İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirlerinin edindiği son dakika bilgilerine göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, gazeteci Pavel Zarubin’in sorularını yanıtlayarak dış politika, Ukrayna savaşı ve uluslararası ilişkilere dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin toprak kaybını kabul etmeye hazır olduğuna yönelik açıklamalarına değinen Putin, "Her şeyden önce, bu konudaki tutumum şu: Burası onların toprağı değil. Burası tarihi olarak Rusya’nın topraklarıdır" dedi. Donbass halkının önce bağımsızlık, ardından Rusya ile yeniden birleşme için oy kullandığını vurgulayan Putin, bu aşamada herhangi bir toprak kaybından söz etmenin anlamsız olduğunu kaydetti.

Tek Halk ve Müzakere Vurgusu

Ruslar ve Ukraynalıların sadece yakın değil, genetik olarak tek bir halk olduğunun altını çizen Putin, farklı görüşlerin olabileceğini ancak her şeyin müzakere edilebileceğini belirtti. Avrupa ile ilgili iddialara da yanıt veren Rus lider, Avrupa halklarının Rusya ile çatışmak istemediğini savunarak, "Avrupa ile herhangi bir savaş istemiyoruz ve buna hazırlanmıyoruz" ifadelerini kullandı.

Ukrayna ordusundaki duruma da değinen Putin, vatandaşların zorla askere alındığını ve orduda ciddi bir motivasyon kaybı yaşandığını iddia etti. Resmi ve adli verilere dayanarak Ukrayna ordusundan yüz binlerce askerin firar ettiğini öne sürdü.

ABD ile Temaslar ve Barış Mesajı

ABD’li müzakereci Steve Witkoff ile gerçekleştirdiği üç saatlik görüşmeye değinen Putin, kalıcı bir barış anlaşması sağlanması ve güvenlik garantilerinin görüşülmesi amacıyla temasları yeniden başlatmaya hazır olduklarını dile getirdi. Putin, özel askeri operasyonun tüm hedeflerine kararlılıkla ulaşacaklarını sözlerine ekledi.

Uzman Görüşü / Editöryel Değerlendirme

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna meselesine ve Batı ile ilişkilere yönelik bu açıklamaları, Moskova’nın sahadaki askeri hedeflerinden ve müzakere masasındaki temel pozisyonundan taviz vermeyeceğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, tarafların güvenlik mimarisi ve toprak statüko konusundaki derin görüş ayrılıklarının kalıcı bir barış zeminini zorlaştırdığına dikkat çekiyor.