<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:image="http://purl.org/rss/1.0/modules/image/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>NET HABER - Haberler, Son Dakika, Haber ve Sondakika, Güncel Haberler - Tüm Haberler</title>
    <description>Nethaber.com.tr – Türkiye ve dünyadan en güncel son dakika haberleri, canlı manşetler ve derinlemesine analizlerle güvenilir, hızlı ve kapsamlı haberler sunar.</description>
    <link>https://www.nethaber.com.tr</link>
    <atom:link href="https://www.nethaber.com.tr/rss_google.php" rel="self" type="application/rss+xml" />    
<item>
		   <title>Bursa terminalinde yolcu ile şoför kavgası</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/bursa-terminalinde-yolcu-ile-sofor-kavgasi/1700258/</guid>
		   <description>Bursa Şehirlerarası Otobüs Terminali&amp;#39;nde yolcu ile otobüs şoförü arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Bursa Şehirlerarası Otobüs Terminali&amp;#39;nde yolcu ile otobüs şoförü arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü.
İddiaya göre, terminalde henüz bilinmeyen bir nedenle yolcu ile otobüs şoförü arasında sözlü tartışma başladı. Kısa sürede büyüyen tartışma, tarafların birbirine saldırmasıyla kavgaya dönüştü. Çevrede bulunan vatandaşlar kavgaya müdahale ederek tarafları ayırırken, yaşanan arbede cep telefonu kamerasına yansıdı.
Olayla ilgili inceleme başlatıldığı öğrenildi.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:29:38 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Sütlacıyla meşhur Hamsiköy&amp;#39;ün ismi yıllar içinde değişime uğramış</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/sutlaciyla-meshur-hamsikoy-un-ismi-yillar-icinde-degisime-ugramis/1700257/</guid>
		   <description>Trabzon&amp;#39;un Maçka ilçesine bağlı meşhur sütlacıyla ün yapmış Hamsiköy&amp;#39;ün isim hikayesi dikkat çekiyor. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Trabzon&amp;#39;un Maçka ilçesine bağlı meşhur sütlacıyla ün yapmış Hamsiköy&amp;#39;ün isim hikayesi dikkat çekiyor.
Hamsiköy&amp;#39;ün ismi, Rumlar döneminde Ciharlı, Osmanlı döneminde &amp;quot;Hamse&amp;quot; yaklaşık bir asırdır da Hamsiköy olarak anılırken mahalle sakinleri bugünkü ismiyle anılmaya devam etmesinin en uygun seçenek olduğu söylüyor.
Mahalle sakinleri, büyüklerinin aktardığına göre, &amp;quot;Hamse&amp;quot; kelimesi Arapça&amp;#39;da &amp;quot;beş&amp;quot; anlamına geldiğini ancak telaffuz farklılıkları ve dilde yaşanan değişimler etkisiyle bu isim zamanla &amp;quot;Hamsiköy&amp;quot; şeklini aldığını belirtirken mahallenin adı, günümüzde bilinen hâline kavuştuğunu söylüyor.
Bölgenin tarihine dair detaylı bilgiye ulaşmanın zor olduğu, özellikle çevre köyler dışında bu geçmişi bilen kişi sayısının oldukça sınırlı olduğu ifade eden çevre sakinleri buna rağmen, yaklaşık bir asırdır kullanılan &amp;quot;Hamsiköy&amp;quot; ismi, hem halk arasında hem de genel kullanımda yerleşmiş olduğunu belirtiyor.
Mahalle sakinleri mevcut ismin korunmasından yana olduklarını belirtirken. Trabzon ile özdeşleşen &amp;quot;hamsi&amp;quot; kültürünün çağrışımı, bölgenin meşhur sütlacıyla birlikte anılması ve uzun yıllardır bu isimle tanınması, &amp;quot;Hamsiköy&amp;quot; adının benimsenmesini güçlendirdiğini kaydettiler.
Çevre sakinlerinden 73 yaşındaki Avni Arslan mahallenin ilk isminin Rumlar döneminde Ciharlı olduğunu kaydederek&amp;quot; Hamseden gelme, beş mahalleden ibarettir. Çok eskiden böyle bir durum yoktu. Burasının asıl adı Ciharlı&amp;#39;dır. Rumlardan kalma. Hamsiköy&amp;#39;ün ismi de Ciharlı&amp;#39;dır. Sonradan Hamsiköy kurulunca, beş mahalle buraya bağlı olduğu için Hamsiköy ismini almıştır. Günümüzde ise burası köy statüsünden çıkmış ve Hamsiköy Mahallesi olmuştur. Buradan geçen yol çok eski bir İpek Yolu&amp;#39;dur. Karadeniz&amp;#39;i, Türkiye üzerinden Asya&amp;#39;ya ve İran&amp;#39;a bağlayan önemli bir güzergâhtır. Biz buranın Hamsiköy ismiyle anılmasını istiyoruz. Rumlardan sonra da sürekli Hamsiköy olarak anılmıştır. Yani yaklaşık yüz yıldır bu isim kullanılmaktadır. Beş mahalleden oluştuğu için Arapçada &amp;quot;hamse&amp;quot; beş anlamına gelir; ancak bunun isimle doğrudan bir ilgisi yoktur. Asıl adı Hamsiköy&amp;#39;dür. Sonradan hamsiden geldiği yönünde yorumlar yapılmış ve bu şekilde anılmaya devam etmiştir&amp;quot; dedi.
Çevre sakinlerinden 62 yaşındaki Nazmi Kayıkçı, mahallelerinin ismini Hamsiköy olarak anılmasından yana olduklarını belirterek &amp;quot;Burasının ilk ismi Ciharlı idi. Beş köyün birleşiminden oluştuğu için, Arapçada &amp;quot;beş&amp;quot; anlamına gelen &amp;quot;hamse&amp;quot; kelimesinden hareketle buraya Hamseköy deniliyordu. Biz ise Hamsiköy denmesinden yanayız; zaten her yerde Hamsiköy olarak biliniyor ve bu şekilde anılıyor. Burası, İpek Yolu&amp;#39;nun İran transit güzergâhı üzerindedir. Daha önce de İpek Yolu olarak kullanılıyor, develerle ulaşım sağlanıyordu&amp;quot; diye konuştu.
Eski isimleri bilen pek yok
Çevre sakinlerinden 35 yaşındaki İzzet Alkurt, mahallelerinin eski isimlerini bilen pek olmadığını ifade ederek, &amp;quot;Eskiden mahallemizin ismi Ciharlı diye adlandırılıyordu. Yani eski ismi Ciharlı olarak geçiyordu. Büyüklerimizden duyduğumuza göre Hamse Arapça&amp;#39;da beş demektir. Daha sonra halkımızın telaffuzundan olsun dil devriminden kaynaklı ismi Hamsiköy&amp;#39;e çevrildi. Bildiğim kadarıyla civar köyler hariç tarihçesini bilen yoktur. Biz Hamsiköy isminde yanayız. Çünkü Hamsiköy, hamsinin Trabzon&amp;#39;la özdeşleşmiş olması buraya yakışır olması bu isimle belli bir zamandan sonra tanınıyor olması sütlacının meşhurluğu derken ismi Hamsiköy olarak kalması en uygunudur bence. Yaklaşık bir asırdır bu isim kullanılmakta&amp;quot; dedi.
Çevre sakinlerinden 59 yaşındaki Olgun Yazar ise, &amp;quot;Köyümüz, eski İpek Yolu üzerinde yer almaktadır. Beş köyden ibarettir. Arapçada &amp;quot;hamse&amp;quot; beş anlamına gelir. Ancak halkımız &amp;quot;hamse&amp;quot; diyemeyip &amp;quot;hamsi&amp;quot; şeklinde ifade etmiş ve köyümüz ismini buradan almıştır&amp;quot; diye konuştu.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:26:43 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Şiddetin görünen yüzünün ardında aile, çevre ve yalnızlaşma var</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/siddetin-gorunen-yuzunun-ardinda-aile-cevre-ve-yalnizlasma-var/1700256/</guid>
		   <description>Kahramanmaraş ve Şanlıurfa&amp;#39;da yaşanan olaylar toplumda endişeyi artırırken, uzmanlar bu tür vakaların yalnızca ortaya çıktığı an üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Aile yapısından akran ilişkilerine, empati eksikliğinden kontrolsüz dijitalleşmeye kadar uzanan çok sayıda faktörün bu süreci etkilediğini belirten uzmanlar, fiziki güvenliğin önemli olduğunu ancak asıl meselenin psikolojik güvenliğin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa&amp;#39;da yaşanan olaylar toplumda endişeyi artırırken, uzmanlar bu tür vakaların yalnızca ortaya çıktığı an üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Aile yapısından akran ilişkilerine, empati eksikliğinden kontrolsüz dijitalleşmeye kadar uzanan çok sayıda faktörün bu süreci etkilediğini belirten uzmanlar, fiziki güvenliğin önemli olduğunu ancak asıl meselenin psikolojik güvenliğin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Çocukların karıştığı şiddet olayları son dönemde toplumun farklı kesimlerinde artan bir endişeye neden olurken, uzmanlar bu vakaların yalnızca ortaya çıktığı an üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmayacağı vurguluyor. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ali Ruhan Çelik , yaşanan tablonun çok daha derin bir arka plana sahip olduğunu belirterek, aile yapısından akran ilişkilerine, empati eksikliğinden kontrolsüz dijitalleşmeye kadar uzanan çok sayıda faktörün bu süreci beslediğini ifade etti. Çelik&amp;#39;e göre, olayların anlaşılabilmesi için sadece sonuçlara değil, bu sonuçlara götüren gelişimsel ve sosyal süreçlere de odaklanılması gerekiyor.
&amp;quot;20-21 yaşlara kadar dürtü kontrol mekanizması daha zayıftır&amp;quot;
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa&amp;#39;da yaşanan hadiselere ilişkin değerlendirmesinde çocuk ve ergen psikolojisinin önemine dikkat çeken Çelik, &amp;quot;Evvela suç işleyen birey ve suça sürüklenen çocuk meselesi var. Bu, hem hukuk sisteminin tartışma konusu hem de psikologların, nöropsikologların ve özellikle gelişim psikologlarının üzerinde durduğu bir konudur. Birey, 20-21 yaşlara kadar dürtü kontrol mekanizması bakımından daha zayıftır. İlk ergenlik dönemlerinde birey, yaptığı davranışların sonuçlarını öngöremeyebilir; dürtülerini kontrol etmekte daha zayıf kalabilir&amp;quot; diye konuştu.
&amp;quot;Ailedeki dengesiz tutum çocuğun davranışlarına da yansıyabiliyor&amp;quot;
Şiddet davranışlarının ortaya çıkmasında aile yapısının belirleyici etkenlerden biri olduğunu söyleyen Çelik, &amp;quot;Burada özellikle sosyal çevre, akran çevresi, dönemin iklimi, gelişimsel özellikler ve aile faktörü önemli. Özellikle aile, ebeveyn tutumlarında dengeli bir tutum sergilemezse; aşırı katı, aşırı disiplinli ya da tam tersine aşırı boş vermiş bir yaklaşımda bulunursa, bu durum bireyin, yani çocuğun dışarıya dönük davranışlarında da dengesizleşmeye sebep olabiliyor. Empati eksikliği olan, bağlanma problemleri yaşayan bir ailede yetişen çocuklarda karşı tarafa zarar verme, öfke davranışı ya da şiddet davranışında bulunma eşiği daha kolay aşılabiliyor diyebiliriz&amp;quot; ifadelerini kullandı.
