serdiğini belirtti.İHA]]></content:encoded>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/alkol-sadece-karacigeri-degil-bircok-organi-tehdit-ediyor/841020/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Boyabat'ta gebe annelerin sağlığı evlerinde takip ediliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Sinop'un Boyabat ilçesinde, gebelik sürecinin sağlıklı ve güvenli şekilde geçirilmesi amacıyla anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri gerçekleştiriliyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sinop'un Boyabat ilçesinde, gebelik sürecinin sağlıklı ve güvenli şekilde geçirilmesi amacıyla anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri gerçekleştiriliyor.Boyabat İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri, ilçede yaşayan gebeleri evlerinde ziyaret ederek gebelik sürecindeki ihtiyaçlarını yerinde değerlendiriyor. Ziyaretlerde anne ve bebek sağlığının korunmasına yönelik bilgilendirmeler yapılırken, anne adaylarının gebelik dönemini daha bilinçli ve sağlıklı geçirmeleri amaçlanıyor.Ev ziyaretleri kapsamında gebelik süreci hakkında bilgilendirme yapılırken, anne ve bebek sağlığının genel değerlendirmesi gerçekleştiriliyor. Ayrıca sağlıklı beslenme ve yaşam önerileri konusunda anne adaylarına danışmanlık veriliyor.Ekipler tarafından doğum ve doğum sonrasında dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında da bilgilendirme yapılırken, anne adaylarının merak ettikleri konularda soruları yanıtlanıyor.Boyabat İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalarla her anne adayının sağlıklı bir gebelik süreci geçirmesi ve bebeklerin sağlıklı bir başlangıç yapması hedefleniyor.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/boyabat39ta-gebe-annelerin-sagligi-evlerinde-takip-ediliyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/boyabat39ta-gebe-annelerin-sagligi-evlerinde-takip-ediliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/boyabat39ta-gebe-annelerin-sagligi-evlerinde-takip-ediliyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/boyabat39ta-gebe-annelerin-sagligi-evlerinde-takip-ediliyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/boyabat-ta-gebe-annelerin-sagligi-evlerinde-takip-ediliyor/841014/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Manisa'da çölyak hastaları için 'Glütensiz Mutfak' hizmete başladı]]></title>
			<description><![CDATA[Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Çölyak Organik Beslenme Derneği iş birliğinde hayata geçirilen Glütensiz Mutfak, Ulupark'ta hizmet vermeye başladı. Çölyak hastaları ve glütensiz beslenmeyi tercih eden vatandaşlara güvenli gıda seçenekleri sunan merkez, aynı zamanda vatandaşların bir araya gelerek sosyalleşmesine de imkan sağlıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Çölyak Organik Beslenme Derneği iş birliğinde hayata geçirilen Glütensiz Mutfak, Ulupark'ta hizmet vermeye başladı. Çölyak hastaları ve glütensiz beslenmeyi tercih eden vatandaşlara güvenli gıda seçenekleri sunan merkez, aynı zamanda vatandaşların bir araya gelerek sosyalleşmesine de imkan sağlıyor.Glütensiz ürünlere erişimde yaşanan sıkıntıların önüne geçmek amacıyla hayata geçirilen Glütensiz Mutfak'ta tosttan mantıya, makarnadan pizzaya, baklavadan simide kadar çok sayıda ürün bulunuyor. Ürünlerin glütensiz beslenme konusunda hassasiyet gösterilen bir ortamda hazırlanması, özellikle çölyak hastaları ve aileleri açısından önem taşıyor."Burada glütensiz besleniyor, sosyalleşiyoruz"Çölyak Organik Beslenme Derneği Başkanı Haşim Şivecan, Glütensiz Mutfağın çölyak hastaları açısından önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini belirterek, "Manisa'da yaşayan çölyaklıların dışarıda yemek konusunda yaşadığı sorunları Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu'ya ilettiğimizde bize böyle bir yer imkanı sağladı. Çok teşekkür ediyoruz. Bizim için çok büyük bir nimet. Çünkü daha önce dışarıda güvenle yemek yiyebileceğimiz ve sosyalleşebileceğimiz bir alan yoktu. Burada glütensiz besleniyor, karnımızı doyuruyor ve sağlıklı besleniyoruz. Aynı zamanda çocuklarımızın sosyalleşebileceği bir alan oluştu" dedi.Üretim ve satışın ayrı bir yerde yapılmasının kendileri açısından güvenli üretim anlamına geldiğini ifade eden Şivecan, "Kadınlarımızın ve çölyaklı annelerin bir araya gelebileceği böyle bir alanın olması da çok kıymetli. Bu projenin Türkiye'ye örnek olmasını ve ilçelerde de benzer kafelerin açılmasını istiyoruz" diye konuştu.İki yıldır çölyak hastası olduğunu belirten Kevser Reka ise dışarıda yemek yiyebilecekleri mekan bulmakta zorlandıklarını söyledi. Glütensiz Mutfağın kendilerini mutlu ettiğini ifade eden Reka, "Böyle bir yerin açılması beni çok mutlu etti. Buradaki ürün çeşitliliği de yeterli. Karışık tost, mantı, makarna, pizza, baklava ve simit var. Çölyaklıların buraya sahip çıkması gerekiyor. Böyle yerler çok fazla bulunmuyor, devamının gelmesini isterim" ifadelerini kullandı.Sekiz yıldır çölyak hastası olduğunu belirten Sudenaz Bal da glütensiz ürünlere erişimin geçmişe göre arttığını dile getirerek, "Çölyak hastası olduğum için dışarı çıktığımda yemek yiyebileceğimiz alanlar çok kısıtlı. İlk başlarda çok fazla ürün bulunmuyordu ancak belediyemizin yaptığı çalışmalar sayesinde artık daha fazla ürüne ulaşabiliyoruz. Karışık tost sipariş ettim ve yaklaşık 7-8 dakikada hazırlanıyor. Çölyak hastaları için geliştirilen bu hizmetten memnunuz. Özellikle çocuklar için çok güzel bir hizmet oldu" dedi."Yemek herkes için basit ama bizim için çok önemli"Kızı Asya Omay Başpınar ile birlikte Glütensiz Mutfağa gelen Ceren Başpınar ise projenin özellikle çocuklu aileler açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Kızına 3 yaşında çölyak tanısı konulduğunu belirten Başpınar, "Gittiğimiz mekanlarda glüten konusunda yeterli bilgi ve hassasiyet olmadığını görüyorduk. Çocuk