Ankara Sanayi Odası (ASO), Başkanı Seyit Ardıç, '2026 NATO Ankara Zirvesi ve Ankara Sanayisinin Yeni Konumu: Mülkiyetten Kapasiteye' başlıklı rapora ilişkin "Ankara'mız güçlü bir üretim kapasitesine sahiptir. Şimdi bu gücü ölçme, belgeleme ve uluslararası sistemin vazgeçilmez bir parçasına dönüştürme zamanıdır" dedi.Ankara Sanayi Odası, Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi'nin ardından savunma üretimi, tedarik zincirleri ve sanayi iş birliğinde öngörülen yeni dönemin Ankara sanayisine yansımalarını mercek altına aldı. '2026 NATO Ankara Zirvesi ve Ankara Sanayisinin Yeni Konumu: Mülkiyetten Kapasiteye' başlıklı raporda, Zirve'de açıklanan yüksek tutarlı tedarik ve yatırım rakamlarının yanı sıra NATO'nun üretim ve tedarik yapısında öngördüğü dönüşüm ve bu dönüşümün Ankara sanayisi için ortaya çıkardığı fırsatlar ele alındı. Raporda, Ankara sanayisinin bu süreçten alabileceği pay değerlendirilirken, firmaların yeni döneme hazırlanmak için atması gereken adımlar ve ASO'nun üyelerine yönelik yol haritasına da yer verildi.Raporda, Zirve'nin kalıcı etkisinin yalnızca açıklanan mali büyüklüklerle değil, savunma üretimi ve tedarik yapısında öngörülen dönüşümle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. 'Mülkiyetten kapasiteye' yaklaşımıyla, fabrikaya sahip olmanın yanında, belgelenmiş üretim kapasitesine üretim ağları üzerinden erişimin de yeni dönemde stratejik bir seçenek haline gelmesi ele alındı. Zirve'de 50 milyar ABD dolarının üzerinde yeni tedarik ilan edilirken, rapora göre bu tutar ortak bir NATO bütçesi değil, müttefiklerin ulusal tedarik ilanlarının toplamından oluşuyor. NATO'nun yeni sanayi stratejisi ise mevcut üretim kapasitesini ve talep alanlarını daha görünür hale getirerek firmaların uluslararası tedarik zincirlerine katılımı açısından yeni imkanlar sunuyor.
Fırsat savunma sanayiiyle sınırlı değilNATO'nun yeni üretim yaklaşımının Ankara açısından sunduğu fırsatlar sadece hâlihazırda savunma sanayiinde faaliyet gösteren firmalarla sınırlı değil. Yeni dönemde kendi ürün ve teknolojisiyle savunma sanayiinde yer alan firmaların yanı sıra, özgün bir savunma ürünü bulunmasa da belgelenmiş üretim kapasitesine, makine altyapısına ve teknik yeterliliğe sahip sanayi kuruluşları da sisteme katılabilecek.NATO'nun kriz dönemlerinde üretimi hızla artırma yaklaşımı, sivil sanayi açısından da yeni bir alan oluşturuyor. Gıda işleme, otomotiv yan sanayi, plastik, kimya, kauçuk ve ambalaj gibi sektörlerdeki üretim kapasitesi, gerektiğinde farklı ihtiyaçlara uyarlanarak bu üretim yapısının parçası olabilecek. Bununla birlikte, kriz dönemine hazır kapasite bulundurmak firmalar açısından barış döneminde ilave maliyet oluşturuyor. Raporda, dönüştürülebilir üretim kapasitesinin yalnızca makine altyapısından ibaret olmadığı; işgücünün, alternatif tedarik kaynaklarının ve üretim hatlarının da önceden hazırlanması gerektiğine dikkat çekiliyor. Bu kapasitenin nasıl destekleneceğine ilişkin mekanizmaların ise ulusal düzeyde belirlenmesi gerekiyor.Sanayicinin yol haritası: Görünmek, girmek, yükselmekAnkara sanayisinin NATO'nun yeni üretim ve tedarik sistemine katılımı üç aşamadan oluşuyor: "Görünmek, girmek ve yükselmek." Buna göre firmaların üretim kabiliyetlerini uluslararası standartlarda tanımlayıp belgelendirerek görünür hâle gelmeleri ilk aşamayı oluşturuyor. Talebe erişim ve rekabetçi maliyetlerle sipariş alabilmek ikinci aşamada öne çıkarken, üçüncü aşamada firmaların sadece üretim kapasitesi sağlayan alt yükleniciler olarak kalmayıp güçlü sözleşme şartları ve teknolojik öğrenme yoluyla değer zincirinde daha üst konuma çıkmaları önem taşıyor. Rapora göre bu üç aşama farklı şartlara dayanıyor. Görünmek için kodlama ve belgelendirme, girmek için talebe erişim ve rekabetçi maliyetler, yükselmek için ise sözleşme gücü ve teknolojik öğrenme gerekiyor.Belgelendirme ve tedarikçi sistemlerine kaydolmak önemli bir başlangıç olmakla birlikte tek başına sipariş garantisi sağlamıyor. Firmaların sahip olduğu belgelerin yanı sıra enerji ve girdi maliyetleri, teslim güvenilirliği, güvenlik belgeleri ve teknik dokümantasyon yetkinlikleri de rekabette belirleyici oluyor.