&amp;quot;Kontrolsüz dijitalleşme sosyal grupları denetimsiz hale getirdi&amp;quot;
Geçmişte ergenlik dönemindeki arkadaşlıkların daha çok oyun ya da spor arkadaşlığı şeklinde kurulduğunu kaydeden Çelik, bugün ise dijital alanların çocuklar üzerindeki etkisinin daha güçlü hale geldiğini belirtti. Çelik, &amp;quot;Bugün maalesef kontrolsüz dijitalleşme, kontrolsüz sosyal medya kullanımı ve bunun yeterince denetlenememesi, sosyal grupları kontrol edilemez bir mekanizma içinde topladı. Bu durum da dürtüsünü kontrol edemeyen çocukların şiddet davranışlarına yönelmesinin önünü açabiliyor. Bütün bu faktörler birleştiğinde maalesef bugün yaşadığımız elim hadise karşımıza çıkıyor. Başta söylediğim gibi bu bir başlangıç, sebep değil; aslında bugün sonucu yaşıyoruz. Buraya getiren sebepleri iyi irdelemek gerekiyor&amp;quot; diye konuştu.
&amp;quot;Asıl mesele psikolojik güvenliği artırmak&amp;quot;
Fiziki güvenlik önlemlerinin önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmayacağını söyleyen Çelik, &amp;quot;Okul çevrelerinde veya çocuklarımızın, gençlerimizin bulunduğu bölgelerde fiziki güvenliği artırmak elbette önemli. Ama bana göre asıl mesele psikolojik güvenliği artırmak gerekiyor&amp;quot; dedi.
Yalnızlaşmanın giderek büyüyen bir sorun haline geldiğini ifade eden Çelik, &amp;quot;Günümüzde gençlerimiz ve yetişkin bireylerimiz yalnızlaşmanın pençesinde. Geniş aile kavramının kaybolduğu, çekirdek aile yapısının ve bireyselleşmenin öne çıktığı bir toplumda, özellikle dijitalleşmenin kontrolsüz biçimde artmasıyla birlikte bu yalnızlığın oluşturduğu boşluğu farklı unsurlar doldurabiliyor&amp;quot; ifadelerini kullandı.
&amp;quot;Okullarda daha sıkı takip ve ailelere yönelik bilinçlendirme şart&amp;quot;
Bu noktada hem devletin hem yerel yönetimlerin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Çelik, &amp;quot;Burada önemli olan mesele, bu yalnızlaşmayı doğru ele almak. Hem devlet bağlamında hem yerel yönetimler bağlamında uzman sayısını artırıp, okullarda bu tarz normal dışı davranışlar gösteren ergenlerimize ve çocuklarımıza daha sıkı takip uygulamak; aileleri bilinçlendirip çocukların duygusal ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmalar yapmak gerekiyor&amp;quot; dedi.
&amp;quot;Toplumun tamamı dolaylı travma yaşıyor&amp;quot;
Yaşanan olayların geniş çaplı psikolojik etki oluşturduğunu ifade eden Çelik, &amp;quot;Bugün yaşadığımız bu hadisede çok yüksek ihtimalle toplumun tamamı, özellikle olay çocuklar üzerinden cereyan ettiği için dolaylı bir travma yaşıyor. Şu anda eminim ki ülkemizin dört bir yanında, şehrimizde de olduğu gibi, çocuklarımız okula gitmekten imtina ediyor ya da aileler çocuklarını okullara göndermekte tereddüt ediyor. Bu, akut dönemde anlaşılabilir bir durumdur&amp;quot; diye konuştu.
&amp;quot;Rutini korumak ve eğitim faaliyetlerini sürdürmek gerekiyor&amp;quot;
Bu süreçte eğitim düzeninin mümkün olduğunca korunması gerektiğini dile getiren Çelik, &amp;quot;Burada hem eğitimcilere hem de bürokratlara düşen mesele; rutini olabildiğince devam ettirebilmek, eğitim faaliyetlerini aksatmadan sürdürmeye çalışmak ve güvenlik yarasını olabildiğince kapatacak güvenli adımları atmaktır. Bu konuda toplumu, çocuklarımızı ve gençlerimizi ikna edebilmek gerekiyor. Bunun da yolu, ruh sağlığı uzmanı sayısını hem kamuda hem yerel yönetimlerde artırmak. Bu alanlara ayrılan bütçeleri yükseltmek ve yetişen uzmanların özellikle yalnızlaşma, bağ kurma, değerler ve insan ilişkileri noktasında topluma daha fazla katkı sunmasını sağlamaktır. Bu konuya ne kadar fazla kaynak, zaman ve insan gücü ayırırsak, bu elim hadiseleri yaşama ihtimalimiz de o kadar azalacaktır&amp;quot; şeklinde konuştu.
&amp;quot;Birçok okulda öğrenci başına düşen psikolojik danışman sayısı çok düşük&amp;quot;
Okullardaki rehberlik hizmetlerine de değinen Çelik, &amp;quot;Okullarda rehber öğretmenler var, psikolojik danışmanlar var. Ancak psikologların, rehber öğretmenlerin ve psikolojik danışmanların istihdamının artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü veriye dayalı konuşuyoruz. Birçok okulda öğrenci başına düşen psikolojik danışman, rehber öğretmen ya da psikolog sayısı çok düşük seviyelerde. Dolayısıyla ruh sağlığı gözleminde, özellikle davranış gözleminde normların dışında davranış sergileyen çocukları takip etmede öğretmenlerimiz ve hocalarımız yeterli zamanı ayıramayabiliyor. Bu nedenle kanun yapıcıların bu alana önem göstermesi, bütçeyi artırması ve ruh sağlığı uzmanı, psikolojik danışman, psikolog ya da rehber öğretmen sayısını artırması gerekiyor. Çocuklarımızı ve gençlerimizi bu tehlikeli, kontrolsüz dijitalleşmenin pençesinden kurtarmak; bunu önceden fark etmek ve önlem alabilmek için bu adımların gerekli olduğunu kesinlikle düşünüyoruz&amp;quot; dedi.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:25:58 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Adana&amp;#39;da tarımda 1588 projeye 248 milyon TL hibe sağlandı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/adana-da-tarimda-1588-projeye-248-milyon-tl-hibe-saglandi/1700255/</guid>
		   <description>Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, Adana genelinde kırsal kalkınma destekleri kapsamında bugüne kadar 1.588 projeye 248 milyon TL hibe sağlandığını ve bu yatırımlar sayesinde 2.632 kişiye istihdam oluşturulduğunu söyledi. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, Adana genelinde kırsal kalkınma destekleri kapsamında bugüne kadar 1.588 projeye 248 milyon TL hibe sağlandığını ve bu yatırımlar sayesinde 2.632 kişiye istihdam oluşturulduğunu söyledi.
Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, tarafından düzenlenen &amp;quot;Tarımsal İşletme ve Yatırım Kredileri&amp;quot; konulu bilgilendirme ve değerlendirme toplantısında tarımsal yatırımlara yönelik yeni destekler ve finansman imkanları kapsamlı şekilde ele alındı.
Toplantıda konuşan Bayazıt, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Kırsal Kalkınma Yatırım Programı kapsamında önemli değişikliklerin hayata geçirildiğini belirtti. Yeni dönemde hibe oranı üst limitinin yüzde 50&amp;#39;den yüzde 70&amp;#39;e çıkarıldığını ifade eden Bayazıt, hibeye esas proje tutarının ise 30 milyon TL&amp;#39;ye yükseltildiğini açıkladı.
Kadınlar ve genç çiftçilere yönelik pozitif ayrımcılığın sürdüğünü vurgulayan Bayazıt, bütçenin yüzde 20&amp;#39;sinin kadın ve gençlere, yüzde 30&amp;#39;unun ise aile işletmelerine ayrıldığını belirtti. Ayrıca başvurularda kadınlar, gençler, aile işletmeleri ve tarımsal örgütlerin öncelikli olarak değerlendirileceğini ifade etti. Dijital tarım, yapay zekâ ve otomasyon yatırımlarının da destek kapsamına alınmasıyla birlikte sektörün teknolojik dönüşümünün hızlanmasının hedeflendiği kaydedildi.
Tasarruflu sulama yatırımlarına yönelik desteklerin de artırıldığını belirten Bayazıt, bu alanda hibeye esas proje üst limitinin 10 milyon TL&amp;#39;ye çıkarıldığını ve hibe oranının yüzde 70&amp;#39;e kadar yükseltildiğini söyledi. Bu desteklerin yüzde 20&amp;#39;sinin kadın ve genç üreticilere ayrıldığı bilgisi paylaşıldı.
Adana&amp;#39;da yürütülen projeler hakkında da bilgi veren Bayazıt, 600 metre üzeri alanlarda uygulanan KDAK Projesi kapsamında Kozan Hayvan Pazarı ile Tufanbeyli Yöresel Ürünler Pazarı&amp;#39;nın hizmete kazandırıldığını ifade etti. Proje kapsamında 1.450 üreticiye doğrudan destek sağlanırken, altyapı ve bireysel hibelerle toplam 213 milyon TL kaynak aktarıldığı belirtildi.
Bayazıt, öte yandan Adana genelinde kırsal kalkınma destekleri kapsamında bugüne kadar 1.588 projeye 248 milyon TL hibe sağlandığını ve bu yatırımlar sayesinde 2.632 kişiye istihdam oluşturulduğunu açıkladı.
Bayazıt ayrıca, 2026 yılı çağrı takvimi kapsamında açıklanan IPARD III Programı ile yatırımcılara ve kırsal altyapı projelerine toplam 214 milyon avro bütçe ayrıldığını belirterek, bu desteklerin Adana tarımı açısından önemli fırsatlar sunduğunu vurguladı.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:24:40 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>5 buçuk milyon TL&amp;#39;lik vurgunun ardından emekli öğretmeni de dolandırmaya çalışan sahte başkomiserin &amp;#39;suç&amp;#39; oyununu polis bozdu</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/5-bucuk-milyon-tl-lik-vurgunun-ardindan-emekli-ogretmeni-de-dolandirmaya-calisan-sahte-baskomiserin-suc-oyununu-polis-bozdu/1700254/</guid>
		   <description>Hatay&amp;#39;da kendisini başkomiser olarak tanıtan dolandırıcının kimlik bilgilerinin suçta kullanıldığını söylemesine inanan emekli öğretmen, kendisine iletilen hesap numarasına gönderdiği 1 milyon 870 bin TL parasından olmaktan polis ekiplerinin hızlı müdahalesiyle kurtuldu. Emekli öğretmeni dolandırmaya çalışan ve daha önce İzmir&amp;#39;de yaşayan bir kadını 5 buçuk milyon TL dolandıran şahıs, polis ekipleri tarafından yakalandı. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Hatay&amp;#39;da kendisini başkomiser olarak tanıtan dolandırıcının kimlik bilgilerinin suçta kullanıldığını söylemesine inanan emekli öğretmen, kendisine iletilen hesap numarasına gönderdiği 1 milyon 870 bin TL parasından olmaktan polis ekiplerinin hızlı müdahalesiyle kurtuldu. Emekli öğretmeni dolandırmaya çalışan ve daha önce İzmir&amp;#39;de yaşayan bir kadını 5 buçuk milyon TL dolandıran şahıs, polis ekipleri tarafından yakalandı.