söz konusu olduğunda dışarı çıktığımızda yiyecek bir şey bulamamak, bir anne ve baba için çok zor. Kendimiz yemesek bu kadar üzülmeyiz ama çocuğumuzun canı çektiğinde ona bir şey bulamadığımızda yaşadığımız sıkıntıyı biz biliyoruz" diye konuştu.Glütensiz Mutfağın bu anlamda önemli bir hizmet olduğunu ifade eden Başpınar, "Manisa Büyükşehir Belediyesi ve Çölyak Derneğinin birlikte hayata geçirdiği Glütensiz Mutfak da bunun güzel örneklerinden biri. Yemek herkes için basit ama bizim için çok önemli bir şey" dedi.Oğlunun çölyak hastası olduğunu belirten Miyase Karakaya da glütensiz gıdaya ulaşmanın aileler için büyük önem taşıdığını söyledi. Karakaya, "Hastaneye geliyoruz, işimiz bitiyor, bu kez 'Çocuğa ne yedireceğim?' diye düşünmeye başlıyorum. Böyle bir yerin olduğunu duyunca buraya gelmek bizim için çok güzel oldu. Çölyaklıların en önemli problemi diyet. Çok sıkı bir diyet uygulamak gerekiyor ve bu gerçekten zor" ifadelerini kullandı.Bazı ürünleri kendisinin hazırlayamadığını veya bulmakta zorlandığını anlatan Karakaya, "Derneklerimiz bu konuda imdadımıza yetişiyor ve çocuğumuzun hayatını kolaylaştırıyor. Glütensiz Mutfak da çölyak denizinde bize atılan bir can simidi gibi. Büyükşehir Belediyesinin hizmetlerini takdir ediyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/manisa39da-colyak-hastalari-icin-39glutensiz-mutfak39-hizmete-basladi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/manisa39da-colyak-hastalari-icin-39glutensiz-mutfak39-hizmete-basladi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/manisa39da-colyak-hastalari-icin-39glutensiz-mutfak39-hizmete-basladi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/manisa39da-colyak-hastalari-icin-39glutensiz-mutfak39-hizmete-basladi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/manisa-da-colyak-hastalari-icin-glutensiz-mutfak-hizmete-basladi/841009/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Okula zor alışan çocuklara 'kademeli ayrılık' süreci önerisi]]></title>
			<description><![CDATA[Çocuk Psikiyatri Uzmanı Dr. Ayşe Nursena Işın, her çocuğun uyum sürecinin ve öğrenme hızının farklı olduğunu söyleyerek, okula yeni başlayacak olan ve uyum sürecinde zorlanan çocukların ailelerine kademeli ayrılık süreci önerdiklerini dile getirdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çocuk Psikiyatri Uzmanı Dr. Ayşe Nursena Işın, her çocuğun uyum sürecinin ve öğrenme hızının farklı olduğunu söyleyerek, okula yeni başlayacak olan ve uyum sürecinde zorlanan çocukların ailelerine kademeli ayrılık süreci önerdiklerini dile getirdi.Kayseri Devlet Hastanesi bünyesinde hizmet veren Çok Disiplinli Çocuk Ve Genç Ruh Sağlığı Merkezi'nde (ÇÖZGEM) görevli Çocuk Psikiyatri Uzmanı Dr. Ayşe Nursena Işın, uyum haftası öncesinde velilere önerilerde bulundu. Velilerin kendi kaygılarını da yönetmeleri gerektiğini kaydeden Işın, "Öncelikle velilere biraz biz kendi kaygılarını yönetmelerini öneriyoruz. Çünkü bazen veliler öğrencilerden daha kaygılı olabiliyor. Okul süreci başlamadan önce çocuklarıyla okuldan ne bekledikleri, okulla ilgili kaygıları, endişeleri konusunda bir konuşma yapmalarını öneriyoruz. Bu kaygıları anlayışla karşılamaları, kesinlikle küçümsememeleri, anlayışla dinlemelerini ve bu konuda destek olmalarını öneriyoruz. Velilerin şunu bilmesinde de fayda var. Her çocuğun uyum süreci ve öğrenme hızı farklı. Bazı aileler diğer akranlarıyla kıyaslama sürecine girebiliyor. Bunu önermiyoruz. Genellikle daha başarı odaklı değil, çocuğun çabasını ödüllendirerek, çocuğun sürecine odaklanarak bir süreç geçirmelerini öneriyoruz. Burada biraz şunu önemsemekte fayda var; çocuğu akademik olarak okula hazırlamaktan ziyade aslında önemli olan biraz da duygusal olarak okula hazırlamak. Bu tarz tutumların da duygusal olarak okula hazırlamakta faydalı olacağını düşünüyorum. Okul hazırlıkların kapsamında okul alışverişi yapmak, çocuğun nerede ders çalışacağını belirlemek, ona bir ortam hazırlamak olabilir. Bu tarz konularda çocuklarının fikirlerini almaları, karar süreçlerinde onlara da söz hakkı tanımaları çocuğun hem öz yeterlilik duygusunu geliştirecek hem de kendini okula başlarken daha güvende hissetmesini sağlayacak ve daha kolay bir adaptasyon süreci sağlayacaktır" ifadelerini kullandı."Çocuğun kafasındaki bu belirsizliği gidermek gerekiyor"Işın, velilerin durumu öğrencilere güzel bir şekilde aktarmaları gerektiğini kaydederek, uyum sürecinde zorluk yaşayan öğrencilerin velilerine de 'kademeli ayrılık' süreçlerini önererek, "Özellikle küçük yaşta çocuğu olan velilerimize de okula başlarken yaşayacakları ayrılık krizlerinde şunu önerebiliriz. Çocuğa öncelikle o okuldayken nerede olacağını anlatmaları gerekiyor. "Sen okula gideceksin, ben de işime gideceğim" ya da "ben de evde bunu yapacağım" demeleri gerekir. Özellikle çocuğun kafasındaki bu belirsizliği gidermek gerekiyor. Bazen çocuklar yine de inatlaşabiliyor, ısrar edebiliyor, ağlayabiliyor. Bu noktada da net ve kararlı bir tutumla kendi duygumuzu, kendi endişemizi çocuğa yansıtmadan yumuşak, sakin bir dille burada kalması gerektiğini, artık okulunun başladığını, diğer arkadaşlarının da ona eşlik edeceğini anlatmak gerekiyor ve bir ayrılık yaptıktan sonra sonra bu süreci biraz uzatmamak gerekiyor. Bazen yine de aileler sıkıntı yaşıyor. O zaman kademeli ayrılık süreçleri önerebiliyoruz. Örneğin bir hafta aile sınıfın kapısında bekleyebiliyor, bunun bilgisi çocuğa veriliyor. "Bir hafta bekleyeceğim, daha sonra bir hafta işte bahçede bekleyeceğim, daha sonra öğretmenim bir hafta beni arayacak, istediğin zaman ulaşım sağlayacak ama daha sonra böyle olmayacak ve okul kurallarına uyum sağlamanı bekleyeceğiz" gibi kademeli bir ayrılık süreci de önerebiliyoruz. Çok ileri düzeylerde, çocukta bir kaygı bozukluğu oluştuğu durumlarda da kesinlikle bir çocuk psikiyatri muayenesiyle gerekli müdahalelerin yapılmasını