Görünürlük rekabeti de artıracakRaporda yeni sistemin Ankara sanayisi açısından yalnızca fırsat üretmeyeceğine de dikkat çekiliyor. Üretim kapasitesinin uluslararası sistemlerde görünür hale gelmesi, Ankara'daki firmalara yeni müşterilere erişim imkanı sağlarken, aynı zamanda benzer kabiliyetlere sahip yurt içi ve yurt dışındaki üretim merkezleriyle rekabeti de artıracak. Bu nedenle firmaların yalnızca sipariş hacmine değil, değer zincirindeki konumlarına da odaklanmaları önem taşıyor. Rapora göre üretim kapasitesini kullandıran ancak bu süreçte tasarım, fikri mülkiyet, müşteri ilişkisi ve teknolojik öğrenme kapasitesini geliştiremeyen firmalar, ciro artışına rağmen kolay ikame edilebilir bir alt yüklenici konumunda kalabilir.ASO üyelerini yeni döneme hazırlayacakASO, NATO'nun yeni üretim ve tedarik düzeninin Ankara sanayisi için oluşturduğu fırsatları somut kazanımlara dönüştürmek amacıyla altı başlıkta çalışma yürütecek. İlk olarak üyelerin hazırlık düzeyi ölçülecek; Ankara sanayisinin üretim kabiliyeti, belgelendirme ve tedarikçi kayıt durumu çıkarılacak. Firmaların üretim kabiliyetlerinin uluslararası sistemlerde aranabilir hale getirilmesine yönelik çalışmalar yürütülecek. Bu çalışmanın temelini ASO'nun halihazırda düzenlediği kapasite raporları oluşturacak. Kapasite raporlarında yer alan makine parkı, üretim kapasitesi ve personel yapısına ilişkin verilerin uluslararası sınıflandırmalarla eşleştirilerek Ankara sanayisinin aranabilir kabiliyet envanterinin oluşturulmasında kullanılması hedefleniyor.Üretim kabiliyetlerinin uluslararası standartlarda tanımlanması için kodlama ve teknik dosya hazırlama alanlarında eğitim programları düzenlenecek. Üyeler, belgelendirme ve test süreçlerinde mevcut destek mekanizmalarına ve Ankara'daki akredite test imkanlarına yönlendirilecek. ASO, Ankara'daki akredite test ve doğrulama kapasitesinin envanterini de çıkararak bu kapasiteye erişim şartlarını ilgili kurumlarla birlikte ele alacak.ASO ayrıca firmaların uluslararası üretim zincirlerinde sadece kapasite sağlayıcısı olarak kalmamaları için sözleşme süreçlerine yönelik bir kılavuz hazırlayacak. Kılavuzda tasarım katkısının kaydı, ortak geliştirme, ortak fikri mülkiyet, referans gösterme hakkı, süreç bilgisinin korunması ve kriz dönemi teslim hükümleri ele alınacak. Savunma ticaretindeki engeller ve sanayicilerin rekabet gücünü etkileyen gelişmeler izlenerek üyelerin görüş ve talepleri ilgili makamlara aktarılacak.NATO'nun önümüzdeki üç yıllık uygulama çerçevesini şekillendirmesi beklenen Uygulama Planı hazırlanırken Ankara sanayisinin görüş ve taleplerinin ulusal karar süreçlerine taşınması da ASO'nun çalışma gündeminde yer alacak. Bu kapsamdaki ilk sanayi görüşünün Ekim 2026'ya kadar oluşturulması planlanıyor."Gücümüz tezgahtadır"ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, rapora ilişkin değerlendirmesinde Ankara'nın savunma sanayiindeki gücünün, sektörün önde gelen büyük kuruluşlarının yanı sıra geniş bir üretim altyapısına dayandığını belirtti.
