İhlas Haber Ajansı (İHA) Kahramanmaraş muhabirlerinin sahadan aktardığı bilgilere göre, kentin köklü el sanatları arasında bulunan bakırcılık, ustaların özverili çalışmalarıyla ayakta kalmaya devam ediyor. Çocuk yaşta adım attığı sektörde yıllar içinde ustalaşan 52 yaşındaki Orhan Kavasoğlu, fabrikasyon üretime rağmen geleneksel tekniklerle bakır kazan üretimi yapıyor.

Yarım asra yaklaşan meslek hayatı boyunca beş çocuğunu bu zanaatten elde ettiği gelirle okutan Kavasoğlu, günümüzde en büyük sıkıntının çırak eksikliği olduğunu dile getirdi. Ürettiği el emeği kazanların Türkiye genelinde gıda sektöründe faaliyet gösteren işletmeler tarafından tercih edildiğini belirten usta; lokum, helva, pekmez, şekerleme ve dondurma yapımında kullanılan bu ürünlerin hazırlık sürecinin ciddi bir sabır gerektirdiğini ifade etti.

Binlerce Çekiç Darbesiyle Üretiliyor

Bakır işleme sürecinin büyük bir fiziksel emek gerektirdiğini vurgulayan Kavasoğlu, tek bir kazanın tamamlanmasının iki ila üç gün sürdüğünü kaydetti. Vurulan çekiç darbelerinin sayısını takip etmenin imkansız olduğunu belirten Kavasoğlu, eskiye kıyasla askeri birlikler ve cezaevleri için yapılan siparişlerin yerini zamanla paslanmaz çelik ürünlerin aldığını aktardı.

Genç kuşakların geleneksel el sanatlarına yeterli ilgiyi göstermemesinden duyduğu üzüntüyü paylaşan zanaatkar, mesleğin unutulma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Kavasoğlu, güçleri yettiği sürece bu kültürel mirası geleceğe taşımak için çalışmayı sürdüreceklerini kaydetti.

Helal Kazancın Önemi

Artan ham madde maliyetlerine ve işçilik zorluklarına değinen deneyimli usta, bakırın kilogram fiyatının yaklaşık 870 lira seviyesinde bulunduğunu, bu maliyete emeğin de katıldığını belirtti. Alın teriyle kazandığı rızkın kendisi için her şeyden önce geldiğini vurgulayan Kavasoğlu, beş çocuğunu üniversitede okutarak meslek sahibi yaptığını ve helal kazancın bereketine inandığını sözlerine ekledi.

Uzman Görüşü / Editöryel Değerlendirme

Geleneksel el sanatları, yerel kültürel mirasın korunmasında ve aktarılmasında kritik bir rol oynamaktadır. Kahramanmaraş gibi zengin bir zanaat geçmişine sahip bölgelerde, çırak yetişmemesi ve sanayi tipi üretimin yaygınlaşması bu tür kadim mesleklerin sürdürülebilirliğini tehdit eden başlıca unsurlar arasında yer almaktadır.