öneriyoruz" diye konuştu."Yaz tatilinden okul dönemine geçiş bir rutin değişimi oluyor"Çocuklara da önerilerde bulunan Ayşe Nursene Işın, "Yaz tatilinden okul dönemine geçiş bir rutin değişimi oluyor. O yüzden uyku saatlerinin ve ekran sürelerinin okul düzenine göre ayarlanması gerekiyor. Bunu yaparken de biz yine kademeli olarak bir ayarlamaktan bahsediyoruz. Yani yatış ve kalkış saatlerinin 15-20'şer dakika günlük olarak geriye çekilme süreci. Çünkü biliyorsunuz uyku hem dikkat üzerinde hem öğrenme üzerinde hem de hafıza üzerinde olumlu etkileri var. Biyolojik saati bu şekilde okul öncesi dönemde ayarlamakta fayda var. Yine ekran süresinin fazlalığı öğrenme süreçlerini aksatabiliyor. O yüzden okula başlamadan önce onu da kademeli olarak azaltmakta fayda var. Çocuklar yoğun bir akademik sürece giriyor. Buna da zihinsel hazırlık olarak yine 1-2 hafta öncesinden 15-20 dakikalık bir eski konuları hatırlamak ya da bir kitap okuma gibi zihni hazırlayıcı aktivitelerin faydası olur" dedi.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/okula-zor-alisan-cocuklara-39kademeli-ayrilik39-sureci-onerisi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/okula-zor-alisan-cocuklara-39kademeli-ayrilik39-sureci-onerisi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/okula-zor-alisan-cocuklara-39kademeli-ayrilik39-sureci-onerisi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/okula-zor-alisan-cocuklara-39kademeli-ayrilik39-sureci-onerisi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/okula-zor-alisan-cocuklara-kademeli-ayrilik-sureci-onerisi/840993/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Cizre'de gıda işletmelerine denetim]]></title>
			<description><![CDATA[Şırnak'ın Cizre İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, halk sağlığını korumak ve güvenilir gıda arzını sağlamak amacıyla ilçe genelindeki gıda işletmelerine yönelik denetimlerini aralıksız sürdürüyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Şırnak'ın Cizre İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, halk sağlığını korumak ve güvenilir gıda arzını sağlamak amacıyla ilçe genelindeki gıda işletmelerine yönelik denetimlerini aralıksız sürdürüyor.Cizre İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne bağlı denetim ekipleri, ilçe merkezinde ve mahallelerde faaliyet gösteren gıda üretim, satış ve toplu tüketim yerlerinde saha kontrolleri gerçekleştirdi. 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında yapılan incelemelerde; hijyen şartları, ürünlerin son tüketim tarihleri, muhafaza şartları ve mevzuata uygunluk durumları titizlikle kontrol edildi.Cizre İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, "İlçemizde faaliyet gösteren gıda işletmelerine yönelik denetimlerimiz, 5996 sayılı Kanun kapsamında titizlikle ve aralıksız olarak devam etmektedir. Denetimler kapsamında gıda işletmelerinin ilgili mevzuat hükümlerine uygunluğu kontrol edilerek, vatandaşlarımızın güvenilir ve sağlıklı gıdaya ulaşmasının sağlanması amaçlanmaktadır. Halkımızın sağlığı ve güvenilir gıda arzının temini için denetimlerimiz kararlılıkla sürdürülecektir" denildi.Ekiplerin, mevzuata aykırı durum tespit edilen işletmeler hakkında gerekli idari işlemleri uygulayacağı ve saha denetimlerinin periyodik olarak devam edeceği bildirildi.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cizre39de-gida-isletmelerine-denetim.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cizre39de-gida-isletmelerine-denetim.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cizre39de-gida-isletmelerine-denetim_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cizre39de-gida-isletmelerine-denetim.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/cizre-de-gida-isletmelerine-denetim/840962/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kınık köyünde şap hastalığı tespit edildi]]></title>
			<description><![CDATA[Kütahya Merkez Kınık köyünde şap hastalığı tespit edilmesi üzerine, hastalığın yayılmasının önlenmesi ve kontrol altına alınması amacıyla gerekli tedbirlerin alındığı bildirildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kütahya Merkez Kınık köyünde şap hastalığı tespit edilmesi üzerine, hastalığın yayılmasının önlenmesi ve kontrol altına alınması amacıyla gerekli tedbirlerin alındığı bildirildi.Kütahya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden yapılan açıklamada, koruma ve gözetim bölgesinde bulunan duyarlı hayvanların aşılama çalışmaları süresince Kütahya Merkez Canlı Hayvan Pazarı'nın 15 gün süreyle kapatıldığı belirtildi.Açıklamada, kararın Kütahya Valiliği Komisyon Kararı doğrultusunda uygulanacağı ifade edilerek, üretici ve vatandaşların alınan tedbirlere hassasiyetle uymalarının önem taşıdığı vurgulandı.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/kinik-koyunde-sap-hastaligi-tespit-edildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/kinik-koyunde-sap-hastaligi-tespit-edildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/kinik-koyunde-sap-hastaligi-tespit-edildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/kinik-koyunde-sap-hastaligi-tespit-edildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/kinik-koyunde-sap-hastaligi-tespit-edildi/840961/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA["Takvim yaşınız değişmez ama nasıl yaşlandığınızı değiştirebilirsiniz"]]></title>