Antakya ilçesinde yaşayan 43 yıllık emekli öğretmeni arayan dolandırıcı kendini başkomiser olarak tanıttı. Kendisini arayan sahte başkomiserle diyaloğu sürdüren ve kimlik bilgilerinin suçta kullanıldığına inanan emekli öğretmen, Whatsap üzerinden gelen kendisine ait bilgilerin yer alığı farklı kişinin fotoğrafının bulunduğu kimlik görselini görünce şok yaşadı. Dolandırıcıların tuzağına düşen emekli öğretmen, kendisine iletilen hesap numarasına 1 milyon 870 bin TL para gönderdi. Dolandırıcı başkomisere para gönderen emekli öğretmen, para transferini tamamladığı esnada Hatay Emniyet Müdürlüğü ekipleri şahsa ulaşmayı başardı. Gerçek polislere inanmakta güçlük çeken emekli öğretmen, polis merkezine gittiğindeyse dolandırıcıların tuzağına düştüğünü anladı. Hatay Emniyet Müdürlüğü&amp;#39;ne bağlı Dolandırıcılık Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarıyla hesabına bloke konulan emekli öğretmenin yıllardır biriktirdiği ve dolandırıcılara gönderdiği 1 milyon 870 bin TL&amp;#39;nin transferi gerçekleşmedi. Dolandırıcılık Şube Müdürlüğü, ekiplerinin çalışmalarının ardından yakalanan sahte başkomiser sevk edildiği mahkemece tutuklandı. Ayrıca sahte başkomiserin aynı yöntemle İzmir&amp;#39;de yaşayan yaşlı bir kadını 5 milyon 500 bin TL dolandırdığı öğrenildi. Yaşadıklarını anlatan emekli öğretmen, vatandaşlarda uyarıda bulundu.
&amp;quot;Dolandırıcı polisin dediği hesaba 1 milyon 870 bin TL atmıştım ama hesabım bloke olduğu için para gönderilmedi&amp;quot;
Kendisini başkomiser olarak tanıtan dolandırıcının tuzağından polis ekipleri sayesinde kurtulan emekli öğretmen, &amp;quot;Kimlik bilgilerimi ele geçirildiğini ve kendisini başkomiser olduğunu söyleyen birinden telefon geldi. Kimliğimi bana whatsapp üzerinden gönderdiğinde kimlik bilgilerimin doğru ama fotoğrafın sahte olduğunu gördük. Bunu yapanın organize suç çetesi olduğunu ve bunun için yardım edeceklerini söylediler. Gerçek kimlik bilgilerimi görünce inandım. Fakat 155&amp;#39;i arayıp başkomiser olduğunu teyit etmek istedim. Beni bir numaraya yönlendirip olumlu cevap verdi. Olumlu cevap verince ben de polis olduğuna inandım. Dolandırıcı polis, sürekli telefonu açık tutturmaya çalışıyordu. Başka kimseyi aramamı istemiyordu. Biz suçluları enselemek üzeriyiz diye söylüyordu. Bir şekilde ikna edip şebekenin hesabına havale yaptırıp benim hesabımda hareketlerinden yakalayacaklarını söyledi. Ben dolandırıcı polisle görüşürken arkadan Hatay Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubeden polis memuru Kasım Bey, bana ulaşmaya çalışmış ama ben yabancı numara olunca açmadım. En sonunda Hatay İl Emniyet Müdürlüğünden gelen telefonu açtım. Gerçek polisler, sen hiçbir şey yapmadan şubeye gel dediler. Asayiş şubeye gelip olanları anlattım. Polisler zaten hesapları takipteymişler. Bankalarla konuşup hesabı bloke ettirdiler. Dolandırıcı polisin dediği hesaba 1 milyon 870 bin TL atmıştım ama bloke olduğu için para gönderilmedi. Hiçbir şekilde resmi olmayan telefon aramalarına cevap vermesinler. Normalde polisler arayıp söylemez. İçişleri Bakanlığı da mesajlar atıp uyarıyordu ama bu dolandırıcılar başka bir yol bulmuşlar. Dolandırıcılar cankurtaran rolüne bürünmüşler. Hatay&amp;#39;da Asayiş Şubedeki arkadaşlara teşekkür ederim. Ben emekli öğretmenim ve 43 yıl öğretmenlik yaptım. Toplumda çok bozuk insanlar var ve bunlara inanmayalım. En ufak olaylarda resmi kurumlara başvuralım&amp;quot; ifadelerini kullandı.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:24:25 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Sütlacıyla meşhur Hamsiköy&amp;#39;ün isim hikayesi yıllar içinde değişime uğramış</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/sutlaciyla-meshur-hamsikoy-un-isim-hikayesi-yillar-icinde-degisime-ugramis/1700253/</guid>
		   <description> Trabzon&amp;#39;un Maçka ilçesine bağlı meşhur sütlacıyla ün yapmış Hamsiköy&amp;#39;ün isim hikayesi dikkat çekiyor. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
 Trabzon&amp;#39;un Maçka ilçesine bağlı meşhur sütlacıyla ün yapmış Hamsiköy&amp;#39;ün isim hikayesi dikkat çekiyor.  Hamsiköy&amp;#39;ün ismi, Rumlar döneminde Ciharlı, Osmanlı döneminde &amp;quot;Hamse&amp;quot; yaklaşık bir asırdır da Hamsiköy olarak anılırken mahalle sakinleri bugünkü ismiyle anılmaya devam etmesinin en uygun seçenek olduğu söylüyor. Mahalle sakinleri, büyüklerinin aktardığına göre, &amp;quot;Hamse&amp;quot; kelimesi Arapça&amp;#39;da &amp;quot;beş&amp;quot; anlamına geldiğini ancak telaffuz farklılıkları ve dilde yaşanan değişimler etkisiyle bu isim zamanla &amp;quot;Hamsiköy&amp;quot; şeklini aldığını belirtirken mahallenin adı, günümüzde bilinen hâline kavuştuğunu söylüyor. Bölgenin tarihine dair detaylı bilgiye ulaşmanın zor olduğu, özellikle çevre köyler dışında bu geçmişi bilen kişi sayısının oldukça sınırlı olduğu ifade eden çevre sakinleri buna rağmen, yaklaşık bir asırdır kullanılan &amp;quot;Hamsiköy&amp;quot; ismi, hem halk arasında hem de genel kullanımda yerleşmiş olduğunu belirtiyor. Mahalle sakinleri mevcut ismin korunmasından yana olduklarını belirtirken. Trabzon ile özdeşleşen &amp;quot;hamsi&amp;quot; kültürünün çağrışımı, bölgenin meşhur sütlacıyla birlikte anılması ve uzun yıllardır bu isimle tanınması, &amp;quot;Hamsiköy&amp;quot; adının benimsenmesini güçlendirdiğini kaydettiler. Çevre sakinlerinden 73 yaşındaki Avni Arslan mahallenin ilk isminin Rumlar döneminde Ciharlı olduğunu kaydederek&amp;quot; Hamseden gelme, beş mahalleden ibarettir. Çok eskiden böyle bir durum yoktu. Burasının asıl adı Ciharlı&amp;#39;dır. Rumlardan kalma. Hamsiköy&amp;#39;ün ismi de Ciharlı&amp;#39;dır. Sonradan Hamsiköy kurulunca, beş mahalle buraya bağlı olduğu için Hamsiköy ismini almıştır. Günümüzde ise burası köy statüsünden çıkmış ve Hamsiköy Mahallesi olmuştur. Buradan geçen yol çok eski bir İpek Yolu&amp;#39;dur. Karadeniz&amp;#39;i, Türkiye üzerinden Asya&amp;#39;ya ve İran&amp;#39;a bağlayan önemli bir güzergâhtır. Biz buranın Hamsiköy ismiyle anılmasını istiyoruz. Rumlardan sonra da sürekli Hamsiköy olarak anılmıştır. Yani yaklaşık yüz yıldır bu isim kullanılmaktadır. Beş mahalleden oluştuğu için Arapçada &amp;quot;hamse&amp;quot; beş anlamına gelir; ancak bunun isimle doğrudan bir ilgisi yoktur. Asıl adı Hamsiköy&amp;#39;dür. Sonradan hamsiden geldiği yönünde yorumlar yapılmış ve bu şekilde anılmaya devam etmiştir&amp;quot; dedi. Çevre sakinlerinden 62 yaşındaki Nazmi Kayıkçı, mahallelerinin ismini Hamsiköy olarak anılmasından yana olduklarını belirterek &amp;quot;Burasının ilk ismi Ciharlı idi. Beş köyün birleşiminden oluştuğu için, Arapçada &amp;quot;beş&amp;quot; anlamına gelen &amp;quot;hamse&amp;quot; kelimesinden hareketle buraya Hamseköy deniliyordu. Biz ise Hamsiköy denmesinden yanayız; zaten her yerde Hamsiköy olarak biliniyor ve bu şekilde anılıyor. Burası, İpek Yolu&amp;#39;nun İran transit güzergâhı üzerindedir. Daha önce de İpek Yolu olarak kullanılıyor, develerle ulaşım sağlanıyordu&amp;quot; diye konuştu. Eski isimleri bilen pek yok Çevre sakinlerinden 35 yaşındaki İzzet Alkurt, mahallelerinin eski isimlerini bilen pek olmadığını ifade ederek, &amp;quot;Eskiden mahallemizin ismi Ciharlı diye adlandırılıyordu. Yani eski ismi Ciharlı olarak geçiyordu. Büyüklerimizden duyduğumuza göre Hamse Arapça&amp;#39;da beş demektir. Daha sonra halkımızın telaffuzundan olsun dil devriminden kaynaklı ismi Hamsiköy&amp;#39;e çevrildi. Bildiğim kadarıyla civar köyler hariç tarihçesini bilen yoktur. Biz Hamsiköy isminde yanayız. Çünkü Hamsiköy, hamsinin Trabzon&amp;#39;la özdeşleşmiş olması buraya yakışır olması bu isimle belli bir zamandan sonra tanınıyor olması sütlacının meşhurluğu derken ismi Hamsiköy olarak kalması en uygunudur bence. Yaklaşık bir asırdır bu isim kullanılmakta&amp;quot; dedi. Çevre sakinlerinden 59 yaşındaki Olgun Yazar ise, &amp;quot;Köyümüz, eski İpek Yolu üzerinde yer almaktadır. Beş köyden ibarettir. Arapçada &amp;quot;hamse&amp;quot; beş anlamına gelir. Ancak halkımız &amp;quot;hamse&amp;quot; diyemeyip &amp;quot;hamsi&amp;quot; şeklinde ifade etmiş ve köyümüz ismini buradan almıştır&amp;quot; diye konuştu.İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:22:26 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Şifa dağıtan kaldirik otu tezgahlardaki yerini aldı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/sifa-dagitan-kaldirik-otu-tezgahlardaki-yerini-aldi/1700252/</guid>
		   <description>DÜZCE (İHA) – Düzce&amp;#39;nin yüksek kesimleri ve dik yamaçlarında bahar aylarında kendiliğinden yetişen kaldirik otu, köylü pazarlarındaki tezgahlarda yerini aldı. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
DÜZCE (İHA) – Düzce&amp;#39;nin yüksek kesimleri ve dik yamaçlarında bahar aylarında kendiliğinden yetişen kaldirik otu, köylü pazarlarındaki tezgahlarda yerini aldı.
