İhlas Haber Ajansı (İHA) finans servisinin derlediği verilere göre, Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden biri olan Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi (OSB), çevre dostu ve dünya ölçeğinde dev bir yatırımı hayata geçirmeye hazırlanıyor. Nihai kapasitesi günlük 250 bin metreküp olarak planlanan Evsel ve Endüstriyel Atıksu Arıtma Tesisi Projesi ile atık suların çevreye verdiği zararın önlenmesi ve doğal kaynakların korunması hedefleniyor.

İhale Tarihi 30 Ekim Olarak Duyuruldu

Dünyanın en büyük ikinci endüstriyel kapasiteli arıtma tesislerinden biri olarak tasarlanan projenin ilk etabının yapım ihalesi 30 Ekim 2026 tarihinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nezdinde gerçekleştirilecek. Gaziantep OSB Başkanı Cengiz Şimşek, ilk etap kapasitesinin günlük 125 bin metreküp atıksuyu arıtma kapasitesine sahip olacağını belirtti. Şimşek, gelişmiş ileri arıtma teknolojileriyle donatılacak tesisin suyun geri kazanılarak sanayide yeniden kullanılmasını sağlayacağını ifade etti.

Günlük 40 Bin Metreküp Su Geri Kazanılacak

Tesiste gelişmiş fiziksel, kimyasal ve biyolojik arıtma proseslerinin yanı sıra ozonlama ve ileri filtrasyon teknolojilerinin kullanılacağını vurgulayan Başkan Şimşek, günlük 40 bin metreküp arıtılmış suyun yeniden üretime kazandırılacağını kaydetti. Bu hamle sayesinde doğal su kaynaklarına olan ihtiyacın azaltılması ve sanayinin su arz güvenliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Proje, üretimde kaynak verimliliğini artırarak sanayicilerin su maliyetlerinin uzun vadede düşmesine de katkı sunacak.

Çevre Uyumu ve Bölgesel Su Koruma

Sürdürülebilir üretim ve döngüsel ekonomi hedefleri doğrultusunda yürütülen yatırım, Nizip Çayı-Samözü Deresi-Hancağız Barajı Su Kalitesinin İyileştirilmesi Eylem Planı ile uyumlu şekilde ilerleyecek. Çalışmalar neticesinde Samözü Deresi üzerindeki kirlilik yükünün azaltılması ve bölgedeki su ekosistemlerinin korunması sağlanacak.

Uzman Görüşü / Editör Yorumu

Organize sanayi bölgelerinde hayata geçirilen büyük ölçekli arıtma ve su geri kazanım tesisleri, endüstriyel üretim ile çevre koruma dengesini gözeten stratejik yatırımlar arasında yer alır. Bu tür projeler, küresel ölçekte artan su kıtlığı riskine karşı sanayinin suya erişim güvenliğini güvence altına alırken, yeşil mutabakat süreçlerine uyum sağlanmasında kritik bir rol oynamaktadır.