İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirlerinin edindiği son dakika bilgilerine göre, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi basını, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) doğal gaz sevk etmek amacıyla yürüttüğü boru hattı projesinde kritik bir aşamaya geçildiğini bildirdi. Rum basınına yansıyan haberlerde, Antalya Hidrografi İstasyonu tarafından yayımlanan yeni NAVTEX duyurusu doğrultusunda, projenin kesin güzergahını tespit etmeye yönelik mühendislik ve teknik çalışmaların hız kazandığı ifade edildi.

Dört Gemi Görevlendirildi


Antalya İstasyonu’nun 1049/26 numaralı NAVTEX duyurusuna dayanarak aktarılan detaylarda, R/V Denar Pathfinder, Denar Echo, Denar Explorer ve Kırıcı isimli gemilerin 26 Ekim ile 31 Aralık 2026 tarihleri arasında Akdeniz’deki 12 koordinatta bilimsel araştırma ve su altı çalışmaları yürüteceği kaydedildi. Sismik araştırmalarını tamamlayan Oruç Reis’in yeni programda yer almadığı, bunun yerine farklı teknik donanımlara sahip bu dört geminin görevlendirilmesinin projenin inşaat öncesi hazırlıklarını gösterdiği belirtildi. Görevlendirilen deniz araçlarının deniz tabanı haritalandırması, jeoteknik incelemeler ve boruların yerleştirilmesi için gerekli mühendislik verilerini toplayacağı aktarıldı.

Anamur İle Teknecik Arasında Uzanacak


Planlanan doğal gaz boru hattının Mersin’in Anamur ilçesinden başlayarak KKTC’deki Teknecik bölgesine bağlanması öngörülüyor. Yaklaşık 101 kilometre uzunluğa sahip olması planlanan hattın 97 kilometresinin deniz altından, 4 kilometresinin ise karadan geçeceği ifade ediliyor. Projeyle birlikte adanın enerji arz güvenliğinin artırılması ve elektrik üretiminde doğal gaz kullanımının yaygınlaştırılması hedefleniyor. Türkiye’nin hamlesinin ardından Larnaka’daki Rum Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi’nin de aynı tarihleri kapsayan karşı NAVTEX yayımladığı bildirildi.

Uzman Görüşü / Editöryel Değerlendirme


Doğu Akdeniz’deki enerji nakil hatları projeleri, bölgedeki stratejik dengeler ve kıta sahanlığı iddiaları açısından uluslararası diplomasi ve deniz hukuku bağlamında yakından takip edilmektedir. Türkiye ve KKTC arasında planlanan bu tür altyapı projeleri, adanın enerji ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra bölgesel entegrasyon süreçlerinde de teknik birer adım olarak değerlendirilmektedir.