• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Haberler
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Dünya
  • Asayiş
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Magazin
  • Spor
  • Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Eğitim Yerel Genel Çevre
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. Dünya
  3. Taşkent Katliamı'nde eşini kaybeden Emine Besim, katliamın yıldönümünde yaşadıklarını anlattı
Dünya
Yayınlanma: 14 Ağustos 2026 - 16:22
Güncelleme: 14 Ağustos 2026 - 18:07

Taşkent Katliamı'nde eşini kaybeden Emine Besim, katliamın yıldönümünde yaşadıklarını anlattı

Rum silahlı grupları ve EOKA-B militanları tarafından gerçekleştirilen Taşkent Katliamı'nın üzerinden 52 yıl geride kalırken Katliamda eşini kaybeden Emine Besim, yaşadıklarını ve katliam öncesi köyde yaşananları anlattı.

Dünya
14 Ağustos 2026 - 16:22
Güncelleme: 14 Ağustos 2026 - 18:07
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Taşkent Katliamı'nde eşini kaybeden Emine Besim, katliamın yıldönümünde yaşadıklarını anlattı
Rum silahlı grupları ve EOKA-B militanları tarafından gerçekleştirilen Taşkent Katliamı'nın üzerinden 52 yıl geride kalırken Katliamda eşini kaybeden Emine Besim, yaşadıklarını ve katliam öncesi köyde yaşananları anlattı.

Rum silahlı grupları ve EOKA-B militanları tarafından 14 Ağustos 1974'te Larnaka'nın Taşkent ve Terazi köylerini basarak yaşları 15 ile 70 arasında değişen 84 masum Kıbrıs Türkü'nü vahşice katlettiği Taşkent Katliamı'nın üzerinden 52 yıl geçti. Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde maruz kaldığı en acımasız saldırılardan biri olan katliamdan geride kalanlar yarım asırdı kapanmayan yarayı dün gibi hatırlıyor. Katliamda eşini kaybeden Emine Besim, yaşadıklarını ve katliam öncesi köyde yaşananları anlattı. Kıbrıs'ın Larnaka'ya bağlı Galavason köyünden Taşkent'e gelişlerinden Rumların köydeki silahları toplamasına, erkeklerin evlerinden alınmasından eşinin götürülmesine kadar yaşananları aktaran Besim, erkeklerin öldürüldüğünü henüz haber almadan önce gördüğü rüyayı da anlatarak "Hemen dedim ki 'Vurdular bizimkileri. Bu rüya değil, bu gerçek. Allah bana hissettirdi'" ifadelerini kullandı.

Galavason'dan kaçarak Taşkent'e geldiklerini belirten Besim, bazı kişilerin Tatlısu'daki akrabalarının yanına gittiğini, kendisinin ise eşi ve çocuklarıyla annesinin yanına geldiğini söyledi. Besim, "Galavason'dan kaçtık Taşkent'e geldik. Kimi Tatlısu'ya akrabalarının yanına gitti. Ben de eşimi, çocuklarımı aldım. Ben Taşkentliyim, annemin yanına geldim. Komşular korku içindeydi. Yardımcı olunsun, teşkilat kurulsun diye gençleri topladılar. Çünkü, Rumlar bizim o tarafa geçmemize izin vermezdi. 'Geçmeyin, bize bir hata yapmasınlar' derlerdi bizimkiler. Orta yerden dere geçiyordu, köy zaten bölünmüştü. O tarafta birkaç Türk vardı sadece, fazlası bizim taraftaydı" dedi. Köyde ortamın giderek gerildiğini anlatan Besim, "Ortalık kızışmaya başladı, korku başladı. Kimi siper hazırlığındaydı, kimi teşkilat için bir oraya bir buraya koşuyordu. Ansızın evimin yanında halay vardı. Teşkilat kuruldu. Ben evimden Rumların olduğu yeri görürdüm ama gizlice, belli olmazdı" diye konuştu. Yaşadıklarını anlatırken kendisini yeniden o günlerin içinde hissettiğini söyleyen Besim, "Şimdi konuşuyorum ama sanki orada yaşıyorum. Onları geçiriyorum aklımdan. Hiç korkmadım, korku da bana gelmezdi. Ama insanlar öyle ne yapacağını bilmeden koşturuyordu" ifadelerini kullandı.

Karşı tepede gördüğü silahı da anlatan Besim, "Avludan karşı tepeye baktım, üç ayaklı gördüm. O zamanlar gözlerim çok iyi görüyordu. Güneş doğduğunda parladı ve bir kişinin geçtiğini gördüm. Hüseyin Dayı'ya söyledim. 'Evin oradan bakınca üç ayaklı silahlardan gördüm' deyince o da bana, 'Biz dürbün ile göremedik, sen nasıl gördün?' dedi. Ben de 'İçime doğdu, gidip bakınca gördüm' dedim" diye konuştu. 1963'te geldiklerinde gençlerin mücahit olduğunu belirten Besim, "63'te geldiğimizde zaten gençlerin hepsi mücahitti. Hem işe gidiyorlardı sabahtan, nöbetleşe bazen gece, bazen gece gelirlerdi" dedi.

