İhlas Haber Ajansı (İHA) Erzurum muhabirlerinin sahadan aktardığı bilgilere göre, 20 yıla yakın zamandır ebru sanatı ile ilgilenen ve binlerce eser üreten sanatçı Mehmet Kotan, Erzuruma özgü değerleri sanatıyla harmanlamak için çalışma başlattı. İş yerinin bir bölümünü atölyeye dönüştüren Kotan, ilk aşamada Oltu taşı tozunu boyaya dönüştürerek eserlerinde kullandı, ardından Karayazı lalesi figürünü sürece dahil etti.

Oltu Taşından Boya Elde Edildi

Takı, süs eşyası ve tespih yapımında yaygın olarak kullanılan Oltu taşının artık tozunu çeşitli kimyasal ve fiziksel işlemlerden geçirip boya haline getirdiğini belirten Mehmet Kotan, aslen Oltulu olduğunu hatırlattı. Ebru sanatının UNESCO somut olmayan kültürel miras listesinde yer aldığını vurgulayan Kotan, Erzurumda yaşayan bir sanatçı olarak şehrin değerleriyle üretim yapmanın önemine dikkat çekti.

Kahverengi Tonları Ortaya Çıktı

Genellikle siyah rengiyle bilinen Oltu taşının, ebru teknesine düşüp kağıda aktarıldığında kahverengi tonlarını da gösterdiğini ifade eden Kotan, yoğunluk arttıkça bu tonların belirginleştiğini kaydetti. İlk olarak el taşıyla mermer üzerinde ezilen Oltu taşı tozunun boya haline getirildiğini dile getiren sanatçı, daha sonra Erzurumun endemik bitki örtüsünde yer alan Karayazı lalesini çalışmaya başladığını aktardı.

Farklı Şehirlerdeki Sanatçılar Da Kullanıyor

Erzurumun 1000 ile 3000 rakım arasında yetişen tek endemik çiçeği olan Karayazı lalesini köklü sanatın içine taşıdıklarını belirten Kotan, Oltu taşı tozunun diğer ustalar tarafından da denenmeye başlandığını ifade etti. Aksesuar yapımı sırasında ortaya çıkan atık tozların mermerler arasında ezilerek hazırlandığını söyleyen Kotan, Çorludaki Atilla Can ve Bursadaki Bekir Özüç gibi sanatçı arkadaşlarına da malzeme gönderdiğini ve bu yeni malzemenin ebru sanatına kazandırıldığını sözlerine ekledi.

Uzman Görüşü / Editöryel Değerlendirme

Geleneksel Türk İslam sanatları arasında yer alan ebru, su yüzeyine serpilen özel boyaların kağıda aktarılmasıyla icra edilen kökleri yüzyıllara dayanan bir el sanatıdır. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesinde bulunan bu sanat dalında kullanılan malzemelerin yerel unsurlarla zenginleştirilmesi, kültürel aktarımın sürdürülebilirliği açısından önem taşımaktadır.