=============================================
2) ASILSIZ İHBARLAR VE EVİNE GELEN SİPARİŞLER AİLENİN PSİKOLOJİSİNİ BOZDU
GAZİANTEP'in Nizip ilçesi'nde yaşayan Öztürk ailesi, 2 yıldır sürekli yapılan asılsız ihbarlar, ölüm ilanları, siparişler nedeniyle sorun yaşamaya başladı. Sık sık 112'ye yapılan ihbarlar nedeniyle itfaiye, polis, ambulans ve cenaze aracı gelen evine, esnaf tarafından da kimliği belirsiz kişilerce sipariş edilen yemek ve tatlı göndermesinin psikolojisini bozduğunu anlatan Öztürk ailesi, sürekli polise şikayette bulunmalarına rağmen sonuç alamadıklarını ifade etti. Nizip İlçesi Şıhlar Mahallesi'nde yaşayan 3 çocuk sahibi İbrahim Rauf-Elif Öztürk çiftinin, 2 yıl önce her akşam 21.10'da kapılarının zili çalmaya başladı. Her gün kapıya baktığında kimsenin olmadığını gören çift, çocukların oyun oynadığını düşünerek önemsemedi. Daha sonra 112'ye Öztürk ailesinin adresi verilerek yangın, kalp krizi, kavga, fuhuş gibi ihbarlarda bulunuldu. Polis, itfaiye, sağlık ve cenaze araçlarının sık sık geldiği adreste herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadı. Öztürk ailesinin şikayetçi olmasının ardından yapılan araştırmada ise ihbarların sim kart bulunmayan bir telefondan yapıldığı anlaşıldı, arayan kişi de tespit edilemedi. Bir süre sonra, ilçede esnafı arayan kimliği belirsiz kişi, Öztürk ailesinin evine kebap, döner, tatlı siparişi vermeye başladı. Eve gelen esnaflara siparişleri olmadığını söyleyen Öztürk ailesi, ilçedeki esnaflara tek tek giderek durumu anlatarak adreslerine herhangi bir sipariş getirilmemesini istedi. Son olarak Öztürk ailesinin evine, taşınacağı yönünde çağrı yapıldığını belirterek bir taşıma firması geldi. Bunun karşısında şaşıran Öztürk çifti, tekrar karakola giderek şikayette bulundu. Ancak yine bir sonuç alınamadı.
'KAPIMA CENAZE ARACI GELDİ'
2 yıldır psikolojik olarak çok etkilendiklerini ve tedavi görmeye başladığını anlatan Elif Öztürk (36), karakol ve savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ancak sonuç alamadığını ifade etti. Öztürk, evine siparişlerin gelmeye devam ettiğini dile getirerek, korku içinde yaşadığını söyledi. Sokağa çıkarken tedirgin olduğunu anlatan Öztürk, "Benim film gibi hikayem var. 2 yıl önce saat 21.10'da kapımızın zili çaldı. 5 ay boyunca da böyle sürdü. Her gün aynı saatte zili çalıp kaçtılar Çocukların yaptığını düşünerek umursamadık ama her gün aynı saatte olmasıyla tedirgin olduk. Sonra bir gün damda uyurken, kapıya cenaze aracı ve polis geldi. Bize evde bir çocuğun düşerek öldüğü yönünde ihbar yapıldığı söylendi. Herhangi bir olumsuz durum olmadığını söyledik. Bu olaydan bir süre sonra bu kez yangın ihbarı yapılmış ve evimize itfaiye araçları geldi. Daha sonra kalp krizi ihbarı ile ambulanslar yolladılar. Bir süre böyle devam ettikten sonra ilçedeki esnafları arayarak evime siparişler göndermeye başladılar. Kebap, döner, tatlı aklınıza ne geliyorsa eve sık sık siparişler gelmeye başladı. Her gelene durumumu anlatıp geri gönderdik. Eve odun kömür bile göndertmiş. Su satan esnaftan damacana ile su sipariş ediyorlar. Son olarak da bir nakliye firması geldi evi taşıyacağımızı söylemişler" diye konuştu. 'DEPREMDE EVİM YIKILDI DİYE ARAMIŞ'