İçerdiği kalsiyum ve potasyum sayesinde birçok rahatsızlığa iyi geldiği bilinen kaldirik otu, Düzcelilerden yoğun ilgi görüyor. Sadece mart ayının başından mayıs ayının ortalarına kadar doğadan toplanabilen bu şifalı bitki; kavurma, turşu ve konserve yapılarak tüketiliyor.
Hamidiye Mahallesi&amp;#39;nde kurulan salı pazarında yaylalardan topladığı kaldirikleri satışa sunan pazarcı esnafı Şaban Ünlü, ürüne olan talebin satıcıları memnun ettiğini belirtti. Kaldirik otunun tamamen doğal yollarla, ilaçsız ve gübresiz yetiştiğini vurgulayan Ünlü, &amp;quot;Kaldirik otu ormanlarda çıkar ve doğaldır. Temizlenip, doğrandıktan sonra haşlanıyor. Haşladıktan sonra kimisi soğanla kavuruyor, kimisi pırasa ile kavuruyor. Bazıları da kavrulduktan sonra üzerine yumurta kırar. Konserve yapan var, turşu yapan var. Böbreklere ve idrar yollarına, aynı zamanda göğüs hastalıklarına iyi geldiği söyleniyor. Mart ayının başında çıkmaya başlar, mayıs ayının 15&amp;#39;ine kadar yüksek kesimlerde çıkmaya devam&amp;quot; dedi.
&amp;quot;Bir pazarda 1 tona kadar satılıyor&amp;quot;
Vatandaşların kaldirik otunu severek tükettiğini dile getiren Ünlü, &amp;quot;Talep çok iyi. Bir pazarda ortalama 500 kilogram ile 1 ton arasında kaldirik satıldığı söyleniyor. Bütün tezgahlarda mevcut. Benim günlük satışım 80 ile 100 kilogramı buluyor&amp;quot; ifadelerini kullandı.
Toplama sürecinin oldukça zahmetli olduğuna dikkat çeken Ünlü, kaldirik otunun kilogram fiyatının 80 ile 100 lira arasında değiştiğini ve verilen emeğe göre bu fiyatın oldukça uygun olduğunu sözlerine ekledi.
Faydaları saymakla bitmiyor
Halk arasında şifa kaynağı olarak bilinen kaldirik otunun faydaları ise saymakla bitmiyor. Kemik gelişimi ile kalp ve damar sağlığını destekleyen bitkinin, böbrekleri çalıştırdığı ve idrar yollarına iyi geldiği ifade ediliyor. Balgam söktürücü özelliğiyle öksürük ve boğaz ağrılarını kesen kaldirik otu; sinir sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olarak stres, uykusuzluk ve depresyon gibi sorunların hafifletilmesinde de rol oynuyor. Ayrıca tohumundan elde edilen yağın ciltteki sivilce lekeleri, çatlak ve selülit gibi sorunlara fayda sağladığı biliniyor.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:21:21 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Akaryakıt istasyonundan ücretsiz sıcak duş</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/akaryakit-istasyonundan-ucretsiz-sicak-dus/1700251/</guid>
		   <description>Amasya&amp;#39;da bir akaryakıt istasyonunda ücretsiz sıcak duş imkanı sunuluyor. Fiyat panosundaki &amp;#39;ücretsiz sıcak duş&amp;#39; yazısını gören şaşırıp kalıyor. 5 yıldır süren sıradışı uygulama en çok uzun yol şoförlerini sevindiriyor. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Amasya&amp;#39;da bir akaryakıt istasyonunda ücretsiz sıcak duş imkanı sunuluyor. Fiyat panosundaki &amp;#39;ücretsiz sıcak duş&amp;#39; yazısını gören şaşırıp kalıyor. 5 yıldır süren sıradışı uygulama en çok uzun yol şoförlerini sevindiriyor.
Amasya – Suluova karayolunda akaryakıt ürünlerinin fiyat tarifesinin yer aldığı pano sıradışı bir uygulamaya davetiye çıkarıyor. Gece, gündüz fark edilebilen &amp;#39;ücretsiz sıcak duş&amp;#39; yazısını gören şaşırıp kalıyor. Merak edenler istasyondaki 2 duş kabiniyle karşılaşıyor. Duş yapan sürücülere çay da ikram ediliyor.
&amp;quot;Dua etsinler yeter&amp;quot;
Uzun yollarda direksiyon sallayan tır ve kamyon şoförlerinin yaşadığı mağduriyeti gözlemlemesi sonrası 5 yıl önce başlattığı ücretsiz uygulamayı sürdürdüğünü belirten akaryakıt istasyonu sahibi Adnan Öksüz, &amp;quot;Şoför arkadaşlarımız günler boyunca duş alma imkanı bulamıyor. Uzun yollarda dinlenemiyor. Müşterimiz olsun, olmasın herkes sıcak duş alabilir. Şampuanı, havlusu da bizden. Dua etsinler yeter&amp;quot; dedi.
&amp;quot;Gelene, geçene tavsiye ediyorum&amp;quot;
Tabelasındaki yazıyı ilk gördüğünde şaşırdığı istasyona yolu düştükçe uğrayıp duş aldığını anlatan tır şoförü Mehmet Emin Karaköse, &amp;quot;Gelene, geçene tavsiye ediyorum. Geldiğimiz zaman bizlerde hijyenik ortamda duş alıp istirahat ettikten sonra yolumuza devam ediyoruz&amp;quot; diye konuştu.
&amp;quot;İnşallah örnek olur&amp;quot;
Duş kabinlerinin aktif şekilde kullanıldığına değinen Arif Davulcu da, &amp;quot;İnşallah örnek olur. Diğer alanlarda da böyle çalışmalar olur. Vatandaşlar mutlu. İşletmeyi tebrik ediyorum&amp;quot; şeklinde konuştu.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:20:52 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>İzmir&amp;#39;de kaza yapan araçta yangın çıktı, sürücü hayatını kaybetti</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/izmir-de-kaza-yapan-aracta-yangin-cikti-surucu-hayatini-kaybetti/1700250/</guid>
		   <description>İzmir&amp;#39;in Menderes ilçesinde beton bariyerlere çarptıktan sonra alev alan otomobilde mahsur kalan sürücü hayatını kaybetti. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
İzmir&amp;#39;in Menderes ilçesinde beton bariyerlere çarptıktan sonra alev alan otomobilde mahsur kalan sürücü hayatını kaybetti.
Kaza, dün saat 19.00 sıralarında O-31 İzmir-Aydın Otoyolu Havalimanı gişeleri girişinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Beyza Nur Pürmüs (25) idaresindeki 35 CPT 125 plakalı otomobil, gişelere yaklaştığı esnada kontrolden çıkarak beton bariyerlere çarptı. Çarpmanın şiddetiyle araçta yangın çıktı. Rüzgarın da etkisiyle alevler kısa sürede büyüyerek tüm otomobili sardı. Kaza esnasında otomobilin kapılarının kilitli konumda olması ve sürücünün emniyet kemerinin takılı bulunması müdahaleyi zorlaştırdı. Kapıların açılamaması sebebiyle alevlerin ortasında kalan Beyza Nur Pürmüs araçtan çıkarılamadı. İhbar üzerine bölgeye otoyol jandarması, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle araçtaki yangın söndürüldü. Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde genç sürücünün yangın sonucunda olay yerinde yaşamını yitirdiği belirlendi. Sürücünün cenazesi, incelemelerin ardından İzmir Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:14:40 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>ETÜ ortaklığında fotonik cihaz komponentlerine yönelik geliştirilen buluş faydalı model belgesi aldı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/etu-ortakliginda-fotonik-cihaz-komponentlerine-yonelik-gelistirilen-bulus-faydali-model-belgesi-aldi/1700249/</guid>
		   <description>Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) ortaklığında geliştirilen &amp;quot;Fotonik Cihaz veya Komponentler İçin Ölçüm İstasyonu&amp;quot; başlıklı buluş, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından faydalı model belgesi almaya hak kazandı. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/haberler/2026/04/etu-ortakliginda-fotonik-cihaz-komponentlerine-yonelik-gelistirilen-bulus-faydali-model-belgesi-aldi.jpg" />
Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) ortaklığında geliştirilen &amp;quot;Fotonik Cihaz veya Komponentler İçin Ölçüm İstasyonu&amp;quot; başlıklı buluş, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından faydalı model belgesi almaya hak kazandı.
Projenin ilk aşamalarında, ETÜ Kristal Girişimcilik Merkezi tarafından sağlanan destekle gelişim süreci başlatıldı. Daha sonra Atatürk Üniversitesi Teknokent bünyesinde kurulan firmanın çatısı altında sürdürülen çalışmalar sonucunda cihazın geliştirilme süreci tamamlandı. Çalışmalar ise ETÜ Fen Bilimleri Fakültesi Temel Bilimler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Songül Duman&amp;#39;ın koordinasyonunda yürütüldü.
Faydalı model sahipleri arasında ETÜ&amp;#39;nün yanı sıra Muhammed Canhakan Bodur ve Oğuzhan Akar yer alırken, buluşu gerçekleştiren ekipte Prof. Dr. Songül Duman&amp;#39;ın yanı sıra Muhammed Canhakan Bodur, Mehmet Salih Akıncı ve Oğuzhan Akar bulundu.
Prof. Dr. Duman, geliştirilen sistemin teknik özelliklerine ilişkin yaptığı değerlendirmede Sistemde üç eksende step motor kontrollü otonom hareket mekanizması, ince uçlu yaylı prob yapısı, entegre aydınlatma birimi ve ölçüm yönetimine imkân tanıyan kullanıcı arayüzü yer alıyor. Cihazın öne çıkan özelliği ise kamera tabanlı görüntü işleme altyapısı sayesinde probun ölçüm yapılacak hedef noktaya otonom ve hassas şekilde konumlandırılabilmesidir. Kullanıcı arayüzü üzerinden belirlenen merkez noktaları koordinat bilgisine dönüştürülerek probun ilgili ölçüm alanına otomatik olarak yönlendirilmesi sağlanabiliyor&amp;quot; ifadelerini kullandı.