			<description><![CDATA[Takvim yaşının değişmeyeceğini ama yaşlanma sürecinin değiştirilebildiğini belirten Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Birkan İlhan, düzenli fiziksel aktiviteden yeterli protein alımına, kronik hastalıkların kontrolünden dengeli beslenmeye kadar pek çok faktörün yaşlanma sürecini etkileyebildiğini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Takvim yaşının değişmeyeceğini ama yaşlanma sürecinin değiştirilebildiğini belirten Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Birkan İlhan, düzenli fiziksel aktiviteden yeterli protein alımına, kronik hastalıkların kontrolünden dengeli beslenmeye kadar pek çok faktörün yaşlanma sürecini etkileyebildiğini söyledi.Yaş almak kaçınılmaz olsa da herkes aynı hızda ve aynı şekilde yaşlanmıyor. Aynı takvim yaşındaki iki kişinin fiziksel kapasitesi, kas gücü, metabolik sağlığı ve günlük yaşam bağımsızlığı birbirinden oldukça farklı olabiliyor. Liv Hospital Vadistanbul Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Birkan İlhan, sağlıklı yaşlanmanın yalnızca yaşam süresini değil, yaşamın ilerleyen dönemlerindeki sağlık ve fonksiyonel kapasiteyi de ilgilendirdiğine dikkat çekti. Düzenli fiziksel aktiviteden yeterli protein alımına, kronik hastalıkların kontrolünden dengeli beslenmeye kadar pek çok faktörün yaşlanma sürecini etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. İlhan, son yıllarda giderek daha fazla gündeme gelen "biyolojik yaş" kavramı hakkında da bilgiler paylaştı."Aynı yaştaki iki kişinin sağlık durumu çok farklı olabilir"Takvim yaşı ile biyolojik yaşın birbirinden farklı kavramlar olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Birkan İlhan, "Takvim yaşı doğduğumuz günden itibaren geçen süredir ve bunu değiştiremeyiz. Biyolojik yaş ise vücudumuzdaki organların, damarların, kasların ve metabolik sistemlerin ne ölçüde yaşlandığını ifade etmeye çalışan daha geniş bir kavramdır" dedi.Bu nedenle aynı takvim yaşındaki iki kişinin sağlık ve fonksiyonel durumlarının birbirinden çok farklı olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. İlhan, geriatri biliminin "tipik bir yaşlı insan yoktur" yaklaşımını benimsediğini belirterek,"Bazı 80 yaşındaki bireylerin fiziksel ve zihinsel kapasiteleri çok daha genç kişilerle karşılaştırılabilirken, aynı yaştaki başka bir kişi günlük yaşam aktivitelerinde yardıma ihtiyaç duyabilir" şeklinde konuştu.Biyolojik yaş testleri kesin sonuç veriyor mu?Son yıllarda DNA metilasyonuna dayanan "epigenetik saatler" ve biyolojik yaş testlerinin oldukça popüler hale geldiğini söyleyen Prof. Dr. İlhan, bu konuda temkinli olunması gerektiğine dikkat çekti.Bu testlerin henüz günlük klinik uygulamada kişinin gerçek biyolojik yaşını kesin olarak gösteren standart testler olduğunu söylemenin doğru olmadığını belirten Prof. Dr. İlhan, buna karşılık biyolojik yaşlanmanın hızını etkileyebilecek faktörlerin oldukça iyi bilindiğini ifade etti."Nasıl yaşlandığımızı önemli ölçüde etkileyebiliriz"Düzenli fiziksel aktivite, kas gücünün korunması, sağlıklı beslenme, sigaradan uzak durmak ve yeterli uykunun daha sağlıklı yaşlanmanın önemli parçaları olduğunu belirten Prof. Dr. İlhan; hipertansiyon, diyabet, obezite ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerinin kontrol altında tutulmasının da önem taşıdığını vurguladı.Prof. Dr. İlhan, sağlıklı yaşlanmanın temel mesajını ise şöyle özetliyor:"Takvim yaşımızı değiştiremeyiz ama nasıl yaşlandığımızı önemli ölçüde etkileyebiliriz.""İleri yaşta beslenmede hedef sadece kilo kontrolü değil"Sağlıklı yaşlanmanın önemli bileşenlerinden birinin yeterli ve dengeli beslenme olduğunu belirten Prof. Dr. İlhan, ileri yaşta beslenmenin yalnızca kilo almamak üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizdi."Hatta bazı ileri yaştaki bireylerde istemsiz kilo kaybı ve yetersiz beslenme, fazla kilodan çok daha ciddi bir sağlık problemi haline gelebilir" diyen Prof. Dr. İlhan, sebze ve meyveler, tam tahıllar, kurubaklagiller, zeytinyağı, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri ile yeterli protein kaynaklarının bulunduğu Akdeniz tipi beslenme modelinin iyi bir temel oluşturduğunu belirti. Bu modele kırmızı et eklemenin de yerinde olacağını ifade etti.İleri yaşta protein neden önemli?İleri yaşta proteinin özellikle önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İlhan, Avrupa Klinik Nütrisyon ve Metabolizma Derneği'nin (ESPEN) yaşlı bireylerde günlük protein alımının en az yaklaşık 1 gram/kg/gün olmasını önerdiğini belirtti.Sağlıklı yaşlı bireylerde çoğunlukla 1,0-1,2 g/kg/gün düzeylerinin hedeflenebileceğini ifade eden Prof. Dr. İlhan, akut veya kronik hastalık, malnütrisyon ya da artmış gereksinim durumlarında ihtiyacın 1,5 g/kg/gün gibi daha yüksek düzeylere çıkabileceğini söylüyor.Örneğin 70 kilogramlık sağlıklı bir yaşlı birey için günlük protein gereksiniminin kabaca 70-84 gram civarında düşünülebileceğini belirten Prof. Dr. İlhan, bu kişinin zatürre nedeniyle hastaneye yatması durumunda ihtiyacın neredeyse 100 grama ulaşabileceğine dikkat çekiyor. Ancak özellikle ileri böbrek hastalığı bulunan kişilerde protein miktarının mutlaka bireyselleştirilmesi gerektiğini vurguladı.İleri yaşta malnütrisyon ve yetersiz sıvı alımına dikkatESPEN'in yaşlı bireylerin malnütrisyon açısından düzenli olarak taranmasını önerdiğini belirten Prof. Dr. İlhan, ileri yaştaki bireylerin yetersiz sıvı alımı açısından da risk altında olduğuna dikkat çekti.Kalsiyum, D vitamini, B12 vitamini, demir ve folat gibi mikrobesin eksikliklerinin gerektiğinde araştırılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. İlhan, sağlıklı yaşlanma konusunda sık yapılan bir hataya da dikkat çekti."Sağlıklı yaşlanmak çok sayıda takviye kullanmak değildir"Vitamin ve takviyelerin kontrolsüz kullanımının sağlıklı yaşlanmayla eş anlamlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Birkan İlhan, şu uyarıda bulundu:"Sağlıklı yaşlanmak çok sayıda vitamin ve takviye kullanmak anlamına gelmez. Eksiklik veya tıbbi gereklilik olmadığı halde gelişigüzel takviye kullanmanın yaşam süresini uzattığını gösteren güçlü bilimsel kanıt bulunmamaktadır."İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/quottakvim-yasiniz-degismez-ama-nasil-yaslandiginizi-degistirebilirsinizquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/quottakvim-yasiniz-degismez-ama-nasil-yaslandiginizi-degistirebilirsinizquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/quottakvim-yasiniz-degismez-ama-nasil-yaslandiginizi-degistirebilirsinizquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/quottakvim-yasiniz-degismez-ama-nasil-yaslandiginizi-degistirebilirsinizquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/takvim-yasiniz-degismez-ama-nasil-yaslandiginizi-degistirebilirsiniz/840939/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bayburt'ta vatandaşlara sağlıklı yaşam alışkanlıkları anlatıldı]]></title>