Elif Öztürk, deprem günü dahi insanların canı ile uğraşırken, evlerinin yıkılıp, kendilerinin enkazda kaldığı yönünde ihbar yapıldığını belirterek, "Deprem günü bile evimin yıkıldığını ihbar etmiş. Hiç vicdan yok bunda, o gün mahşer günü gibiydi herkes sokaklarda canı ile uğraşırken, bizim evin önüne ekipler geldi. O gün bile arayıp adresimi vermiş benim de enkazda kaldığımı söylemiş. Ne amaçla yapıyor neden yapıyor bilmiyorum. Şüphelendiğimiz hiç kimse de yok. Bizim kimse ile bir sorunumuz yok, kendi halinde insanlarız. Ben anneyim, sadece yardım istiyorum. Bu kimse bulsunlar ve ceza versinler" dedi. 'ÖLÜM İLANI BİLE VERDİLER'
Elif Öztürk, sosyal medya hesaplarından kendisinin ölüm haberlerinin paylaşıldığını ve tüm komşularının paylaşımın ardından evine geldiğini de anlatarak, "Nizip'te ilçedeki haberlerin paylaşıldığı bazı sosyal medya hesaplarından benim öldüğüm yönünde haber paylaştırdı. Paylaşımda cenaze defin saati ve taziye yeri bile yazılmıştı. Bunu gören yakınlarım ve komşularım eve geldi. Akrabalarım, komşularım herkes beni aramaya başladı. Beni, diri diri gömdürdü. Yine başka hesaplardan iletişim numaramı paylaşarak evimin satılık ilanı verildi. Polise, savcılığa suç duyurusunda bulundum. Ancak hatsız telefonlardan ihbarlarda bulunuyormuş, esnafı da ya özel numaradan ya da sabit hatlardan arıyormuş. Bu durum bende panik atak başlattı, psikolojik tedavi görmeye başladım. Sokaktan bir ambulans, polis aracı sesi duyunca bile korkuyorum. Çocuklarımı dahi okula götürürken, tedirgin olmaya başladım. Bunu kim yapıyor bilmiyorum ama bir an önce bu sorunun çözülmesini istiyorum" ifadelerini kullandı. TAZİYE YEMEĞİ SİPARİŞ ETMİŞ
Şüphelinin ilçedeki bir kasabı arayarak, kayınbabası Şaban Öztürk'ün vefat ettiğini ve taziye için yemek siparişi ettirdiğini de belirten Elif Öztürk, "Eşimin adına taziyeleri var diye bir kasabı arayıp evime bin tane lahmacun yaptırılmış. Yemek hazırlanınca bize getirdiler. Bizim taziyemiz falan yoktu. Artık bizimle beraber esnaflar da mağdur olmaya başladı. Bizim kime ne zararımız oldu bilmiyorum. İnsan insana bunu yapmaz. Artık dışarı çıktığımda bile korkudan arkama bakarak yürüyorum" dedi. 'SİPARİŞİ CAMİ İMAMI OLARAK YAPTIRDI'
İlçede kasaplık yapan Memduh Ağbalık, bir kişinin iş yerinin sabit telefonunu arayarak, kendisini cami imamı olarak tanıttığını ve Öztürk ailesinin taziyesi için yemek sipariş ettiğini söyledi. Lahmacunu yapıp götürünce evde taziye olmadığını belirten Ağbalık, "İş yerini aradılar ve bize bin tane lahmacun yapmamızı, akşam 19.30'da da Öztürk ailesinin evine getirmemizi söylediler. Arayıp siparişi veren kişi, kendisini cami imamı olarak tanıttı. Zaten ona dayanarak güvendik ve yaptık. Yemeği yaptıktan sonra eve gittik kapıyı çaldık ve durumu öğrendik. Sosyal medyada da bu durumu paylaştım. Yaptığımız lahmacunları da mecburen dağıttık" diye konuştu.Öztürk ailesinin komşuları ise yaşadıkları sokağa itfaiye, polis ve ambulans gelmesiyle tedirgin olduklarını ancak ihbarların asılsız olduğunu ifade etti. Görüntü Dökümü
------------------------
- Öztürk ailesinin evi
- Elif Öztürk ile röp.
