İhlas Haber Ajansı (İHA) finans servisinin derlediği verilere göre, AXA Climate ve AXA Türkiye ekipleri tarafından hazırlanan AXA Türkiye İklim Raporu 2026 kamuoyuyla paylaşıldı. 7 küresel iklim modelinin projeksiyonları ve yerel verilerin kullanıldığı çalışmada, iklim değişikliğinin Türkiye'de önümüzdeki 25 yılda su kaynakları, tarım, şehirler ve kritik altyapılarda oluşturabileceği riskler ele alındı.

2050 Yılına Kadar Su Kıtlığı Tehlikesi

Rapora göre, 2050 yılına kadar Türkiye nüfusunun yaklaşık dörtte üçüne denk gelen 65 milyon kişinin yüksek veya çok yüksek düzeyde su stresiyle karşılaşma riski bulunuyor. Ülke topraklarının yaklaşık yüzde 66'sı ise önemli düzeyde su kıtlığı tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Su kaynaklarındaki bu değişimin şehirlerin su ihtiyacından tarımsal üretime kadar birçok alanı doğrudan etkilemesi bekleniyor.

Sıcaklık Artışları ve Bölgesel Riskler

Ülke genelinde ortalama sıcaklıklar yaklaşık 4 dereceye yükselebilirken, Türkiye'nin dörtte biri her yıl sıcaklığın 40 dereceyi aştığı en az beş gün yaşayabilir. Bu durumun yaklaşık 23 milyon kişiyi ısı stresinden etkileyeceği, bu nüfusun yaklaşık 11 milyonunun ise büyük şehirlerde yaşayacağı öngörülüyor. Ayrıca 2050'ye kadar yaklaşık 10 milyon kişinin orman yangını, 14 milyon kişinin heyelan ve 4,5 milyon kişinin sele yatkın bölgelerde yaşayabileceği vurgulanıyor.

Tarımda Su Yönetiminin Kritik Önemi

Türkiye'nin meyve ve sert kabuklu meyve ihracatıyla küresel gıda piyasalarında önemli bir rol oynadığı belirtilirken, 2050'ye kadar tarım bölgelerinin yarısından fazlasının çok yüksek düzeyde su stresi yaşayabileceği ifade ediliyor. Özellikle Güneydoğu Anadolu'da maksimum sıcaklıkların 50 santigrat dereceye yaklaşabileceği ve tarımsal üretim için yeni zorluklar oluşturabileceği kaydedildi.

Uzman Görüşü / Editör Yorumu

AXA Türkiye CEO'su Yavuz Ölken, raporun Türkiye'nin karşı karşıya kalabileceği iklim risklerini görünür kıldığını belirtti. İklim değişikliğinin artık geleceğin bir senaryosu olmadığını vurgulayan Ölken, riskleri anlamanın ve sigortacılık perspektifiyle erken öngörüler geliştirmenin büyük önem taşıdığını ifade etti.