Anadolu Üniversitesi'nde düzenlenen "JOIN! Türkiye ve AB: Medya Temsilleri" başlıklı çalıştayda, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin tarihi süreci ve dijital medyadan geleneksel basına kadar medyadaki yansımaları ele alındı.Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Frig Salonu'nda gerçekleştirilen çalıştay, Avrupa Birliği tarafından desteklenen Jean Monnet Modül Projesi kapsamında hayata geçirildi. 2024 yılı Şubat ayında başlayan proje çerçevesinde düzenlenen etkinlikte, Türkiye'nin son 70 yılı ve Osmanlı Cihan Devleti'nden bu yana süregelen 200 yıllık tarihsel süreçteki medya yansımaları ile Türkiye-AB ilişkilerinde medyanın kamuoyu algısı üzerindeki rolü, akademisyenlerin ve öğrencilerin katılımıyla tartışıldı. Açılış konuşmalarını İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç ve Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Alaaddin Faruk Paksoy'un yaptığı çalıştayda; projenin çıktıları arasında yer alan web sitesi, podcast serileri ve yeni akademik ders modülleri katılımcılara tanıtıldı."Medya temsilleri bugün daha kritik bir hâl aldı"Fakülte Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç, konuşmasında Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerinin dünya konjonktüründeki değişen önemine dikkat çekti. Kılınç, şu ifadeleri kullandı:"Avrupa Birliği ile ilgili yeniden görüşmelerin başlamasına dair dünya konjonktürü ile ilgili değişiklikleri göz önüne alırsak Türkiye'nin önemi artmaya başladı. Medyanın kamuoyu algısını nasıl etkilediğini düşündüğümüzde, medya temsillerinin tartışılıyor olması gündemde değilmiş gibi gözükse de aslında oldukça önemli. Fakültemizin güçlü potansiyelini hayata geçirmek adına teknik altyapımızı geliştirdik, Anadolu Ajansı ve TRT gibi kurumlarla protokoller imzaladık. Amacımız akademik başarıyı kurumsal iş birlikleriyle öğrencilerimizin faydasına dönüştürmek.""Gazeteci adayları bu 200 yıllık süreci bilmeli"Projenin eğitim boyutuna ve akademik literatüre katkısına vurgu yapan Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Alaaddin Faruk Paksoy, "Türkiye'nin son 70 yılında, hatta Osmanlı İmparatorluğu'nu da katarsak son 200 yılında medyadaki gelişmelerin tarihi bir değeri olduğunu düşünüyoruz. Bu kapsamda 'Avrupa Bilim Üniversitesi' ve 'Türkiye-Avrupa İlişkileri' isimli dersler açarak müfredatımızı yeniledik. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu workshop'un temel amacı, yazılacak olan İngilizce akademik kitabın yazarlarını bir araya getirmek. Kitaplar genelde editörü görmeden yazılır ama biz yazarların birbirini tanıdığı, çalışmalarına yorum yaptığı kolektif bir eser ortaya çıkarmak istedik. Proje kapsamında bugüne kadar Atina muhabirlerinden çevre gazetecilerine kadar pek çok ismi öğrencilerimizle buluşturduk" şeklinde konuştu."Demokrasi emeklemeyle başlayan bir olgunlaşma sürecidir"Çalıştayın ilk oturumunda gençlik katılımı üzerine veriler paylaşarak demokrasinin sadece sandıktan ibaret olmadığını belirten Prof. Dr. Erhan Akdemir, "Bir ülkenin demokrasisinin gelişebilmesi için yürümek, yürüyebilmek için de emeklemek gerekir. Siyasal katılım sadece bir partiye üye olmak değildir; bir öğrenci kulübü üyeliği, gönüllülük faaliyeti ve hatta kan vermek bile birer siyasal davranıştır. Türkiye'de 15-24 yaş grubunda 13 milyon gencimiz var; bu rakam pek çok Avrupa ülkesinin nüfusundan büyüktür. 2004'ten beri AB programlarına dahiliz ve Erasmus bütçemiz 30 milyar Euro seviyelerine çıktı. Erasmus günlerinde dünyada 10 bin etkinlik varken Türkiye tek başına 100 bin etkinlik yaparak bu konudaki bilincini kanıtlamıştır. Ancak bu hareketliliğin demokratik katılım bilincine dönüşmesinde medyaya büyük sorumluluk düşmektedir" dedi."Z kuşağı için dijital hikâye anlatıcılığı şart"Çalıştayda Avrupa Komisyonu'nun gençlere yönelik iletişim stratejilerini analiz eden Dr. Simge Süllü Durul, dijital hikâye anlatıcılığının (Digital Storytelling) önemine değindi. Durul, mesaj aktarımında duyguların önemini şu sözlerle vurguladı:"Mesajı bir metin şeklinde yayınlayıp sosyal medyaya koyabilirsiniz ancak o mesaj alınmadığı sürece bir anlamı kalmıyor. Dijital hikâye anlatıcılığı ile bir duygu yüklemesi yapmak, mesajın daha iyi aktarılmasını sağlıyor. Özellikle Z kuşağı, otantik ve alışılmışın dışına çıkan içeriklere önem veriyor; metin yerine her zaman görsel ve sese öncelik tanıyor. 'Anlatısal Aktarım' (Narrative Transportation Theory) sayesinde gençlerin hikâyenin içinde kaybolmasını sağlayarak kurumların mesajlarını reddetmeden doğrudan kabul etmelerini sağlayabiliriz."
İHA
İHA