			<description><![CDATA[3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında Bayburt'ta çocuklara ve vatandaşlara yönelik etkinlik düzenlendi. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, çocuklarla sağlık temalı resimler yaparken ailelere ve vatandaşlara bilgilendirici broşürler dağıttı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında Bayburt'ta çocuklara ve vatandaşlara yönelik etkinlik düzenlendi. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, çocuklarla sağlık temalı resimler yaparken ailelere ve vatandaşlara bilgilendirici broşürler dağıttı.Saray Bahçesi'nde gerçekleştirilen etkinlikte sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, kişisel hijyen ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri konularında bilgiler aktarıldı. Çocuklara sağlıklı yaşam alışkanlıkları eğlenceli çalışmalarla anlatıldı, sağlık temalı çizimler yapıldı.Etkinliğe katılan çocuklara 'Sağlık Elçisi Belgesi' takdim edildi.Çalışma kapsamında vatandaşlara sağlıklı yaşam, halk sağlığı, SAHA Elçileri ile Bebek, çocuk ve genç akademileri hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/bayburt39ta-vatandaslara-saglikli-yasam-aliskanliklari-anlatildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/bayburt39ta-vatandaslara-saglikli-yasam-aliskanliklari-anlatildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/bayburt39ta-vatandaslara-saglikli-yasam-aliskanliklari-anlatildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/bayburt39ta-vatandaslara-saglikli-yasam-aliskanliklari-anlatildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/bayburt-ta-vatandaslara-saglikli-yasam-aliskanliklari-anlatildi/840908/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Havada, karada ve denizde 7 gün 24 saat acil sağlık hizmeti]]></title>
			<description><![CDATA[Havada, karada ve denizde 7 gün 24 saat hizmet veren acil sağlık hizmetleri, GÖKBEY'in envantere katılmasıyla etkisini artıracak.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Havada, karada ve denizde 7 gün 24 saat hizmet veren acil sağlık hizmetleri, GÖKBEY'in envantere katılmasıyla etkisini artıracak.Acil sağlık hizmetlerinde kritik rol üstlenen ambulanslar Türkiye'nin dört bir yanında vatandaşlara hizmet veriyor. Kara ambulanslarının yanı sıra ulaşımın zor olduğu bölgelerde hava ve deniz ambulanslarıyla hastalara ulaşılıyor. Sağlık filosunda 6 binin üzerinde kara ambulansı, 7 adet deniz ambulansı, 15 helikopter ve 2 adet uçak ambulansı yer alıyor. Yerli ve milli helikopter ambulansı GÖKBEY'in ise yıl sonu envantere katılması bekleniyor.Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Eray Çınar, ülke genelinde 7 gün 24 saat havada, karada ve denizde hizmet verdiklerini belirterek "6 binin üzerinde kara ambulansımızla bu hizmeti vermekteyiz. 3 bin 600'ün üstünde de Acil Sağlık Hizmetleri istasyonumuz mevcut. 6 binin üzerindeki kara ambulanslarımızın özellikle 500 tanesi özel donanımlı dediğimiz vakaları özel olarak donatılmış ambulanslarla bu hizmeti vermekteyiz. Deniz ambulanslarımızda ise 4 farklı ilimizde İstanbul, Çanakkale, Balıkesir ve Muğla illerimizde 7 adet deniz ambulansımızla yine bu hizmetimizi vermekteyiz. Hava ambulanslarımızda ise 15 adet helikopter ambulansımız, 2 adet uçak ambulansımızla özellikle bulunduğu bölgede tedavisi yapılamayan ileri merkez tedavi gerekliliği olan hastalarımız içinde yine hizmet vermekteyiz" açıklamasında bulundu."Her yıl filomuzu yeniliyoruz, gençleştiriyoruz"Ambulans sayılarının yanı sıra 112 istasyonlarının coğrafi konumlanmasının da önemli olduğuna dikkati çeken Çınar, "Doğru konumlanma, trafik yoğunluğunun, nüfus yoğunluğunun, afet riskinin olduğu alanlar gibi geniş çaplı değerlendirdiğimiz zaman bizim için önemli olan vakaya en hızlı şekilde ulaşmak ve en uygun ambulansla ulaşmak ve yine ilk müdahalesini yaptıktan sonra hızlı bir şekilde tedavisinin gerçekleştirilebileceği en yakın sağlık tesisine naklini sağlamak. Bu yüzden biz bu işi yaparken sadece ambulans sayısının yeterliliğine bakmıyoruz. Bütün bu kriterleri total olarak değerlendiriyoruz. Bunları yaparken de her yıl filomuzu yeniliyoruz, gençleştiriyoruz. Sürekli de filomuza yeni ambulanslarımızı katıyoruz" ifadelerini kullandı."Yıllık 7 milyon vatandaşımıza hizmet sunuyoruz"Ambulansların hangi durumlarda kullanıldığına ilişkin bilgi veren Çınar, sözlerini şöyle sürdürdü:"112 acil çağrı merkezlerine gelen çağrılarda yıllık 7 milyon vaka var. Yıllık 7 milyon vatandaşımıza bu hizmeti sunuyoruz. Burada da özellikle acil durumlarda kara ambulanslarımızla ilk müdahalelerimizi yapıp nakli sağlıyoruz. Kara ambulanslarımızda özellikle inme vakaları, solunum sıkıntısı vakaları, kalp krizi vakaları, trafik kazaları, yaralanmalar gibi acil durumlarda olan vatandaşlarımıza ilk sağlık hizmetini, acil sağlık hizmetini sunup sağlık tesislerine naklini sağlıyoruz. Aynı zamanda trafiğin yoğun olduğu alanlarda vakalara hızlı erişebilmek için motosiklet ambulanslarımızı kullanıyoruz. Kıyı şeridinde özellikle adalarda nakil gerçekleşmesi durumunda yine deniz ambulanslarımızı kullanıyoruz. Özellikle coğrafi zor şartlar, karlı iklim şartlarında yine kar paletli ambulanslarımız, snowtrack ambulanslarımız var, onları kullanıyoruz. İleri düzeyde bakım gerektiren hastalar için yoğun bakım ambulanslarımız var. Acil tedavi ihtiyacı olan ve bulunduğu yerde tedavisi mümkün olmayan ileri tetkik tedavi gerekliliği olan durumlarda yine özellikle uçak ambulanslarımızı ve helikopter ambulanslarımızı kullanıyoruz. 