- Esnaflar ile röp.
- Genel ve detaylar
Haber:Kadir GÜNEŞ - Kamera:GAZİANTEP - DHA
===================================
3) YAŞAMA ŞANSI YÜZDE 1 DENİLEN KUZEY DENİZ OKULLU OLDU: DOKTOR OLACAĞIM
ADANA'da 2019'da lösemi teşhisi konulan ve 1 yıl sonra Yunanistan'dan gelen kök hücreden nakledilen ilikle sağlığına kavuşan Kuzey Deniz Şengezer (7), bu yıl ilkokula başladı. Doktorların hastalığının teşhisi sonrası yaşama şansının yüzde 1 olduğunu söylediği Kuzey Deniz, "Büyüyünce doktor olup hastanedeki lösemili kardeşlerimi iyileştirmek istiyorum" dedi. Mayıs 2019'da yüksek ateş şikayetiyle hastaneye kaldırılan Özgül (34) ve Gürcan Şengezer (34) çiftinin 4 yaşındaki oğulları Kuzey Deniz'e, 'akut lenfoblastik lösemi' teşhisi koyuldu. Kemoterapi tedavisi gören Kuzey'in hastalığına tek çarenin kök hücre nakli olduğunu öğrenen Şengezer çiftine müjde Yunanistan'dan geldi. Yunanistan'ın Girit Adası'ndaki Hanya kentinde yaşayan Andreas isimli gencin iliğinin Kuzey'e yüzde 90 uyumlu olduğu tespit edildi. YUNANİSTAN'DAN GELEN İLİKLE HAYATA TUTUNDU
Sağlık Bakanlığı ve İstanbul Üniversitesi Kök Hücre Bankası'nın girişimleriyle Andreas'tan alınan ilikler kara yoluyla İstanbul'a, buradan da Adana'ya getirildi. Eksi 170 derecenin altında dondurulan kök hücreler, 20 Mayıs 2020'de Adana'da özel hastanede gerçekleşen operasyonla Kuzey Deniz'e nakledildi. Operasyonun ardından hastanede tedavisi ve gözetimi süren Kuzey Deniz, taburcu olup sağlığına kavuştu. 'KANSER DEĞİL, BİZ GÜÇLÜYÜZ'
Operasyondan 3 yıl sonra Kuzey Deniz, bu yıl ilkokul 1'inci sınıfla eğitim-öğretim hayatına başladı. Seyhan ilçesindeki Cebesoy İlkokulu'nda arkadaşlarıyla birlikte dersbaşı yapan Kuzey Deniz, okulunu çok sevdiğini söyledi. Duygularını DHA'ya anlatan Kuzey Deniz, "Okul çok güzel gidiyor. Arkadaşlarımla çok güzel etkinlikler yapıyoruz. Onları ve öğretmenimi çok seviyorum. Buradan sesleneyim. Herkesin lösemi hastası kardeşlerime kan bağışı yapmasını istiyorum. 3 tüp kan, 1 candır. Kanser değil, biz güçlüyüz. Kan ver hayat kurtar, kan ver kahraman ol. Büyüyünce doktor olup hastanedeki lösemili kardeşlerimi iyileştirmek istiyorum" dedi. 'UMUTLARINI HİÇ KAYBETMESİNLER'
Oğlunun çok kısa sürede okula adapte olduğunu ve her gün büyük heyecanla sınıfına geldiğini anlatan Özgül Şengezer, "Kuzey Deniz, yüzde 1 yaşama şansıyla hayata tutundu. Diğer hastalara da umut oldu. Hayata sıkı sıkı tutunduk ve bırakmaya da hiç niyetimiz yok. Okula başladığı için en az oğlum kadar heyecanlıyım. Okula gelmek konusunda çok istekli, severek geliyor. Çok şükür bugünlere geldik. Lösemili hastalarımıza, umutlarını hiçbir zaman kaybetmemelerini söylemek istiyorum. Umut ettikçe mucizeler çiçek açar. Bizim çiçeğimiz her gün açıyor" diye konuştu. Sınıf öğretmeni Sabahattin Arlıoğlu ise "Kuzey Deniz, büyük bir mücadeleyi kazandı ve şimdi eğitim mücadelesi başladı. Önünde büyük sınavlar var. Eminim sıkı çalışarak başarılı olacaktır" ifadelerini kullandı.
