İhlas Haber Ajansı (İHA) finans servisinin derlediği verilere göre, Koç Holding’in Küresel İş Ortağı olduğu 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP31) Ford Otosan, otomotiv sanayisinin dönüşümüne yönelik iki panele ev sahipliği yaparak sektörün geleceğine ilişkin uluslararası görüş alışverişine katkı sunacak.

Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31), iklim değişikliğiyle mücadelede küresel iş birliğini güçlendirmek amacıyla dünyanın dört bir yanından temsilcileri bir araya getirecek.

Gelecek Şimdi Stratejisi

Şirket, Türkiye ve Romanya’daki üretim tesisleri, Ar-Ge ve mühendislik yetkinlikleriyle Avrupa otomotiv sanayisinin önemli üretim merkezlerinden biri olarak Gelecek Şimdi sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Üretim süreçlerinde enerji ve su verimliliğini artıran uygulamalar geliştiren şirket, tedarikçileriyle birlikte değer zincirindeki karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik çalışmalar yürütüyor.

Güven Özyurt'un Açıklamaları

Ford Otosan Genel Müdürü Güven Özyurt, COP31’e katılımlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, otomotiv sanayisinin dönüşümünün tüm değer zincirinin birlikte hareket etmesini gerektirdiğini vurgulayarak, üretim süreçlerinde kaynak verimliliğini artırırken tedarikçilerin dönüşümünü de desteklediklerini ifade etti.

Panellerde Ele Alınacak Konular

Şirket, COP31 kapsamında 16 Kasım’da Yeşil Alan’daki Koç Topluluğu Pavyonu’nda gerçekleştirilecek iki panelde otomotiv sanayisinin sürdürülebilir dönüşümünü farklı boyutlarıyla gündeme taşıyacak. İlk panelde karbon emisyonlarının azaltılması ele alınırken, ikinci panelde elektrifikasyonun sektöre etkileri masaya yatırılacak.

Uzman Görüşü / Editöryel Değerlendirme

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı, dünya genelinde karbon salınımının azaltılması ve sanayi süreçlerinin yeşil dönüşüme uyarlanması açısından stratejik bir platform niteliği taşımaktadır. Otomotiv sektörü, küresel emisyon payı ve geniş tedarik zinciri ağı nedeniyle iklim politikalarının merkezinde yer almaktadır.