"Kimin silahı varsa polise teslim etsin dediler"

Rum polislerinin ansızın köyü bastığını anlatan Besim, silahların teslim edilmesinin istendiğini belirterek, "Ansızın Rum polisleri bastı. 'Kimin silahı varsa polise teslim etsinler, etmezlerse bulursak vuracağız' dedi. Bizde av tüfekleri vardı. Hepsi av tüfeklerini topladı. Aralarında bir Arap vardı, sanki şu an görüyorum. Allah tüketsin onları. Aldılar, topladılar. Mahallede kimin varsa tüfeğini aldılar. Kapımın önünden geçerken Rum güldü. Ben de dedim ki 'Bu güldü, kesin şeytanlık yapacaklar. Topladılar silahları, bizi de ayakaltına alacaklar" açıklamasını yaptı. Ardından gençlerin aranarak kilisede toplanmalarının istendiğini ifade eden Besim, "Kaçtılar. Sonra da gençleri aradılar, kilisede toplasınlar, konuşsunlar. Bizimkiler gitmedi, 'Bize bir şey yapacaklar' dediler" diye konuştu. Daha sonra Rumların, EOKA'cıların ve Rum askerlerinin köyü bastığını anlatan Besim, erkeklerin evlerden zorla toplandığını söyleyen Besim, "Sonra Rumlar, EOKA'cılar köyü bastılar. Rum askerleri de vardı. Kapı kapı gezdiler. Kimin evladı varsa hepsini topladılar. 14 yaşından 70 yaşına kadar evlere zorla girdiler" dedi. O sırada teyzesinin evinde olduğunu belirten Besim, teyzesinin 15 yaşındaki oğlunun da götürüldüğünü şu şekilde anlattı:

"Ben de teyzemlerdeydim. Teyzemin 15 yaşında bir oğlu vardı. Anriko geldi, belinden de silahı sallanıyordu. 'Bunun içinde saklı erkek var mı?' diye sordu. Teyzem de 'Yok' dedi. 'Senin dört çocuğun var, nerede?' diye sordular. O zaman 'Bunu alacağız' dedi. Oğlan annesinin üzerine sarıldı. Kısa şort giyiyordu, bacakları titriyordu. Teyzem, 'Bu çok küçük, ne istiyorsunuz daha?' deyince de 'Emziriyor musun?' deyip 'köpek' deyip ağır Rumca kelimeler söyledi. Sonra aldı çocuğu. Teyzemin diğer çocuklarını da çocuklar geçerken başka taraftaki Rumlar yakalamış. Alıp götürmüşler."

Teyzesinin eşinin eve döndüğünde çocuklarını göremediğini aktaran Besim, yaşananları şöyle anlattı: "Eniştem eve geldi. Evde boşluk görünce 'Çocuklar nerede?' dedi. Teyzem de 'Hepsini alıp götürdüler' dedi. Eniştem de 'Ben de gidiyorum, hepiniz hakkınızı helal edin' dedi. 'Helal olsun' dedi teyzem de. Eniştem tüm sağ kalan köylüye hakkını helal etti. Teyzem de 'Çocukları da aldılar, bari sen kal yanımızda, kimsemiz kalmadı' dedi. Eniştem de 'Evlatlarım gitti, ben de gidiyorum' dedi. Biz kaldık."

Rumların bütün evleri dolaşarak erkekleri topladığını söyleyen Besim, bazı kişilerin saklandığını, bazı ailelerin ise tehditler nedeniyle çocuklarını teslim ettiğini anlatarak, "Bütün evleri gezip topladılar. Bazısı saklandı. Biz nereden bilelim? Kimi gitti, evladını kendi teslim etti. 'Geriye Yunan askerleri ile geleceğiz, eğer bulursak gözünüzün önünde vururuz' deyince kadınlar korktu, teslim etti. Hepsini çıkardılar, götürdüler. Kardeşlerim, eşim de gitti. Biz sadece yaşlılar, kadınlar kaldık. Kadınlar ağlayıp bağırdı, kamplara götürecekler diye" ifadelerini kullandı.