7 gün, 24 saat hem karada hem havada hem denizde bir yıl içerisinde yaklaşık 7 milyon vakamıza müdahale ediyoruz, nakilleri gerçekleştiriyoruz.""GÖKBEY'i envanterimize kattıktan sonra kapasitemiz büyüyecek"GÖKBEY hava ambulansının da yıl sonuna kadar envantere katılmasının beklendiğini söyleyen Çınar, şunları kaydetti:"GÖKBEY ile ilgili yerli milli helikopterimiz, kendi mühendislerimizin kendi teknolojilerimizle ürettiğimiz ve gerçekten bize güç katacak bir helikopter ambulansımız, yerli helikopterimiz. Bununla ilgili heyecanımız üst düzey ve yıl sonuna kadar envanterimize katmış olacağız. GÖKBEY'i envanterimize kattıktan sonra kapasitemiz büyüyecek. Çünkü aynı anda iki hasta transferi sağlayabileceğiz. Daha uzun menzilli uçuşlar gerçekleştirebileceğimiz için daha uzun menzilli nakilleri de yine GÖKBEY helikopter ambulanslarımızla gerçekleştirebileceğiz. Bu yüzden bizim havadaki filomuz ciddi manada güçlenecek ve bir esneklik katacak. Biraz daha artık bundan sonrasında elimiz daha güçlü olacak hem de yerli milli helikopterimize bu hizmeti sunmuş olacağız. Onun da gururunu yaşayacağız."İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/havada-karada-ve-denizde-7-gun-24-saat-acil-saglik-hizmeti.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/havada-karada-ve-denizde-7-gun-24-saat-acil-saglik-hizmeti.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/havada-karada-ve-denizde-7-gun-24-saat-acil-saglik-hizmeti_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/havada-karada-ve-denizde-7-gun-24-saat-acil-saglik-hizmeti.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/havada-karada-ve-denizde-7-gun-24-saat-acil-saglik-hizmeti/840903/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanı açıkladı: "Her prostat büyümesi ameliyat gerektirmez"]]></title>
			<description><![CDATA[Prostat büyümesinin tedavisinde kullanılan yöntemlere değinen Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Gökçe, hastaların cinsel yaşama ilişkin kaygılarının doğru bilgilendirmeyle giderilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Prostat büyümesinin tedavisinde kullanılan yöntemlere değinen Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Gökçe, hastaların cinsel yaşama ilişkin kaygılarının doğru bilgilendirmeyle giderilmesi gerektiğini söyledi.İlerleyen yaşla birlikte erkeklerde görülebilen prostat büyümesi, sık idrara çıkma ve idrar akışının zayıflaması gibi şikayetlerle yaşam kalitesini etkileyebiliyor. Medicana Sivas Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Gökçe, her prostat büyümesinin ameliyat gerektirmediğini belirterek tedavi yöntemleri ve hastaların cinsel yaşama ilişkin endişeleri hakkında bilgi verdi.Prostatın özellikle 40-50 yaş sonrasında bazı erkeklerde büyüyebildiğini belirten Gökçe, prostat dokusunun idrar kanalını çevreleyecek şekilde büyümesinin çeşitli şikayetlere yol açabileceğini ifade etti. Zayıf idrar akımı, gece sık idrara kalkma, sık idrara çıkma, idrarı kesik kesik yapma, idrar yapmaya başlarken bekleme ve mesanenin tam boşalmadığı hissinin başlıca belirtiler arasında yer aldığını kaydetti.Her prostat büyümesi ameliyat gerektirmiyorCerrahi tedavi kararının hastanın şikayetleri ve klinik durumuna göre verilmesi gerektiğini ifade eden Gökçe, "İdrar çok zayıfsa, hastanın şikayetleri çoksa, hastaya sonda konmuşsa, idrar kesesi tam boşaltılamıyorsa veya ilaç tedavisine rağmen düzelme sağlanamıyorsa ameliyat gerekebilir. Prostat ameliyatında temel amaç, sonradan büyüyen ve adenom olarak adlandırılan dokunun çıkarılmasıdır" dedi.Tedavi yöntemi hastaya göre belirleniyorProstat büyümesinin cerrahi tedavisinde TUR, Plazmakinetik ve HOLEP gibi farklı yöntemlerin kullanılabildiğini aktaran Gökçe, TUR yönteminin iyi huylu prostat büyümesine bağlı idrar yapma güçlüğünün tedavisinde uzun yıllardır kullanılan kapalı bir ameliyat yöntemi olduğunu belirtti. HOLEP yönteminde ise prostat dokusunun lazer kullanılarak çıkarıldığını ifade etti.Gökçe, "Her yöntemin uygun olduğu vakalar vardır. Uygun hastaya doğru yöntemi uygulamak, hastanın tedavi sürecindeki konforunu artırmaktadır. Hastanın şikayetleri, prostatın büyüklüğü ve hasta talepleri, hangi yöntemle ameliyatın gerçekleştirileceği konusunda bize yol gösteriyor" ifadelerini kullandı.Prostat ameliyatı gündeme geldiğinde erkeklerin önemli bir bölümünün cinsel yaşam konusunda endişe duyabildiğini belirten Gökçe, özellikle HOLEP tedavisine ilişkin kaygıların doğru bilgiler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.Gökçe, "Bu tür operasyonlarda erkekler cinselliğin etkileneceğini düşünebilir. Ancak meni kanallarına herhangi bir zarar verilmediği için meni gelmeye devam eder" dedi.Prostat büyümesinin günlük yaşam konforunu önemli ölçüde etkileyebileceğini ifade eden Gökçe, tedavi sürecinde hastanın şikayetleri, prostatın büyüklüğü ve genel sağlık durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Gökçe, cinsel yaşama ilişkin kaygılar nedeniyle tedavinin ertelenmemesi ve uygun tedavi seçeneğinin hekimle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/uzmani-acikladi-quother-prostat-buyumesi-ameliyat-gerektirmezquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/uzmani-acikladi-quother-prostat-buyumesi-ameliyat-gerektirmezquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/uzmani-acikladi-quother-prostat-buyumesi-ameliyat-gerektirmezquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/uzmani-acikladi-quother-prostat-buyumesi-ameliyat-gerektirmezquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/uzmani-acikladi-her-prostat-buyumesi-ameliyat-gerektirmez/840899/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sağlık yatırımı Kars'ta yükseliyor: 