Gaziantep in Oğuzeli ilçesinde yaşayan 54 yaşındaki Mustafa Ayaslan, babasından devraldığı un değirmeninde 47 yıldır mesleğini sürdürüyor. Henüz 7 yaşındayken babasının yanında adım attığı değirmencilikte yıllar içinde tüm aşamalara hakim olan Ayaslan, günümüzde gelişen teknolojiye ve fabrikalara karşı ayakta kalmaya çalışıyor.

Teknolojiye Direnen Tarihi Değirmen

Teknolojinin yaygınlaşmasına rağmen geleneksel yöntemleri bırakmayan Ayaslan, vatandaşların getirdiği buğdayları öğüterek kepekli una dönüştürüyor ve hayvan yemi hazırlıyor. Tarihi nitelikteki 1960 li yıllardan kalma bu değirmen, dedesinden babasına ve sonrasında kendisine miras kaldı.

Mesleği Devam Ettirecek Kimse Yok

Ağır çalışma koşulları ve gençlerin ilgi göstermemesi nedeniyle mesleğin son temsilcilerinden biri olduğunu ifade eden Mustafa Ayaslan, zanaatın geleceği hakkında kaygılı. Fabrikaların artması ve işin yorucu olması sebebiyle çocuklarının veya başka birinin bu işi devralmayacağını vurgulayan Ayaslan, köylerden getirilen buğdayları kilo başına ücret alarak işlemeye devam ediyor.

EDİTÖR NOTU

Geleneksel değirmencilik, sanayi tipi un fabrikalarının yaygınlaşması ve kırsaldan kente göçün artmasıyla birlikte Türkiye genelinde yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutan zanaatlar arasında yer alıyor. Küçük ölçekli bu işletmeler, özellikle organik ve kepekli un tercih eden sınırlı sayıda yerel tüketiciye hizmet vermeyi sürdürüyor.