DHA
GAZİANTEP'in Nizip ilçesi'nde yaşayan Öztürk ailesi, 2 yıldır sürekli yapılan asılsız ihbarlar, ölüm ilanları, siparişler nedeniyle sorun yaşamaya başladı. Sık sık 112'ye yapılan ihbarlar nedeniyle itfaiye, polis, ambulans ve cenaze aracı gelen evine, esnaf tarafından da kimliği belirsiz kişilerce sipariş edilen yemek ve tatlı göndermesinin psikolojisini bozduğunu anlatan Öztürk ailesi, sürekli polise şikayette bulunmalarına rağmen sonuç alamadıklarını ifade etti. Nizip İlçesi Şıhlar Mahallesi'nde yaşayan 3 çocuk sahibi İbrahim Rauf-Elif Öztürk çiftinin, 2 yıl önce her akşam 21.10'da kapılarının zili çalmaya başladı. Her gün kapıya baktığında kimsenin olmadığını gören çift, çocukların oyun oynadığını düşünerek önemsemedi. Daha sonra 112'ye Öztürk ailesinin adresi verilerek yangın, kalp krizi, kavga, fuhuş gibi ihbarlarda bulunuldu. Polis, itfaiye, sağlık ve cenaze araçlarının sık sık geldiği adreste herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadı. Öztürk ailesinin şikayetçi olmasının ardından yapılan araştırmada ise ihbarların sim kart bulunmayan bir telefondan yapıldığı anlaşıldı, arayan kişi de tespit edilemedi. Bir süre sonra, ilçede esnafı arayan kimliği belirsiz kişi, Öztürk ailesinin evine kebap, döner, tatlı siparişi vermeye başladı. Eve gelen esnaflara siparişleri olmadığını söyleyen Öztürk ailesi, ilçedeki esnaflara tek tek giderek durumu anlatarak adreslerine herhangi bir sipariş getirilmemesini istedi. Son olarak Öztürk ailesinin evine, taşınacağı yönünde çağrı yapıldığını belirterek bir taşıma firması geldi. Bunun karşısında şaşıran Öztürk çifti, tekrar karakola giderek şikayette bulundu. Ancak yine bir sonuç alınamadı.
2 yıldır psikolojik olarak çok etkilendiklerini ve tedavi görmeye başladığını anlatan Elif Öztürk (36), karakol ve savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ancak sonuç alamadığını ifade etti. Öztürk, evine siparişlerin gelmeye devam ettiğini dile getirerek, korku içinde yaşadığını söyledi. Sokağa çıkarken tedirgin olduğunu anlatan Öztürk, "Benim film gibi hikayem var. 2 yıl önce saat 21.10'da kapımızın zili çaldı. 5 ay boyunca da böyle sürdü. Her gün aynı saatte zili çalıp kaçtılar Çocukların yaptığını düşünerek umursamadık ama her gün aynı saatte olmasıyla tedirgin olduk. Sonra bir gün damda uyurken, kapıya cenaze aracı ve polis geldi. Bize evde bir çocuğun düşerek öldüğü yönünde ihbar yapıldığı söylendi. Herhangi bir olumsuz durum olmadığını söyledik. Bu olaydan bir süre sonra bu kez yangın ihbarı yapılmış ve evimize itfaiye araçları geldi. Daha sonra kalp krizi ihbarı ile ambulanslar yolladılar. Bir süre böyle devam ettikten sonra ilçedeki esnafları arayarak evime siparişler göndermeye başladılar. Kebap, döner, tatlı aklınıza ne geliyorsa eve sık sık siparişler gelmeye başladı. Her gelene durumumu anlatıp geri gönderdik. Eve odun kömür bile göndertmiş. Su satan esnaftan damacana ile su sipariş ediyorlar. Son olarak da bir nakliye firması geldi evi taşıyacağımızı söylemişler" diye konuştu. 'DEPREMDE EVİM YIKILDI DİYE ARAMIŞ'
