İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirlerinin edindiği son dakika bilgilerine göre, Sigorta Haftası kapsamında 6 Ekim’de Quick Tower’da ‘OVP’nin Dayanıklılık Vizyonu: Riskten Dirençliliğe Kentsel Dönüşüm ve Sigorta’ paneli düzenlendi. Etkinlikte, Türkiye’nin kentsel dönüşüm ihtiyacı finansman, şehir planlama, sigorta ve risk yönetimi başlıkları altında masaya yatırıldı.

Deprem Hasarlarında Düşük Sigorta Oranı

Panele katılan Türkiye Sigorta Birliği Başkanı ve Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, 6 Şubat depremlerinde ortaya çıkan ekonomik hasarın yalnızca yaklaşık yüzde 6’sının sigortalı olduğuna dikkat çekti. Yaşar, koruma açığının azaltılması gerektiğini vurgularken, Bina Tamamlama Sigortası’nın hak sahiplerini korumanın yanı sıra doğru müteahhit ve sürdürülebilir proje seçiminde kritik bir rol üstlenebileceğini belirtti.

Bütüncül Finansman ve Yeni Kurum Önerileri

Panelde öne çıkan ortak başlıklardan biri de kentsel dönüşümün yalnızca finansman sağlayarak çözülemeyeceği gerçeği oldu. Kentsel Dönüşüm Uzmanı Mimar Nihat Şen, dönüşümün insan, mülkiyet, hukuk, finansman, mimarlık, şehir planlama ve kamu yönetimini aynı hedefte buluşturan bütüncül bir süreç olması gerektiğini kaydetti. Parsel bazında bina yenilemenin yetersiz kaldığını dile getiren Şen, vatandaş mağduriyetini önlemek için acilen Kentsel Dönüşüm Arabuluculuğu sisteminin kurulması, Afet ve Şehircilik Bakanlığı ile Kentsel Dönüşüm Finansman Bankası gibi özel kurumların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Ekonomik Faaliyetlerde Sürdürülebilirlik Vurgusu

Orta Vadeli Program’ın ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın güçlendirilmesine yaptığı vurguya değinen Ahmet Yaşar, coğrafyanın ve nüfusun büyük bölümünün deprem riski altında olduğunu hatırlattı. Yaşar, “Depremin, dirençli şehirlerin sigortası kentsel dönüşümse, kentsel dönüşümün sigortası da Bina Tamamlama Sigortasıdır” değerlendirmesinde bulunarak COP31 sürecinde de Türkiye Sigorta Birliği olarak sektörü temsil edeceklerini kaydetti.

Uzman Görüşü / Editör Yorumu

Sigorta sektörü, büyük altyapı yatırımlarından konut üretimine kadar ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliğinde temel bir güvence mekanizması konumundadır. Türkiye'de deprem ve iklim kaynaklı risklerin yönetimi, bütüncül bir ekonomi ve toplum politikası olarak ele alınmaktadır.