Ertesi sabah bir otobüsün geldiğini ve erkeklerin otobüse bindirildiğini kendisinin görmediğini, köylülerden duyduğunu belirten Besim, "Ben görmedim, köydekiler anlattı. Bazı çocuklar 18-19 yaşındaydı. 70'lik, 60'lık babalar kaldı. Onlar da evlatları ile gitmek istediler ama Rumlar izin vermedi. Kamplara gidecekler zannettiler" dedi. Besim, aynı gün akşamüstü saat 16.00 sıralarında başka bir otobüsün daha geldiğini ve ateşkes olmasına rağmen erkeklerin götürüldüğünü ifade ederek, "Akşamüzeri dört gibi başka otobüs geldi. Aslında o an ateşkes olmuştu ama onları da aldılar. Oğlum 12 yaşındaydı. Babası dedi ki, 'Kaç, annene söyle, biz Leymason'a gidiyoruz, üzülmesin.' Çocuk eve geldi, 'Anne, gittiler' dedi. 'Sakın gitme o tarafa' dedim, gitmedi. Yanımızdan gitmezdi. Ben o an hissetmedim onları öldüreceklerini."

"Rüyamda silah ile taradılar"

Erkeklerin götürülmesinin ardından köyde kadınlar ve çocukların kaldığını anlatan Besim, herkesin büyük bir belirsizlik ve korku içerisinde olduğunu "Artık herkes perişan oldu. Kimse kalmadı, arayan soran yok. Kimse bilmiyordu ki böyle olacağını. Herkes kimin kime nazı geçerse bir oldu ama korku var tabii ki içlerinde. Ben size anlatıyorum ama o taraftayım şu anda" sözleriyle anlattı. Erkeklerin bulunduğu evleri gösteren Rum'un daha sonra kendisini savunduğunu anlatan Besim, "Gelen Rum bizi tanıdığı için gösterdi, kimin çocuğu var diye. Ama 'Ben suçlu değilim' demiş, 'Başkaları aldı' dedi. Ben hiç sormadım. Benim yüreğim dayanmıyor. Allah sizlere ömür versin" dedi.

Çocuklarıyla birlikte başka bir eve yerleştiklerini anlatan Besim, o gece gördüğü rüyayı ise şu sözlerle anlattı:

"Çocuklarımız ile yerleştik birilerinin evine. Ben 'Rahat etmem başkasının evine' deyince, 'Başımızda erkek yok' dedi annem. Bir yorgan alıp gittik. Orada da var başka komşular. Odada korkuyla yattık" dedi. Uykuya daldıktan sonra rüyasında erkeklerin silahla tarandığını gördüğünü söyleyen Besim, "Yatıp uyuyakaldım. Sabah oluyordu. Benim gece rüyama geldi, silah ile taradılar. Ben uykumda gördüm. Üç kere 'Allahuekber' dedim, ellerim duada kaldı. Uyandığımda ellerim açık, duadaydı" dedi.

Besim, uyandığı anda eşinin ve diğer erkeklerin öldürüldüğüne inandığını belirterek "Hemen dedim ki 'Vurdular bizimkileri. Bu rüya değil, bu gerçek. Allah bana hissettirdi.' Yavaş yavaş çocukların yanından çıkıp eve gittim, korkmadan. Eve gittim, kapıyı açınca dolabı açtım, kıyafetlerini görünce 'Sizi öldürdüler, kıyafetleriniz mi kaldı?' dedim" ifadelerini kullandı. Çığlıklarını duyan mahallelinin toplandığını anlatan Besim, teyzesine de gördüğü rüyayı anlattığını dile getirerek, "Çığlık çığlığa mahalle toplandı. Teyzem de geldi. Teyzeme dedim ki 'Öldürdüler onları.' Teyzem de 'Kampa aldılar onları' dedi. Ben de 'Öldürdüler, rüyamda gördüm' dedim. Teyzemin dört çocuğunu ve eşini de almışlardı. Gavurlar bile geldi çığlığıma. İki İngiliz bile beni zapt edemedi" dedi. Bir hafta sonra üç kişinin kamplara giderek götürülenleri aradığını belirten Besim, hastanede çalışan bir köylülerinden gerçeği öğrendiklerini "Köylümüz vardı hastanede çalışan o tarafta. Bizim giden ihtiyarı görünce 'Dayı, onları aynı gün öldürdüler. Beklemeyin, hepsi ölüdür' dedi" ifadelerini kullandı. Haberi alan ihtiyarların köye geri döndüğünü anlatan Besim, "İhtiyarlar sonra geri geldi bağırarak, 'Ah evlatlar, size nasıl kıydılar, nasıl can verdiniz?' diye. Bütün insanlar toplandı. Bayılanlar, yerlerde yuvarlananlar ama kimse kimseye bakmazdı ki, istersen öl. Köyümüz yokuş aşağı, bağırmaktan başka bir şey yapamadık" ifadelerini kullandı. Besim daha sonra rüyasında gördüklerini anlatarak katliam sırasında 33 yaşında olduğunu söyleyen Besim, daha sonra İngilizlerin bölgeye geldiğini ve Rauf Denktaş'ın yaşananlardan haber aldığını şu şekilde anlattı:

"İngilizler geldi de yerleşti. Denktaş haber aldı. İngilizler demiş ki 'Gidip toplayın oradaki kadınları, eğer bir şey olursa savaş buraya da sıçrar.'"