Elif Öztürk, deprem günü dahi insanların canı ile uğraşırken, evlerinin yıkılıp, kendilerinin enkazda kaldığı yönünde ihbar yapıldığını belirterek, "Deprem günü bile evimin yıkıldığını ihbar etmiş. Hiç vicdan yok bunda, o gün mahşer günü gibiydi herkes sokaklarda canı ile uğraşırken, bizim evin önüne ekipler geldi. O gün bile arayıp adresimi vermiş benim de enkazda kaldığımı söylemiş. Ne amaçla yapıyor neden yapıyor bilmiyorum. Şüphelendiğimiz hiç kimse de yok. Bizim kimse ile bir sorunumuz yok, kendi halinde insanlarız. Ben anneyim, sadece yardım istiyorum. Bu kimse bulsunlar ve ceza versinler" dedi. 'ÖLÜM İLANI BİLE VERDİLER'
Elif Öztürk, sosyal medya hesaplarından kendisinin ölüm haberlerinin paylaşıldığını ve tüm komşularının paylaşımın ardından evine geldiğini de anlatarak, "Nizip'te ilçedeki haberlerin paylaşıldığı bazı sosyal medya hesaplarından benim öldüğüm yönünde haber paylaştırdı. Paylaşımda cenaze defin saati ve taziye yeri bile yazılmıştı. Bunu gören yakınlarım ve komşularım eve geldi. Akrabalarım, komşularım herkes beni aramaya başladı. Beni, diri diri gömdürdü. Yine başka hesaplardan iletişim numaramı paylaşarak evimin satılık ilanı verildi. Polise, savcılığa suç duyurusunda bulundum. Ancak hatsız telefonlardan ihbarlarda bulunuyormuş, esnafı da ya özel numaradan ya da sabit hatlardan arıyormuş. Bu durum bende panik atak başlattı, psikolojik tedavi görmeye başladım. Sokaktan bir ambulans, polis aracı sesi duyunca bile korkuyorum. Çocuklarımı dahi okula götürürken, tedirgin olmaya başladım. Bunu kim yapıyor bilmiyorum ama bir an önce bu sorunun çözülmesini istiyorum" ifadelerini kullandı. TAZİYE YEMEĞİ SİPARİŞ ETMİŞ
Şüphelinin ilçedeki bir kasabı arayarak, kayınbabası Şaban Öztürk'ün vefat ettiğini ve taziye için yemek siparişi ettirdiğini de belirten Elif Öztürk, "Eşimin adına taziyeleri var diye bir kasabı arayıp evime bin tane lahmacun yaptırılmış. Yemek hazırlanınca bize getirdiler. Bizim taziyemiz falan yoktu. Artık bizimle beraber esnaflar da mağdur olmaya başladı. Bizim kime ne zararımız oldu bilmiyorum. İnsan insana bunu yapmaz. Artık dışarı çıktığımda bile korkudan arkama bakarak yürüyorum" dedi. 'SİPARİŞİ CAMİ İMAMI OLARAK YAPTIRDI'
İlçede kasaplık yapan Memduh Ağbalık, bir kişinin iş yerinin sabit telefonunu arayarak, kendisini cami imamı olarak tanıttığını ve Öztürk ailesinin taziyesi için yemek sipariş ettiğini söyledi. Lahmacunu yapıp götürünce evde taziye olmadığını belirten Ağbalık, "İş yerini aradılar ve bize bin tane lahmacun yapmamızı, akşam 19.30'da da Öztürk ailesinin evine getirmemizi söylediler. Arayıp siparişi veren kişi, kendisini cami imamı olarak tanıttı. Zaten ona dayanarak güvendik ve yaptık. Yemeği yaptıktan sonra eve gittik kapıyı çaldık ve durumu öğrendik. Sosyal medyada da bu durumu paylaştım. Yaptığımız lahmacunları da mecburen dağıttık" diye konuştu.Öztürk ailesinin komşuları ise yaşadıkları sokağa itfaiye, polis ve ambulans gelmesiyle tedirgin olduklarını ancak ihbarların asılsız olduğunu ifade etti. Görüntü Dökümü
------------------------
- Öztürk ailesinin evi
- Elif Öztürk ile röp.