Duman açıklamasının devamında, &amp;quot;Sistem tarafından elde edilen görüntüler, ölçüm doğruluğunu etkileyebilecek perspektif kaynaklı sapmaları gidermek amacıyla yazılım ortamında işlenerek geometrik düzeltmelere tabi tutuluyor. Böylece geliştirilen yapı sayesinde mevcut manuel sistemlere kıyasla ölçüm süresi kısalmakta, insan kaynaklı hata ihtimali azaltılmakta, probun hedef noktaya doğru ve kararlı şekilde temas etmesi sağlanmakta ve ölçüm sırasında numuneye zarar verme riski en aza indirilmektedir&amp;quot; diye konuştu.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:12:02 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Filografi sanatçısı Elanur Akkuş hayaline kavuştu, kendi atölyesini açtı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/filografi-sanatcisi-elanur-akkus-hayaline-kavustu-kendi-atolyesini-acti/1700248/</guid>
		   <description>Erzurum&amp;#39;un Oltu ilçesinde yaşayan filografi sanatçısı Elanur Akkuş, aldığı ödüllerin ardından hayallerini bir adım ileri taşıyarak kendi atölyesini kurdu. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Erzurum&amp;#39;un Oltu ilçesinde yaşayan filografi sanatçısı Elanur Akkuş, aldığı ödüllerin ardından hayallerini bir adım ileri taşıyarak kendi atölyesini kurdu.
Uluslararası Marka Vizyon Ödülleri&amp;#39;nde &amp;quot;Yılın Başarılı Filografi Sanatçısı&amp;quot; seçilen Akkuş, ardından Kadın Dergisi 2. Platin Melek Ödülleri&amp;#39;nde de aynı kategoride ödüle layık görüldü. Aldığı ödüllerle çalışmalarına daha da motive olan üç çocuk annesi Akkuş, daha önce evinin balkonunda sürdürdüğü filografi çalışmalarını artık profesyonel bir ortamda devam ettirecek. Oltu&amp;#39;da ilçe protokolünün katılımıyla düzenlenen törenle yeni atölyesinin açılışı gerçekleştirildi.
Kendi atölyesine kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını belirten Akkuş, burada sanata ilgi duyanlara eğitimler de vereceğini ifade etti. Erzurum&amp;#39;un yöresel kumaşı olan koyun yününden üretilen ehram ile filografi sanatını birleştiren sanatçının özgün tasarım ve tabloları ise büyük beğeni topluyor. Filografi sanatına dört yıl önce başladığını dile getiren Akkuş, &amp;quot;Başlangıçta evimde küçük bir alanda çalışıyordum. Zamanla kendimi geliştirdim ve şimdi kendi atölyemi kurdum. 2025-2026 yıllarında alanımda başarı ödülleri almak benim için tarif edilemez bir mutluluk. Allah&amp;#39;a şükürler olsun&amp;quot; dedi.
Ödüllerin kendisine büyük bir özgüven kazandırdığını vurgulayan Akkuş, filografi sanatını daha ileri seviyelere taşımayı hedeflediğini belirterek, &amp;quot;Atölyemizde sadece filografi değil; cam vitray, epoksi gibi farklı sanat dallarında da kurslar düzenleyeceğiz. Sanatseverleri burada buluşturmak istiyoruz&amp;quot; ifadelerini kullandı.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:11:53 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Kars&amp;#39;ta kayısı bahçeleri beyaza büründü: Bereketli sezon umudu</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/kars-ta-kayisi-bahceleri-beyaza-burundu-bereketli-sezon-umudu/1700247/</guid>
		   <description>Kars&amp;#39;ın Kağızman ilçesinde havaların ısınmasıyla birlikte kayısı ağaçları çiçek açtı. İlkbaharın gelişiyle birlikte doğa adeta yeniden canlanırken, ilçedeki kayısı bahçeleri beyaz çiçeklerle kaplanarak görsel bir şölen oluşturdu. Görenleri büyüleyen manzara, hem üreticilere hem de tüketicilere umut verdi. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Kars&amp;#39;ın Kağızman ilçesinde havaların ısınmasıyla birlikte kayısı ağaçları çiçek açtı. İlkbaharın gelişiyle birlikte doğa adeta yeniden canlanırken, ilçedeki kayısı bahçeleri beyaz çiçeklerle kaplanarak görsel bir şölen oluşturdu. Görenleri büyüleyen manzara, hem üreticilere hem de tüketicilere umut verdi.
Kağızman, Türkiye&amp;#39;de sofralık kayısı üretimiyle öne çıkan önemli merkezlerden biri olarak biliniyor. Bu yıl yağışların bol olması ve kış şartlarının üretim açısından olumlu seyretmesi, rekoltenin yüksek olacağı beklentisini güçlendirdi. Üreticiler, herhangi bir don veya dolu afetinin yaşanmaması halinde sezonun oldukça verimli geçeceğini ifade ediyor.
Kayısı üreticisi Emrah Atış, bu yılın umut verici başladığını belirtti. Atış, &amp;quot;Yağışların yeterli olması ağaçların gelişimine büyük katkı sağladı. Şu an çiçeklenme çok güzel gidiyor. Eğer don ya da dolu gibi olumsuzluklar yaşanmazsa hem verim hem de kalite açısından çok iyi bir sezon bekliyoruz&amp;quot; dedi.
Kağızman kayısısının kendine has aroması ve sofralık kalitesiyle Türkiye genelinde yoğun talep gördüğünü vurgulayan üreticiler, yüksek rekoltenin piyasa fiyatlarını da olumlu yönde etkileyeceğini düşünüyor. Bu durumun hem üreticinin kazancını artırması hem de tüketicinin daha uygun fiyatlarla kayısıya ulaşması açısından önemli olduğu ifade ediliyor.
Önümüzdeki haftalarda hava şartlarının belirleyici olacağını dile getiren üreticiler, özellikle ilkbahar aylarında görülebilecek ani don olaylarının risk oluşturduğuna dikkat çekiyor. Ancak mevcut şartların korunması halinde Kağızman&amp;#39;da bu yıl bol ve kaliteli kayısı hasadı yapılması bekleniyor.
Beyaz çiçeklerle kaplanan bahçeler, sadece üretim açısından değil, doğa turizmi açısından da dikkat çekerken, bölge halkı bu eşsiz manzarayı fotoğraflamak için bahçelere akın ediyor. Kağızman&amp;#39;da kayısı sezonunun bu yıl hem ekonomik hem de görsel anlamda zengin geçeceği öngörülüyor.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:11:37 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Cezaevi yerleşkesine mescit açıldı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/cezaevi-yerleskesine-mescit-acildi/1700246/</guid>
		   <description>Cumhuriyet Başsavcılığı ve İl Müftülüğü iş birliğiyle Aziziye Açık Ceza İnfaz Kurumu&amp;#39;nda Aziziye Müftülüğüne bağlı Fazilet Gülhatun Mescidi&amp;#39;nin açılışı yapıldı. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/haberler/2026/04/cezaevi-yerleskesine-mescit-acildi.jpg" />
Cumhuriyet Başsavcılığı ve İl Müftülüğü iş birliğiyle Aziziye Açık Ceza İnfaz Kurumu&amp;#39;nda Aziziye Müftülüğüne bağlı Fazilet Gülhatun Mescidi&amp;#39;nin açılışı yapıldı.
Program öncesinde konuşan Vali Aydın Baruş, kurum bünyesinde yürütülen çalışmaların yanı sıra hükümlülerin manevi dünyalarının güçlendirilmesinin önemine vurgu yaptı. Manevi rehberlik ve eğitim faaliyetlerinin bireylerin topluma yeniden kazandırılmasında önemli bir rol üstlendiğini ifade etti.
Aziziye Açık Ceza İnfaz Kurumu&amp;#39;nda, hükümlülerin manevi gelişimlerine katkı sağlamak ve ibadet ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla inşa edilen Fazilet Gülhatun Mescidi, açılış merasimi Kur&amp;#39;an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Cumhuriyet Başsavcılığı ve İl Müftülüğü&amp;#39;nün ortak çalışmaları neticesinde tamamlanan mescidin açılış programına; Vali Aydın Baruş, İl Müftüsü Yaşar Çapçı, Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Adem Aydemir, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Ünal Bingül, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı, ceza infaz kurumu yetkilileri ve davetliler katıldı.
Programda dua yapan İl Müftüsü Yaşar Çapçı, &amp;quot;Bu mübarek mekanın burada bulunan kardeşlerimizin gönül dünyalarının aydınlanmasına ve manevi huzura vesile olmasını temenni ediyorum. Emeği geçen tüm kurumlarımızdan ve hayırseverlerimizden Allah razı olsun&amp;quot; dedi.
Açılışı gerçekleştirilen mescidin; ibadetlerin yerine getirilmesi ve manevi rehberlik hizmetlerinin etkin şekilde sunulması açısından önemli bir ihtiyaca cevap vereceğini belirten Vali Baruş, mescit yapımını üstlenen hayırsever Muhammed İkbal Yazıcı ve emeği geçenlere teşekkür ederek, hayırlara vesile olmasını temenni etti.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:11:32 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Ağaçta mahsur kalan kediye zabıtadan kurtarma operasyonu</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/agacta-mahsur-kalan-kediye-zabitadan-kurtarma-operasyonu/1700245/</guid>
		   <description>Erzurum&amp;#39;un Aziziye ilçesinde ağaca çıkarak mahsur kalan kedi, zabıta ekiplerinin müdahalesiyle sağ salim kurtarıldı. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Erzurum&amp;#39;un Aziziye ilçesinde ağaca çıkarak mahsur kalan kedi, zabıta ekiplerinin müdahalesiyle sağ salim kurtarıldı.
Olay, öğleden sonra saat 16.30 sıralarında meydana geldi. Ağaca çıkan kedinin sesini duyan vatandaşlar, kendi imkânlarıyla hayvanı indirmeye çalıştı. Ancak bunda bir türlü başarılı olamadılar. Kedinin bulunduğu ağacın dallarının ince olması ve oldukça yükseğe tırmanması, müdahaleyi zorlaştırdı. Boynunda tasma bulunan kedinin sahipli olduğu ve evden kaçtığı öğrenildi. Bu arada kedisinin ağaçta mahsur kaldığını fark eden ve olay yerine gelen kedi sahibi durumu Aziziye Belediyesi Zabıta Müdürlüğü&amp;#39;ne bildirerek yardım talebinde bulundu.
İhbar üzerine olay yerine gelen zabıta ekipleri, ağaca tırmanarak yaklaşık 2 saat boyunca mahsur kalan kediye ulaştı. Zabıta görevlisinin omzuna çıkan kedinin bu anları çevrede bulunan vatandaşların yüreğini ısıttı. Dikkatli bir şekilde aşağı indirilen kedi, sahibine teslim edilirken, kedinin sahipleri de zabıta ekiplerine yardımlarından dolayı teşekkür etti. Olay, çevredeki vatandaşlar tarafından takdirle karşılandı.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:11:17 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Türkiye&amp;#39;nin kök hücre nakli başarısı: Yabancı hastalar da tercih etmeye başladı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/turkiye-nin-kok-hucre-nakli-basarisi-yabanci-hastalar-da-tercih-etmeye-basladi/1700244/</guid>
		   <description>Türkiye&amp;#39;de kök hücre naklinin gelişim süreci ve güncel durumu hakkında değerlendirmelerde bulunan Türk Hematoloji Derneği Saymanı ve Kongre Sekreteri Prof. Dr. Oral Nevruz, &amp;quot;Türkiye sadece kendi vatandaşlarına değil, yurt dışından gelen hastalara da hizmet veriyor. Orta Asya, Orta Doğu ve Balkanlar&amp;#39;dan ciddi bir yabancı hasta potansiyelimiz var&amp;quot; dedi. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Türkiye&amp;#39;de kök hücre naklinin gelişim süreci ve güncel durumu hakkında değerlendirmelerde bulunan Türk Hematoloji Derneği Saymanı ve Kongre Sekreteri Prof. Dr. Oral Nevruz, &amp;quot;Türkiye sadece kendi vatandaşlarına değil, yurt dışından gelen hastalara da hizmet veriyor. Orta Asya, Orta Doğu ve Balkanlar&amp;#39;dan ciddi bir yabancı hasta potansiyelimiz var&amp;quot; dedi.