500 yataklı Bölge Hastanesi gün sayıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Kars'ta yapımı hızla devam eden 500 yataklı Kars Bölge Hastanesi, yükselen bloklarıyla kentin sağlık altyapısında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Yaklaşık 140 bin metrekare kapalı alana sahip olacak dev sağlık yatırımının tamamlanmasıyla Kars'ın yanı sıra çevre iller ve bölgedeki geniş bir nüfusa sağlık hizmeti sunulması hedefleniyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kars'ta yapımı hızla devam eden 500 yataklı Kars Bölge Hastanesi, yükselen bloklarıyla kentin sağlık altyapısında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Yaklaşık 140 bin metrekare kapalı alana sahip olacak dev sağlık yatırımının tamamlanmasıyla Kars'ın yanı sıra çevre iller ve bölgedeki geniş bir nüfusa sağlık hizmeti sunulması hedefleniyor.Kars'ta sağlık alanında hayata geçirilen en önemli yatırımlardan biri olan Bölge Hastanesi'nin inşaat çalışmaları planlanan takvim doğrultusunda sürüyor. Altı bloktan oluşan dev sağlık kompleksinin tamamlanmasıyla kentin sağlık hizmetlerinde önemli bir kapasite artışı yaşanması bekleniyor."4 milyar 741 milyon liralık dev yatırım"Toplam proje maliyeti 4 milyar 741 milyon TL olan Kars Bölge Hastanesi, yaklaşık 140 bin metrekare kapalı alan üzerine inşa ediliyor.Yoğun bakımlar dahil olmak üzere 500-550 yatak kapasitesine sahip olması planlanan hastane, yalnızca yatak kapasitesiyle değil, bünyesinde barındıracağı sağlık birimleriyle de bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olmaya hazırlanıyor.Haziran 2026 itibarıyla hastanenin kaba inşaatının yaklaşık yüzde 60'ının tamamlandığı belirtilirken, çalışmaların önümüzdeki süreçte de hız kesmeden devam etmesi bekleniyor."18 ameliyathane, 38 yoğun bakım yatağı"Kars Bölge Hastanesi tamamlandığında bünyesinde 18 ameliyathane, 38 yoğun bakım yatağı, 14 doğum salonu ve 24 kreş odası bulunacak.Hastanenin yaklaşık 140 poliklinikle hizmet vermesi planlanırken, modern sağlık hizmetlerinin tek çatı altında sunulması amaçlanıyor.Projede yer alan hasta odalarının tek kişilik olarak planlanması ise sağlık hizmetlerinde konfor ve ihtiyaç halinde kapasitenin artırılabilmesi açısından dikkat çekiyor."Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a çok çok teşekkür ediyorum"AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın, Bölge Hastanesi'nin Kars ve çevre iller açısından büyük önem taşıdığını belirterek, yatırımın hayata geçirilmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etti.Hastanenin fiziki özelliklerine ve olası olağanüstü durumlarda kapasitesinin artırılabilmesine dikkat çeken Adem Çalkın,"6 Bloktan oluşan devasa bir devasa bir yatırım, hakikaten ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a çok çok teşekkür ediyorum, Allah razı olsun. Tabi yine Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'na çok çok teşekkür ediyorum. 140 bin metre kare alana kurulu, 140 bin metre kapalı alanı olan devasa bir bölge hastanesi inşa ediyoruz. Bu bölge hastanesini inşa ederken, tabi 500 yataklı olması ve her bir odanın tek bir hasta için kullanılabilmesi çok önemli bir ayrıntı, eğer ileride ihtiyaç olursa, Allah ihtiyaç vermesin ama tabi bir depremi yaşadık, pandemiyi yaşadık. İyi var, kötü gün var. 500 adayı 2 hasta yatırarak 25 metrekare büyüklüğünde bin hasta yatabilecek kapasiteye, hatta daha yüksek kapasiteye çıkarabilecek bir hastane. 18 ameliyathanesi var, 140 polikliniği var. Devasa bir hastane yapıyoruz" dedi."Burası isminden de anlaşıldığı gibi bölgeye hitap edecek"Kars Bölge Hastanesi'nin yalnızca kent merkezine hizmet veren bir sağlık kuruluşu olarak değil, çevre illeri de kapsayan bölgesel bir sağlık merkezi olarak planlandığını ifade eden Çalkın, Kars'ın sağlık alanında bölgenin öncü kentlerinden biri haline getirilmesinin hedeflendiğini söyledi.Çalkın, "Burası isminden de anlaşıldığı gibi bölgeye hitap edecek. Ardahan, Iğdır, Kars, Nahçıvan, açılırsa kapı Ermenistan, Artvin'in bir kesimi, Ağrı'nın ilçeleri biz burada bir bölge oluşturmaya çalışıyoruz. Zaten son atamalara bakarsanız doktor atamalarına, ilk defa bölge de olmayan çocuk endokrini, çocuk kardiyoloji, nevroloji bunlar gibi birçok dalda atamalar oldu. Biz artık Kars'ı bölge haline getirme planımız var, hedefimiz var. Hiçbir ille yarışmıyoruz, bu ilde bu var, şu ilde bu var demiyoruz. Bizim kendi ilimiz bizi ilgilendiriyor. Buradaki TRA2 Bölgesi'nde de Kars öncü ildir ve biz Kars'ı bölge yapmaya çalışıyoruz" diye konuştu."Kars'ın sağlık hizmetlerinde yeni dönem"Kars Bölge Hastanesi'nin tamamlanmasıyla birlikte özellikle ileri branşlarda sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve vatandaşların başka illere sevk edilme ihtiyacının azaltılması hedefleniyor.Hastanenin geniş fiziki kapasitesi, çok sayıda ameliyathane ve poliklinik alanı, yoğun bakım üniteleri ve doğum salonlarıyla Kars'ın sağlık altyapısına önemli katkı sunması bekleniyor.Özellikle çevre illerden gelecek hastalara da hizmet verecek şekilde tasarlanan proje, Kars'ın sağlık alanında bölgesel merkez olma hedefinin önemli adımlarından biri olarak değerlendiriliyor."500 yatak kapasitesi gerektiğinde artırılabilecek"Hastanenin dikkat çeken özelliklerinden biri ise normal şartlarda 500 yatak kapasitesiyle hizmet vermesinin yanı sıra, olağanüstü durumlarda mevcut fiziksel imkanların daha etkin kullanılmasıyla yatak kapasitesinin artırılabilecek şekilde planlanması.Deprem, salgın hastalıklar ve benzeri olağanüstü durumlarda sağlık tesislerinin kapasitesinin kısa sürede artırılabilmesinin önemine dikkat çekilirken, Kars Bölge Hastanesi'nin bu ihtiyaca cevap verecek şekilde tasarlandığı ifade ediliyor."Kars sağlıkta bölgesel merkez olma yolunda"Kars'ta inşaatı devam eden Bölge Hastanesi, yalnızca yeni bir sağlık tesisi yatırımı olarak değil, kentin bölgesel sağlık merkezi haline getirilmesi hedefinin de önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.Yaklaşık 140 bin metrekare kapalı alanı, 500-550 yatak kapasitesi, 18 ameliyathanesi ve 140 poliklinik alanıyla hizmete girmesi planlanan hastanenin tamamlanmasıyla birlikte Kars'ın sağlık hizmetlerindeki kapasitesinin önemli ölçüde yükselmesi bekleniyor.