İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirlerinin edindiği son dakika bilgilerine göre, dil ve konuşma terapisti Serkan Demir, çocuğun yalnızca konuşmamasını otizme bağlamanın yanlış olabileceğini belirterek asıl işaretin sosyal iletişimdeki güçlükler olduğunu söyledi. Demir, ailelere de oyun, sabır ve iletişim fırsatı sunma önerilerinde bulundu.

Dil ve konuşma terapisti Serkan Demir, otizmli çocuklarla yürütülen terapide ilk hedefin çocuğu konuşturmak değil, ortak algı, ortak dikkat ve bir ilgi alanı oluşturmak olduğunu söyledi. Çocuklarda ve yetişkinlerde görülen konuşma, dil, ses, yutma ve iletişim bozukluklarının değerlendirilmesi ve terapisiyle ilgilendiğini belirten Demir, amaçlarının bireylerin kendilerini daha rahat ifade etmelerini sağlamak ve iletişim becerilerini güçlendirerek yaşam kalitesini artırmak olduğunu kaydetti.

Otizm Ve Sosyal İletişim

Otizmi, doğuştan gelen, belirtileri erken çocukluk döneminde ortaya çıkan ve bireyin sosyal iletişimini, etkileşimini ve davranışlarını etkileyen nörogelişimsel bir bozukluk olarak tanımlayan Demir, tanı sürecinin ilgili alan uzmanları ve doktorlar tarafından yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Çocuğun doğrudan konuşmamasını otizme bağlamanın yanlış olabileceğini ifade eden Demir, isimle seslenildiğinde tepki vermeme, göz teması ve ortak dikkat becerilerinde sınırlı olmanın önemli belirtiler arasında yer aldığını aktardı.

Ailelere de önerilerde bulunan Demir, çocuklarla oyun oynamanın, onlarla konuşmanın ve onları dinlemenin önemine dikkat çekti. Demir, yaşa uygun bir oyun ortamı sunulması, günlük yaşamda iletişim fırsatları yaratılması, çocuğun isteklerinin hemen karşılanmak yerine sabır gösterilerek konuşması için fırsat verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Uzman Görüşü / Editöryel Değerlendirme

Otizm spektrum bozukluğu, erken çocukluk döneminde fark edilen ve sosyal etkileşim ile iletişim alanlarında belirgin farklılıklarla kendini gösteren gelişimsel bir durumdur. Uzmanlar, erken teşhisin ve bireyselleştirilmiş terapi programlarının çocukların gelişim süreçlerinde kritik bir rol oynadığını belirtmektedir.