Türk Hematoloji Derneği&amp;#39;nin kuruluşunun 59. yılında düzenlenen 18. Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi (18. KİTHT) 16-18 Nisan 2026 tarihleri arasında Antalya&amp;#39;nın Serik ilçesi Belek turizm merkezindeki bir otelde gerçekleştirildi. Kemik iliği nakli ve hücresel tedaviler alanında Türkiye&amp;#39;nin en önemli bilimsel organizasyonlarından biri olan kongrede; bu yıl 300&amp;#39;ü aşkın erişkin ve pediatrik hematoloğun yanı sıra, hematoloji alanında çalışan temel bilimci hekimler ve araştırmacıların katılımıyla tamamlandı.
Türk Hematoloji Derneği Saymanı ve Kongre Sekreteri Prof. Dr. Oral Nevruz, Türkiye&amp;#39;de kök hücre naklinin gelişim süreci ve güncel durumu hakkında değerlendirmelerde bulundu.
&amp;quot;İlk nakil 1984&amp;#39;te gerçekleştirildi&amp;quot;
Prof. Dr. Nevruz, Türkiye&amp;#39;de ilk kök hücre naklinin 1984 yılında GATA&amp;#39;da yapıldığını belirterek, &amp;quot;Bir yıl sonra yine GATA&amp;#39;da lösemili bir hastaya allojenik kök hücre nakli gerçekleştiriliyor. Daha sonrasında hızlı ülkemizde birçok merkezde farklı şekillerde kök hücre nakli yapılıyor&amp;quot; dedi. 1994 ve 1999 yıllarında Türkiye&amp;#39;de ilk kök hücre veri bankalarının oluşturulduğunu aktaran Nevruz, bu bankaların uluslararası sistemlerle entegre çalıştığını kaydetti.
94 hastanede 115 nakil ünitesi aktif
Güncel verileri paylaşan Nevruz, 2025 yılı itibarıyla Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış 94 hastanede, pediatrik ve erişkin olmak üzere toplam 115 ünitede kemik iliği nakli yapıldığını söyledi. Nevruz, &amp;quot;2025 yılında yaklaşık bin 800 allojenik, 3 bin 500 civarında da otolog kök hücre nakli gerçekleştirdik&amp;quot; bilgisini verdi.
&amp;quot;Yabancı hastalar Türkiye&amp;#39;yi tercih ediyor&amp;quot;
Türkiye&amp;#39;nin sadece kendi vatandaşlarına değil, yurt dışından gelen hastalara da hizmet verdiğini vurgulayan Nevruz, &amp;quot;Orta Asya, Orta Doğu ve Balkanlar&amp;#39;dan ciddi bir yabancı hasta potansiyelimiz var. 2025 yılında yaklaşık 115 yabancı hastaya kök hücre tedavisi uygulandı&amp;quot; dedi.
Başarı oranlarının uluslararası standartlarda olduğunu belirten Nevruz, &amp;quot;Uzun yıllara dayanan tecrübemiz ve artan merkez sayımız, tercih edilmemizin en önemli göstergesi&amp;quot; değerlendirmesinde bulundu.
Kök hücre naklinin zorlu bir tedavi yöntemi olduğuna dikkati çeken Nevruz, &amp;quot;Hiçbir zaman hastalarımıza yüzde 100 başarı vaat etmiyoruz. Ancak başarılı olunan vakalarda hastalığı tamamen ortadan kaldırabilen bir tedavi yöntemidir&amp;quot; ifadelerini kullandı.
Bağış çağrısı
Kök hücre bağışının hayati önem taşıdığını ifade eden Nevruz, sağlıklı 18-35 yaş arası bireylere çağrıda bulunarak şunları kaydetti:
&amp;quot;Gerçekten bir hastanın hayatına dokunmak istiyorsanız kan ve kök hücre bağışı çok önemli. Ancak bağışçı olacak kişilerin kararlarını iyi düşünerek vermeleri gerekiyor. Sonradan vazgeçilmesi hasta açısından olumsuz sonuçlar doğurabiliyor&amp;quot;.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:10:21 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Kavşakta takla attıran kaza ucuz atlatıldı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/kavsakta-takla-attiran-kaza-ucuz-atlatildi/1700243/</guid>
		   <description>Konya&amp;#39;da kavşakta çarpışan araçların kazası kameraya yansıdı. Çarpışma sırasında panelvan minibüs olduğu yerde takla atarken, kaza ucuz atlatıldı. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Konya&amp;#39;da kavşakta çarpışan araçların kazası kameraya yansıdı. Çarpışma sırasında panelvan minibüs olduğu yerde takla atarken, kaza ucuz atlatıldı.
Kaza, 17 Nisan Cuma günü merkez Karatay ilçesi Fevziçakmak Mahallesi 10753. Sokakta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sanayi dükkanı inşaatlarının bulunduğu alandan kontrolsüz olarak gidiş geliş bölünmüş yol olan sokağa çıkan panelvan minibüs, yoldan gelen birinci aracı atlattıktan sonra karşıya geçmek isterken hafif ticari araçla çarpıştı. Çarpışmanın etkisiyle panelvan minibüs olduğu yerde devrilerek takla attı. Kaza ucuz atlatırlırken, yaralanan olmadığı belirtildi. Kaza anı ise saniye saniye çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde panelvanın yavaş yavaş gelişi, ilk araçtan sıyrıldıktan sonra ikinci araçla çarpışması ve devrilerek takla atması yer alıyor.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:09:14 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Şelale&amp;#39;nin &amp;quot;Yetenekli&amp;quot; müdürü: Topu iki defa potaya, kendini öğrencilerinin gönüllerine soktu</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/selale-nin-yetenekli-muduru-topu-iki-defa-potaya-kendini-ogrencilerinin-gonullerine-soktu/1700242/</guid>
		   <description>Erzurum&amp;#39;da bir okul müdürünün öğrencileriyle bütünleştiği ve onların gönlünü kazandığı anlar takdir topladı. Topu iki defa potaya, kendini de öğrencilerinin gönüllerine sokan İbrahim Turan alkışı da hak etti. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Erzurum&amp;#39;da bir okul müdürünün öğrencileriyle bütünleştiği ve onların gönlünü kazandığı anlar takdir topladı. Topu iki defa potaya, kendini de öğrencilerinin gönüllerine sokan İbrahim Turan alkışı da hak etti.
Erzurum&amp;#39;un Uzundere ilçesinde bir okulun bahçesinde yaşananlar yürekleri ısıttı. Uzundere ilçesi Şelale İlk-Ortaokulu Müdürü İbrahim Turan, okul bahçesinde öğrencilerle vakit geçirirken topu ayağıyla basket potasına gönderdi, top uzun masefeden potaya girdi. Tamamen tesadüf eseri gerçekleşen bu isabetli vuruş, ilk anda hem öğrencileri hem de oradaki öğretmenleri hayrete düşürdü. O anların ardından çocuklarla futbol oynamaya devam eden Turan, bir kez daha deneme yaptı. İkinci denemesinde de topu potadan geçirmeyi başaran müdür, bu kez büyük bir heyecan yaşadı. Öğrenciler yaşanan anları alkışlarla karşılarken, okul bahçesi kısa süreliğine neşeli görüntülere sahne oldu.
Gündelik bir oyun sırasında ortaya çıkan bu an, hem öğrenciler hem de öğretmenler için unutulmaz bir hatıra olarak hafızalara kazındı.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:08:59 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Kuşların rüzgarla dansı: Havada zor kalabildiler</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/kuslarin-ruzgarla-dansi-havada-zor-kalabildiler/1700241/</guid>
		   <description>Hakkari&amp;#39;nin Yüksekova ilçesinde etkisini artıran şiddetli sağanak ve rüzgar nedeniyle günlük yaşam kadar kuşlar da etkilendi. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Hakkari&amp;#39;nin Yüksekova ilçesinde etkisini artıran şiddetli sağanak ve rüzgar nedeniyle günlük yaşam kadar kuşlar da etkilendi.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte beslenmek için havalanan kuş sürüleri, hızı zaman zaman artan rüzgarın azizliğine uğradı. Sağanak yağışla ağırlaşan kanatlarını çırpmakta güçlük çeken kuşların rüzgara karşı koymaya çalışırken havada asılı kaldığı ve yön bulmakta zorlandığı görüldü. Kuşların rüzgarla adeta dans edercesine verdiği bu yaşam mücadelesi, çevredeki vatandaşlarca saniye saniye kaydedildi.
İlçe merkezinde yağış nedeniyle yer yer su birikintileri oluşurken, sürücüler görüş mesafesinin düşmesiyle ilerlemekte güçlük çekti. Belediye ekipleri, su taşkınlarına karşı rögarlarda temizlik çalışması başlattı. Yetkililerinden alınan bilgilere göre, ilçedeki sağanak yağışın aralıklarla devam etmesi beklenirken; vatandaşlar ani sel, su baskını ve kuvvetli rüzgarın neden olabileceği olumsuzluklara karşı dikkatli olmaları konusunda uyarıldı.
Rüzgarın savurduğu kuşların dengede kalma çabası, doğanın sert yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi. Kanat çırpışları rüzgarın hızına yenik düşen bazı kuş türlerinin, binaların saçaklarına ve ağaç kuytularına sığındığı gözlemlendi.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:08:12 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Ada Su&amp;#39;nun 2 yıl süren fizik tedaviyle ilk adımlarını atması yürekleri ısıttı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/ada-su-nun-2-yil-suren-fizik-tedaviyle-ilk-adimlarini-atmasi-yurekleri-isitti/1700240/</guid>
		   <description>Hatay&amp;#39;da 4 yaşındaki Serebral palsi hastası Ada Su Yiğit&amp;#39;in 2 yıl süren fizik tedavi programı sonucunda kendi başına oturması, ayakta durmaya başlaması ve ilk adımlarını atması yürekleri ısıttı. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Hatay&amp;#39;da 4 yaşındaki Serebral palsi hastası Ada Su Yiğit&amp;#39;in 2 yıl süren fizik tedavi programı sonucunda kendi başına oturması, ayakta durmaya başlaması ve ilk adımlarını atması yürekleri ısıttı.
Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB) özel gereksinimli bireylerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik çalışmalarını il genelinde aralıksız sürdürüyor. HBB Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Sağlıklı Yaşam Merkezi&amp;#39;nde uzmanlar tarafından yürütülen tedavi programı Ada Su Yiğit&amp;#39;e umut oldu. Serebral palsi tanısı bulunan Ada Su Yiğit&amp;#39;in fizik tedavi çalışmalarına Büyükşehir fizyoterapistleri tarafından 2024 yılı Ekim ayında başlandı. 2 yaşındayken başlanılan tedavi sürecinin ardından başlangıçta bağımsız şekilde oturamayan ve ayakta duramayan Ada Su, merkezde verilen düzenli ve yoğun destek sayesinde önemli bir gelişim gösterdi. 2 yıl boyunca yürütülen fizik tedavi programı sonucunda 4 yaşına gelen Ada Su Yiğit, kendi başına oturmaya, ayakta durmaya ve ilk adımlarını atmaya başladı. Tedavi sürecinin şu aşamada iyi ilerlediğini ve Ada Su&amp;#39;yun uygulanan programa uyum gösterdiğini belirten Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi yetkilileri, en önemli hedefin, hastanın tek başına yürümesi olduğunu ifade ederken, süreci yöneten ekibin bu hedefin gerçekleşeceğine dair inancının tam olduğunu vurguladı.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:07:56 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Kötü koku üzerine girilen evde mide bulandıran şartlarda lokum ve cezerye üretildiği ortaya çıktı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/kotu-koku-uzerine-girilen-evde-mide-bulandiran-sartlarda-lokum-ve-cezerye-uretildigi-ortaya-cikti/1700239/</guid>
		   <description>Hatay&amp;#39;da tebligat dağıtan zabıta ekiplerinin kötü kokuyu fark ederek girdikleri evin lokum ve cezerye üretilen kaçak imalathane olduğu ortaya çıktı. Mide bulandıran şartlarda üretilen lokum ve cezerye ekipler tarafından imha edildi ve zabıta ekipleri tarafından cezai işlem uygulanması için tutanak tutuldu. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Hatay&amp;#39;da tebligat dağıtan zabıta ekiplerinin kötü kokuyu fark ederek girdikleri evin lokum ve cezerye üretilen kaçak imalathane olduğu ortaya çıktı. Mide bulandıran şartlarda üretilen lokum ve cezerye ekipler tarafından imha edildi ve zabıta ekipleri tarafından cezai işlem uygulanması için tutanak tutuldu.
Kırıkhan&amp;#39;da yıkım kararları kapsamında gerçekleştirilen tahliye tebligatı sırasında, bir evden kötü kokular geldiğini fark eden zabıta ekipleri eve girmek istedi. Zabıta ekiplerinin talebi üzerine girilen evin kaçak lokum ve cezerye üretilen bir imalathane olduğu ortaya çıktı. Zabıta ekiplerinin yaptığı incelemelerde; imalathanenin herhangi bir yasal izin ve denetime tabi olmaksızın, hijyen standartlarının dışında üretim gerçekleştirildiği belirlenirken, üretim şartlarının insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiği değerlendirildi. Bunun üzerine ekipler tarafından derhal işlem başlatıldı. Yapılan işlemler kapsamında, kaçak olarak üretilen lokum ve cezerye türü ürünler imha edilirken, işletmeye yönelik idari yaptırımlar uygulandı. Ayrıca ilgili iş yeri hakkında kapatma kararı alınarak faaliyetlerine son verildi.
Zabıta ekipleri, kötü koku üzerine girdikleri evin kaçak imalathane olarak kullanıldığını belirterek &amp;quot;Kırıkhan ilçesi 521. Sokak üzerinde bulunan müstakil evin yıkımı için geldik. İçeriden tuhaf kokuların gelmesiyle, kapının açılmasını söyledik ve kapı açıldı. Gördüğümüz manzarada sizin de gördüğünüz gibi içeride kaçak imalat yapılıyor. Lokum ve cezerye türü şeyler üretiliyor ve resmen halkın sağlığıyla oynanıyor. Bizde buranın hem kapatmasını hem gerekli cezai işlemi uygulamak için gerekli işlemi yapacağız&amp;quot; dedi.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:06:49 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Baba oğul plastiğe karşı ahşap ustalığını yaşatmaya devam ediyor</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/baba-ogul-plastige-karsi-ahsap-ustaligini-yasatmaya-devam-ediyor/1700238/</guid>
		   <description>Konya&amp;#39;da baba ve oğul ahşap ustaları değişen şartlarla gelen yoğun plastik eşya kullanımı ve eleman sıkıntısına rağmen mesleklerini birlikte yaşatmaya devam ediyor. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Konya&amp;#39;da baba ve oğul ahşap ustaları değişen şartlarla gelen yoğun plastik eşya kullanımı ve eleman sıkıntısına rağmen mesleklerini birlikte yaşatmaya devam ediyor.
Konya&amp;#39;da bulunan Tarihi Bedesten Çarşısı&amp;#39;nda ahşap ustalığı yapan 77 yaşındaki Muzaffer Büyüközkan ile 50 yaşındaki oğlu İsmail Büyüközkan, mesleklerini birlikte sürdürüyor. Baba oğul küçük dükkanlarında, Konya&amp;#39;da çok yaygın olan etliekmek fırınlarında kullanılan fırın kürekleri başta olmak üzere, evde kullanılan yer sofrası, merdane, oklava, tahta kaşık gibi mutfak malzemeleri, çocuklar için ahşap oyuncaklar, takunya ve baston yaparak ahşaptan ürünler üretiyor.
&amp;quot;Ahşabın girmediği ev yok&amp;quot;
Oğluyla beraber çalıştıklarını belirten Muzaffer Büyüközkan, &amp;quot;Adam bulamıyoruz, çalışanlar fazla çalışamıyor. Beraber yapıyoruz, biz de zaten belirli bir seviyeye geldik. Çocukluktan beri yanımızda şimdi ben onun yardımcısı oldum. O beni geçti. Şimdilik idare ediyoruz&amp;quot; dedi. Tahtanın kırılmazının olmadığını, hepsinin kırılabileceğini ifade eden Muzaffer Büyüközkan, &amp;quot;Gürgen ağacı bizim fırın malzemesi olarak bunun üzerine başka bir ağaç kullanamıyoruz, olmuyor. Şimdi bir küreği kesip de baştan yapılmaz. Onlarca yüzlerce kürek bir anda başlar. Seri halinde o şekilde çıkar. Yani bir küreği tomruktan kesip de çıkma olmaz. Hepsi teker teker işlemden geçer. Ondan sonra en son burada sap takarız, küreğe veririz. Ahşabın girmediği ev yok ki bütün evlerde ahşaptan bir parça bulunur. Günün şartlarına göre ihtiyaçlar farklılaşıyor. Biz biraz daha geri planda kalmaya başladık evlerde. Eskiden ayaklarındaki takunyadan yani terlik yerine takunya olurdu, her türlü ihtiyaç ağaçtı. Fakat maalesef şimdi plastiğe döndü. Farklı şeyler çıktı. Bu arada biz de yetişebildiğimiz kadar yetişmeye çalışıyoruz&amp;quot; ifadelerini kullandı.
&amp;quot;Ahşap, bazı kişilerin hobi amaçlı yapabileceği, milletin imrendiği bir meslek&amp;quot;
Babasıyla 20 senedir beraber olduklarını anlatan İsmail Büyüközkan ise, &amp;quot;Babam burada eski, ben 20 senedir buradayım. Onun yaptığı iş kendine göre ayrı, benimki ayrı o şekilde çalışıyoruz. Ben kürek yapıyorsam o sini, oklava yapıyor. O şekilde geçinip gidiyoruz. Yeri geliyor bak ben bunu görmedim diyorum. Yeri geliyor bazı şeyleri yeni görüyorum. Daha çok eksikliğimiz var. Bunlar zamanla ömürden geçip gidiyor. Ben, şu anda sonum. Benim çocuklarım var ama ilerisi ne olur bilemiyorum. Şu anda ben devam ediyorum&amp;quot; dedi.
Ahşap ustası İsmail Büyüközkan, &amp;quot;Ahşap, bazı kişilerin hobi amaçlı yapabileceği, böyle milletin imrendiği bir meslek. Her türlü işlemi var. Bizde tabii ağırlık fırın küreği. Ben fırın küreği üzerine çalıştığım için fırıncıların kürekleriyle uğraşıyorum. Bunun yanı sıra farklı ürünler geliyor, farklı işler geliyor, tadilat, tamirat bunları da yapıyorum. Yani zevkli bir meslek, memnunuz mesleğimizden&amp;quot; ifadelerini kullandı.
&amp;quot;Elimden ne geliyorsa ahşap üzerine yapabileceğimi yaparım&amp;quot;
Ahşapla ilgili yapabildiği tüm işleri, imkanları ölçüsünde gerçekleştirdiğini ifade eden İsmail Büyüközkan, &amp;quot;Bazı şeyler makineleşti. Bazı ürünlerin makinede olması gerekiyor. Ama elde yapabileceğim neyse, elimden ne geliyorsa yapmaya çalışırım ve yapabilirim. Çünkü bu konuda deneyim de var. Elimden ne geliyorsa ahşap üzerine yapabileceğimi yaparım ama bazı ürünler mecbur makinede olması lazım. Bunları sanayiye veriyorum. Sanayideki arkadaşlarımız paslaşarak yapıyoruz&amp;quot; diye konuştu.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:06:01 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>İstanbul ve Adana&amp;#39;da silah kaçakçılığı operasyonunda bin 107 ruhsatsız tabanca ele geçirildi</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/istanbul-ve-adana-da-silah-kacakciligi-operasyonunda-bin-107-ruhsatsiz-tabanca-ele-gecirildi/1700237/</guid>
		   <description>İstanbul ve Adana&amp;#39;da Jandarmanın ısrarlı teknik ve fiziki takibi neticesinde düzenlenen operasyonda bin 107 adet ruhsatsız tabanca ve çok sayıda tabanca parçası ele geçirildi, 5 şüpheli yakalandı. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
İstanbul ve Adana&amp;#39;da Jandarmanın ısrarlı teknik ve fiziki takibi neticesinde düzenlenen operasyonda bin 107 adet ruhsatsız tabanca ve çok sayıda tabanca parçası ele geçirildi, 5 şüpheli yakalandı.
İstanbul Gaziosmanpaşa ve Adana Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı KOM ve Asayiş Daire Başkanlıkları koordinesinde; Silah ticareti yapan şüphelilerin yakalanması, silah kaçakçılığının önlenmesine yönelik Jandarmanın düzenlediği operasyonlar sonucunda, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince bin 21 adet ruhsatsız tabanca, bin 264 adet tabanca yapımında kullanılan muhtelif tabanca parçası ele geçirildi.
Adana İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince ise 86 adet ruhsatsız tabanca, 276 kurusıkı tabanca, 388 adet tabanca yapımında kullanılan muhtelif tabanca parçası, 23 adet tabanca şarjörü ele geçirildi.
Ayrıca operasyonlar sonucu 5 şüpheli yakalandı.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:05:46 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Düzce&amp;#39;de uyuşturucu ticareti yapan 1 kişi tutıklandı</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/duzce-de-uyusturucu-ticareti-yapan-1-kisi-tutiklandi/1700236/</guid>
		   <description>Düzce&amp;#39;de özellikle üniversite bölgesinde uyuşturucu satışı yaptığı tespit edilen 1 kişi yasaklanarak tutuklandı. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Düzce&amp;#39;de özellikle üniversite bölgesinde uyuşturucu satışı yaptığı tespit edilen 1 kişi yasaklanarak tutuklandı.
Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Konuralp Orhangazi Mahallesinde bir şahsın uyuşturucu madde ticareti yaptığı tespit edildi. 4 ayrı suç kaydı olan H.U (27) isimi şahsa yönelik düzenlenen operasyonda; 2 parça halinde 5 gram metamfetamin maddesi, 1 gram sentetik kannabinoid maddesi ve suçtan elde edildiği değerlendirilen 900 lira nakit para ele geçirildi. Gözaltına alınan H.U isimli şahıs çıkarıldığı mahlemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:05:22 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>48 yıllık usta çalışma azmiyle gençlere örnek oluyor</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/48-yillik-usta-calisma-azmiyle-genclere-ornek-oluyor/1700235/</guid>
		   <description>Hatay&amp;#39;da 6 yaşındayken babasının yanında çırak olarak ayakkabıcılık sektörüyle tanışan 54 yaşındaki Ahmet Kavi, depremin ardından açtığı prefabrik iş yerinde mesleğini sürdürüyor. Uzun yıllardır eski ayakkabıları tamir eden Kavi, her sabah &amp;#39;Bismillah&amp;#39; diyerek açtığı iş yerinde sabrı ve mesleğine olan tutkusuyla gençlere örnek oluyor. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/template/resimyok.jpg" />
Hatay&amp;#39;da 6 yaşındayken babasının yanında çırak olarak ayakkabıcılık sektörüyle tanışan 54 yaşındaki Ahmet Kavi, depremin ardından açtığı prefabrik iş yerinde mesleğini sürdürüyor. Uzun yıllardır eski ayakkabıları tamir eden Kavi, her sabah &amp;#39;Bismillah&amp;#39; diyerek açtığı iş yerinde sabrı ve mesleğine olan tutkusuyla gençlere örnek oluyor.
Antakya ilçesinde yaşayan ayakkabı ustası Ahmet Kavi, 6 yaşındayken babasının yanında çırak olarak çalışmaya başladı. Yıllarca ekmek parasını kazanmak için mesai yapan Kavi, asrın felaketi olarak nitelendiren 6 Şubat tarihli depremlerde iş yerini kaybetti. Mesleğinden kopmak istemeyen 48 yıllık usta, Hatay Valiliği tarafından kendisine tahsis edilen prefabrik iş yerinde mesleğini yeniden sürdürmeye başladı. Kavi, yılların deneyimi ve mesleğine olan aşkıyla adeta gençlere örnek oluyor.
Depremin ardından yeniden iş yerine kavuşan Kavi, &amp;quot;6 Şubat deprem gecesi zor bir geceydi, çok sıkıntılar çektik. Bir sürü sevdiğim insanı kaybettim. Evim yıkıldı, iş yerim yıkıldı. Sonra şehir dışında olan Sinop&amp;#39;ta 9 ay kaldım. Daha sonra memleketim olan Hatay&amp;#39;a geri döndüm. Şu an Hatay Valiliğinin yaptığı bir prefabrik iş yerinde yeniden işime devam ediyorum. Her sabah dükkana geldiğim zaman &amp;#39;Bismillah&amp;#39; diyerek dükkanı açıyorum. Gençlere tavsiyem; bu işte sabırlı olmaları ve el becerilerinin olması lazım. Eskiden imkanlar o kadar fazla değildi, bugünkü imkanlar ise fazlasıyla var. Gençlerin bu işe meraklı ve istekli olmaları, işi severek yapmaları lazım&amp;quot; dedi.
Depremden önce müşterisinin çektiği fotoğrafı deprem hatırası olarak iş yerinin önüne yağıştırdığını söyleyen Kavi, &amp;quot;Dükkanda gördüğünüz fotoğraf ise depremden önce eski dükkanımda bir müşterim tarafından çekilmişti. Ben de hatıra olsun diye dükkanın önüne koymuştum. Çevredekiler dükkanın önündeki fotoğrafı görünce çok şaşırıyorlar. Şimdi ise &amp;#39;deprem hatırası&amp;#39; diyerek dükkanın önüne astım&amp;quot; dedi.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:04:50 +0300</pubDate>
		   </item>
			<item>
		   <title>Sönmez: &amp;quot;Çocuklar en çok gördüklerini benimser&amp;quot;</title>
           <guid isPermaLink="true">https://www.nethaber.com.tr/sonmez-cocuklar-en-cok-gorduklerini-benimser/1700234/</guid>
		   <description>Dünya Gençlik ve Spor Konfederasyonu Erzurum İl Başkanı Gürkan Sönmez, bir insanı gerçekten &amp;quot;insan&amp;quot; yapan sadece bedeni ve zihni olmadığını ifade ederek &amp;quot;Aynı zamanda kalbidir. Bu nedenle çocuklarımızın manevi dünyalarını da ihmal etmemeliyiz. Dini ve ahlaki değerlerle beslenen bir yürek, merhameti bir yaşam biçimine sokar&amp;quot; dedi. </description>
                      <author>iha@nethaber.com.tr (İHA Haber Editörü)</author>
           		   <content:encoded><![CDATA[<p>
<img src="https://www.nethaber.com.tr/images/haberler/2026/04/sonmez-quotcocuklar-en-cok-gorduklerini-benimserquot.jpg" />
Dünya Gençlik ve Spor Konfederasyonu Erzurum İl Başkanı Gürkan Sönmez, bir insanı gerçekten &amp;quot;insan&amp;quot; yapan sadece bedeni ve zihni olmadığını ifade ederek &amp;quot;Aynı zamanda kalbidir. Bu nedenle çocuklarımızın manevi dünyalarını da ihmal etmemeliyiz. Dini ve ahlaki değerlerle beslenen bir yürek, merhameti bir yaşam biçimine sokar&amp;quot; dedi.
Geleceğin ufkunda parlayan en kıymetli yıldızlar olan çocukların ve kıymetli gençlerin, büyüklere emanet edilmiş en değerli hazineler olduğunu söyleyen Dünya Gençlik ve Spor Konfederasyonu Erzurum İl Başkanı Gürkan Sönmez, &amp;quot;Onların bedenen güçlü, zihnen berrak, ruhen dengeli ve ahlaken sağlam bireyler olarak yetişmesi, sadece ailelerin değil, bir milletin geleceğini belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Bu yüzden atılacak her adım, söylenecek her söz ve verilecek her yönlendirme, büyük bir hassasiyet ve bilinçle şekillenmelidir. Günümüz dünyasında teknolojinin baş döndürücü gelişimiyle birlikte, çocuklarımızın hayatı ekranların soğuk ışığı altında şekillenmeye başlamıştır. Sanal dünyanın cazibesi, onları gerçek hayattan uzaklaştırırken; hareketsizlik, yalnızlık ve kötü içerikler, gelişimlerini tehdit eden unsurlar haline gelmiştir. İşte tam bu noktada spor, adeta bir kurtarıcı gibi devreye girer. Spor; sadece kasları güçlendiren bir faaliyet değil, aynı zamanda karakteri yoğuran, iradeyi keskinleştiren ve ruhu arındıran bir yaşam biçimidir&amp;quot; dedi.
&amp;quot;Çocuklarımızın manevi dünyalarını da ihmal etmemeliyiz&amp;quot;
Sporla tanışan bir çocuğun, hayatın ritmini öğrendiğini söyleyen Sönmez, &amp;quot;Disiplinin ne demek olduğunu kavrar, sabrın gücünü hisseder ve emeğin kıymetini idrak eder. Ter döken her genç, aslında hayata karşı daha dirençli hale gelir. Sahada kazanmayı öğrendiği kadar kaybetmeyi de öğrenir, düştüğünde yeniden ayağa kalkmanın, mücadeleden vazgeçmemenin anlamını keşfeder. Takım ruhuyla büyüyen gençler paylaşmayı, dayanışmayı ve birlikte başarmanın huzurunu yaşarken; bireysel çabalarda ise kendi sınırlarını aşmanın gururunu tadarlar. Bununla birlikte, fiziksel gelişimin yanında zihinsel ve ruhsal derinlik de ihmal edilmemelidir. Sporla güçlenen beden, doğru düşünceyle birleştiğinde ortaya dengeli ve bilinçli bireyler çıkar. Enerjisini doğru yönlendiren gençler; daha olumlu düşünen, daha sağduyulu kararlar alan ve hayatın karmaşası içinde yolunu kaybetmeyen bireyler haline gelir. Ancak bir insanı gerçekten &amp;quot;insan&amp;quot; yapan sadece bedeni ve zihni değil, aynı zamanda kalbidir. Bu nedenle çocuklarımızın manevi dünyalarını da ihmal etmemeliyiz. Dini ve ahlaki değerlerle beslenen bir yürek, merhameti bir yaşam biçimi haline sokar. Saygı, sevgi ve hoşgörü, bu kalpte kök salar. Böyle yetişen bir genç, sadece kendine değil, topluma da ışık olur. İyiliği çoğaltır, kötülüğe karşı durur ve insan olmanın en güzel örneğini sergiler&amp;quot; şeklinde konuştu.
&amp;quot;Kitap okuyan bir ebeveyn, okumayı öğütlemek zorunda kalmaz&amp;quot;
Ailelerin bu yolculuğun en güçlü rehberleri olduğunu ve çocuklara verebilecek en büyük dersin, sözlerden çok davranışlar olduğunu vurgulayan Dünya Gençlik ve Spor Konfederasyonu Erzurum İl Başkanı Gürkan Sönmez, &amp;quot;Kitap okuyan bir ebeveyn, okumayı öğütlemek zorunda kalmaz; spor yapan bir anne ,baba, çocuğunu spora teşvik etmek için çaba sarf etmez. Çünkü çocuklar, en çok gördüklerini benimserler. Bu yüzden onlara sadece nasihat vermek değil, örnek olmak en etkili yoldur. Kitaplar ise bu sürecin en sessiz ama en derin öğretmenleridir. Her sayfa, yeni bir dünyanın kapısını aralar. Okuyan bir çocuk, sadece bilgi edinmez, düşünmeyi, sorgulamayı, hayal kurmayı ve empati yapmayı öğrenir. Kelimelerle büyüyen bir zihin, karanlıkta yolunu bulabilecek bir ışığa sahip olur. Kitapla kurulan bağ, bir ömür boyu sürecek bir dostluğun başlangıcıdır. Unutulmamalıdır ki, sporla güçlenen beden, kitapla zenginleşen zihin ve manevi değerlerle beslenen bir kalp, gerçek anlamda &amp;quot;tam&amp;quot; bir insanı ortaya çıkarır. İşte bizler, böyle bir nesil yetiştirmekle sorumluyuz. Sağlam karakterli, bilinçli, üretken ve vicdan sahibi bir gençlik, güçlü yarınların en büyük teminatıdır. Geliniz; çocuklarımızı sporun aydınlık dünyasıyla buluşturalım, onları zararlı alışkanlıklardan koruyalım, kitapların büyülü dünyasına davet edelim ve manevi değerlerle kök salmalarını sağlayalım. Çünkü geleceği inşa etmek, bugünün çocuklarına yapılan en büyük yatırımdır&amp;quot; dedi.
İHA</p>]]></content:encoded>
		   <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:04:18 +0300</pubDate>
		   </item>
			</channel>
</rss>