- Esnaflar ile röp.
- Genel ve detaylar
ADANA'da 2019'da lösemi teşhisi konulan ve 1 yıl sonra Yunanistan'dan gelen kök hücreden nakledilen ilikle sağlığına kavuşan Kuzey Deniz Şengezer (7), bu yıl ilkokula başladı. Doktorların hastalığının teşhisi sonrası yaşama şansının yüzde 1 olduğunu söylediği Kuzey Deniz, "Büyüyünce doktor olup hastanedeki lösemili kardeşlerimi iyileştirmek istiyorum" dedi. Mayıs 2019'da yüksek ateş şikayetiyle hastaneye kaldırılan Özgül (34) ve Gürcan Şengezer (34) çiftinin 4 yaşındaki oğulları Kuzey Deniz'e, 'akut lenfoblastik lösemi' teşhisi koyuldu. Kemoterapi tedavisi gören Kuzey'in hastalığına tek çarenin kök hücre nakli olduğunu öğrenen Şengezer çiftine müjde Yunanistan'dan geldi. Yunanistan'ın Girit Adası'ndaki Hanya kentinde yaşayan Andreas isimli gencin iliğinin Kuzey'e yüzde 90 uyumlu olduğu tespit edildi. YUNANİSTAN'DAN GELEN İLİKLE HAYATA TUTUNDU
Sağlık Bakanlığı ve İstanbul Üniversitesi Kök Hücre Bankası'nın girişimleriyle Andreas'tan alınan ilikler kara yoluyla İstanbul'a, buradan da Adana'ya getirildi. Eksi 170 derecenin altında dondurulan kök hücreler, 20 Mayıs 2020'de Adana'da özel hastanede gerçekleşen operasyonla Kuzey Deniz'e nakledildi. Operasyonun ardından hastanede tedavisi ve gözetimi süren Kuzey Deniz, taburcu olup sağlığına kavuştu. 'KANSER DEĞİL, BİZ GÜÇLÜYÜZ'
Operasyondan 3 yıl sonra Kuzey Deniz, bu yıl ilkokul 1'inci sınıfla eğitim-öğretim hayatına başladı. Seyhan ilçesindeki Cebesoy İlkokulu'nda arkadaşlarıyla birlikte dersbaşı yapan Kuzey Deniz, okulunu çok sevdiğini söyledi. Duygularını DHA'ya anlatan Kuzey Deniz, "Okul çok güzel gidiyor. Arkadaşlarımla çok güzel etkinlikler yapıyoruz. Onları ve öğretmenimi çok seviyorum. Buradan sesleneyim. Herkesin lösemi hastası kardeşlerime kan bağışı yapmasını istiyorum. 3 tüp kan, 1 candır. Kanser değil, biz güçlüyüz. Kan ver hayat kurtar, kan ver kahraman ol. Büyüyünce doktor olup hastanedeki lösemili kardeşlerimi iyileştirmek istiyorum" dedi. 'UMUTLARINI HİÇ KAYBETMESİNLER'
Oğlunun çok kısa sürede okula adapte olduğunu ve her gün büyük heyecanla sınıfına geldiğini anlatan Özgül Şengezer, "Kuzey Deniz, yüzde 1 yaşama şansıyla hayata tutundu. Diğer hastalara da umut oldu. Hayata sıkı sıkı tutunduk ve bırakmaya da hiç niyetimiz yok. Okula başladığı için en az oğlum kadar heyecanlıyım. Okula gelmek konusunda çok istekli, severek geliyor. Çok şükür bugünlere geldik. Lösemili hastalarımıza, umutlarını hiçbir zaman kaybetmemelerini söylemek istiyorum. Umut ettikçe mucizeler çiçek açar. Bizim çiçeğimiz her gün açıyor" diye konuştu. Sınıf öğretmeni Sabahattin Arlıoğlu ise "Kuzey Deniz, büyük bir mücadeleyi kazandı ve şimdi eğitim mücadelesi başladı. Önünde büyük sınavlar var. Eminim sıkı çalışarak başarılı olacaktır" ifadelerini kullandı.
DHA