Dünyanın en büyük 100 savunma sanayii şirketi arasında yer alan beş Türk firmasının ASO Üyesi olduğuna dikkat çeken Başkan Ardıç, çok sayıda KOBİ'nin de üretim ve mühendislik kabiliyetleriyle savunma sanayiinin tedarik zincirinde yer aldığını ifade etti. Ankara'nın sahip olduğu üretim gücünün uluslararası değer zincirlerinde daha güçlü bir konuma taşınması gerektiğini vurgulayan Ardıç, "Gücümüz tezgahtadır, geliştireceğimiz alan ise bu gücün değer zincirindeki konumudur. Ankara güçlü bir üretim kapasitesine sahiptir, ancak kazandığı pay ürettiğinin gerisinde kalmaktadır" dedi."Belge, rekabette elenmemenin şartıdır, ancak seçilmenin garantisi değildir"Başkan Ardıç, firmaların uluslararası sistemlerde görünür hale gelmesinin tek başına yeterli olmadığına da dikkat çekerek, "Üyelerimizin belgelendirmenin tek başına iş getireceği düşüncesiyle hareket etmemesi gerektiğini özellikle vurgulamak isterim. Belge, rekabette elenmemenin şartıdır, ancak seçilmenin garantisi değildir" ifadelerini kullandı."Hedefimiz, Ankara'daki firmalarımızın kapasite sağlayıcısı olmanın ötesine geçerek stratejik iş ortaklarına dönüşmesini sağlamaktır"Yeni üretim ağlarının Ankara sanayisi için önemli fırsatlar sunarken firmaların değer zincirindeki konumunun da önem taşıdığını belirten Ardıç, "Bu durum sipariş hacmini artırabilir; ancak firmalarımızı markası, tasarım hakkı ve müşteri ilişkisi bulunmayan bir alt yüklenici konumunda da bırakabilir. Böyle bir tabloda ciro artsa bile aynı artış karlılığa ve pazar gücüne yansımayabilir. Temel hedefimiz, Ankara'daki firmalarımızın kapasite sağlayıcısı olmanın ötesine geçerek stratejik iş ortaklarına dönüşmesini sağlamaktır" diye konuştu."Ankara'mız güçlü bir üretim kapasitesine sahiptir"Ankara'nın üretim kapasitesinin stratejik ortaklıklarla daha da güçlendirileceğini ifade eden Ardıç, sözlerine şu şekilde devam etti:"Her sanayicimizin kendisine yönelteceği ilk soru şu olmalıdır: 'Fabrikamızdaki üretim kapasitesi ve makine altyapısı, uluslararası tedarik zincirlerinde görünür olacak şekilde belgelenmiş midir?' İkinci soru ise şudur; 'Görünür olduğumuzda bizi tercih edilir ve zamanla vazgeçilmez kılacak hangi güce sahibiz?' Birinci soruya yanıtı olan firmalarımız yarışa girebilir; ikinci soruya güçlü bir cevap verebilen firmalarımız ise yarışı kazanabilir. Ankara'mız güçlü bir üretim kapasitesine sahiptir. Şimdi bu gücü ölçme, belgeleme ve uluslararası sistemin vazgeçilmez bir parçasına dönüştürme zamanıdır."
İHA
İHA