İnşaat çalışmalarının tamamlanmasının ardından hastanenin hizmete girmesiyle Kars'ın yanı sıra Ardahan, Iğdır, Ağrı'nın bazı ilçeleri, Artvin'in bir bölümü ve bölgedeki diğer yerleşimlerden gelecek vatandaşlara da daha kapsamlı sağlık hizmeti sunulması hedefleniyor.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cumhurbaskani-erdogan39in-saglik-yatirimi-kars39ta-yukseliyor-500-yatakli-bolge-hastanesi-gun-sayiyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cumhurbaskani-erdogan39in-saglik-yatirimi-kars39ta-yukseliyor-500-yatakli-bolge-hastanesi-gun-sayiyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cumhurbaskani-erdogan39in-saglik-yatirimi-kars39ta-yukseliyor-500-yatakli-bolge-hastanesi-gun-sayiyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/cumhurbaskani-erdogan39in-saglik-yatirimi-kars39ta-yukseliyor-500-yatakli-bolge-hastanesi-gun-sayiyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/cumhurbaskani-erdogan-in-saglik-yatirimi-kars-ta-yukseliyor-500-yatakli-bolge-hastanesi-gun-sayiyor/840874/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mersin'de diş tedavisinde yapay zeka ve sanal gerçeklik dönemi]]></title>
			<description><![CDATA[Mersin Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi, yapay zeka destekli 3 boyutlu tomografi, sanal gerçeklik simülatörü ve yenilenen laboratuvarlarıyla teknolojik altyapısını güçlendirdi. Yaklaşık 80 bin hastaya hizmet verilen hastanede bugüne kadar 2 bin 300 cerrahi operasyon gerçekleştirildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Mersin Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi, yapay zeka destekli 3 boyutlu tomografi, sanal gerçeklik simülatörü ve yenilenen laboratuvarlarıyla teknolojik altyapısını güçlendirdi. Yaklaşık 80 bin hastaya hizmet verilen hastanede bugüne kadar 2 bin 300 cerrahi operasyon gerçekleştirildi.Mersin Üniversitesi (MEÜ) Diş Hekimliği Hastanesi, yeni laboratuvarları ve son teknoloji cihazlarıyla sağlık hizmetleri ile diş hekimliği eğitimindeki imkanlarını geliştirdi. 15 bin metrekare kapalı alanda 160 son teknoloji ünite ve 110 kişilik akademik kadroyla hizmet veren hastanede bugüne kadar yaklaşık 80 bin hastaya hizmet sunulurken, 2 bin 300 cerrahi operasyon gerçekleştirildi. MEÜ Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, yapay zeka destekli 3 boyutlu tomografiden sanal gerçeklik simülatörüne kadar hastaneye kazandırılan yeni teknolojiler hakkında bilgi verdi."80 bine yakın hastamıza hizmet verdik"MEÜ Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, Diş Hekimliği Hastanesinin fiziki ve akademik kapasitesine ilişkin bilgi vererek, "Diş Hekimliği Hastanemiz 15 bin metrekarelik kapalı alanı, 160 adet son teknoloji ünitesi ve 110 kişilik güçlü bir akademik kadroyla hizmet veriyor. Hastanemizde bugüne kadar 80 bine yakın hastamıza şifa dağıtırken, 2 bin 300 cerrahi operasyon gerçekleştirerek vatandaşlarımızın sağlıklı gülüşlerine vesile olduk. Tabii bu başarı tesadüf değil. Arkasında muazzam bir teknolojik altyapı ve vizyon var" dedi."Yapay zeka destekli bir teşhis üssü"Radyoloji birimine 3 Boyutlu Dental Volümetrik Tomografi cihazı kazandırdıklarını belirten Yaşar, "Bu sadece bir röntgen cihazı değil, yapay zeka destekli bir teşhis üssü. Bu sistem sayesinde kemik yapısını, sinirleri ve hastalıklı dokuları mikron düzeyinde, üç boyutlu olarak görüntülüyoruz. Yapay zeka algoritmaları saniyeler içinde analiz yapıyor ve hekimimizin hata payını sıfıra indiriyor. Ultra düşük doz çekim protokolleri ile hastalarımız daha az radyasyona maruz kalıyor" diye konuştu."Sanal gerçeklikle risksiz cerrahi pratik yapıyorlar"Hastaneye Haptik Geri Bildirimli VR Simülatörü de kazandırıldığını ifade eden Yaşar, "Öğrencilerimiz ve asistanlarımız sanal gerçeklik gözlüklerini takıp, sanki gerçek bir hastanın kemiğine dokunuyormuş gibi o doku direncini birebir hissederek risksiz cerrahi ameliyat pratikleri yapıyorlar. Öğrencilerimizin hastayla karşılaşmadan önce klinik pratiklerini geliştirdikleri Preklinik Laboratuvarımızı da baştan aşağı yeniledik. Birebir insan anatomisine uygun yapay hasta başlarının bulunduğu bu laboratuvarda, hocamızın yaptığı mikroskobik bir müdahale bile anında her öğrencinin önündeki dijital ekrana yansıyor" şeklinde konuştu."Hastalar tedavi sürecini ekrandan izleyebiliyor"Kliniklerde kullanılan yeni sistemlere de değinen Yaşar, "Kliniklerimizde enfeksiyon riskini tamamen ortadan kaldıran otomasyon sistemleri ve tedavi koltuklarına entegre dijital ekranlarımız var. Hasta koltuğa oturduğunda kendi tedavi sürecini ağız içi kameralarla ekranından izleyebiliyor. Yapay zeka destekli teşhisten, sanal gerçeklikle cerrahi eğitime kadar dünya standartlarında teknolojiyi Mersin ve bölge halkımızın hizmetine sunmuş durumdayız" diyerek sözlerini tamamladı.İHA]]></content:encoded>
		    <image>https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/mersin39de-dis-tedavisinde-yapay-zeka-ve-sanal-gerceklik-donemi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/mersin39de-dis-tedavisinde-yapay-zeka-ve-sanal-gerceklik-donemi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/mersin39de-dis-tedavisinde-yapay-zeka-ve-sanal-gerceklik-donemi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.nethaber.com.tr/eski/images/haberler/2026/09/mersin39de-dis-tedavisinde-yapay-zeka-ve-sanal-gerceklik-donemi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.nethaber.com.tr/eski/mersin-de-dis-tedavisinde-yapay-zeka-ve-sanal-gerceklik-donemi/840871/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>