"Eşim gibi bir daha gelmez dünyaya"

Eşini anlatırken duygulanan Besim, "Eşim çok iyi biriydi. Uçan kuşu evlatlarına getirdi. Bir elmaya bütündük. O da aynı, herkes de aynı. Ne iyilik varsa onun üzerinde vardı" dedi. Eşinin kaybının ardından geçen yılları gözyaşıyla geçirdiğini belirten Besim, "Onsuz kaç sene var. Buraya geçtik, 51 senedir gözyaşı döküyorum. Ne düğüne, ne gezmeye, ne de başka yere. O kadar davet oluyor, askerlerin Allah ömür sağlık versin milletimize, davetli gelirler. Hiçbir yere gitmedim. Bu köyden dışarı çıkmadım ama çok çektik büyüyene kadar. Paran varsa ne yapacaksın? Eşim gibi bir daha gelmez dünyaya. Allah bir daha başımıza getirmesin" ifadelerini kullandı. Besim, gördüğü rüyaların kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirterek Atatürk ve Türk bayrağıyla ilgili gördüğü başka bir rüyayı ise, "Benim rüyalarım yalan değil. Bu bayrağı söyleyeceğim. Dedim ki ben Atatürk'ü gördüm yüksek bir tepede, asker kıyafetleri ile giyinmiş. Sol omzunda uzun bir mertek, hâlbuki bayrak. Ben nereden bilirim bayrağı buraya dikecekler? 'Biz buradan kaçacağız' dedim" sözleriyle anlattı.

Daha sonra bölgeden ayrıldıklarını anlatan Besim, "İngiliz büyük otobüsleri geldi, bizi içine koydu. Baktım, rüyamda gördüğüm tepe. 'Atatürk'ü gördüm' dedim. Buraya geldik işte. Zaman geçti, Atatürk'ü diktik buraya" diye konuştu. Besim sözlerini şu şekilde tamamladı:

"Onlar ile birlikte yaşamak olmayacak. O tarafı da alacağız, Allah isterse. Bir yol var, onun orada ağaç var. Gavur oraya silah koydu, harnup ağacı. Onun oraya Atatürk imzasını attı. O yere imza attı mı, atmadı mı? Nasıl bu bayrak dikildi buraya? Ben ölürsem söylesin herkes, o köyü alacağız. Nereye giderlerse gitsinler, şeytan onları dürtecek."


İHA
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
ABD'de aynı gün planlanan 3'üncü idam cezası da gerçekleşti
ABD'de aynı gün planlanan 3'üncü idam cezası da gerçekleşti
KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: "Burada yatan her bir şehidimiz, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların ve ödediği ağır bedellerin en somut göstergesidir"
KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: "Burada yatan her bir şehidimiz, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların ve ödediği ağır bedellerin en somut göstergesidir"
Tayland Başbakanı'nın kullandığı uçağa F-16'lar eşlik etti
Tayland Başbakanı'nın kullandığı uçağa F-16'lar eşlik etti
Rusya, ABD'den Ukrayna'nın saldırılarına dahil olmasına ilişkin açıklama talep etti
Rusya, ABD'den Ukrayna'nın saldırılarına dahil olmasına ilişkin açıklama talep etti
Son Haberler
Kilis'te metruk evde yangın
Kilis'te metruk evde yangın
Sosyal medya üzerinden organize suç örgütünü öven şahıs gözaltına alındı
Sosyal medya üzerinden organize suç örgütünü öven şahıs gözaltına...
Etimesgut'ta merdiven altı üretime operasyon: 1 gözaltı
Etimesgut'ta merdiven altı üretime operasyon: 1 gözaltı
Büyükşehir'den Yavuzselim'e altyapı hamlesi
Büyükşehir'den Yavuzselim'e altyapı hamlesi
Bolu'da 112 camide temizlik seferberliği
Bolu'da 112 camide temizlik seferberliği
Kırıkkale'de aranan 2 hükümlü yakalandı
Kırıkkale'de aranan 2 hükümlü yakalandı

Ana Sayfa
Haberler
Ekonomi
Siyaset
Dünya
Asayiş
Sağlık
Yaşam
Magazin
Spor
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Eğitim
Yerel
Genel
Çevre
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Asayiş
  • Bilim ve Teknoloji
  • Çevre
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Genel
  • Magazin
  • Sağlık
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Nethaber.com.tr "AA - İHA - DHA" ajansları abonesidir. Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz. Copyright © 2018-2022 Nethaber.com.tr Tüm Hakları Saklıdır.

Marka Flower Çiçekçi